Doğa, ondan aldığımız her şeyi bize geri verecek

25.08.2015 09:58:36
A+ A-

Bizde gölge eden ağacı keserler.

Çay tarlasına gölge eder keserler; evin önüne gölge eder, evi kapatır derler keserler; karşı köyü göremiyoruz derler koca koca yıllanmış gürgen ağaçlarını keserler.

Bizde gölge etmeyen ağacı da keserler.

Bir işe yaramıyor, meyve de vermiyor der keserler; kızılağaç bu, tohumu düştüğü yerde hemen filizlenir der keserler.

Bizde yeni yeni filizlenen ağacı da keserler.

Çay tarlasının içinde ne işi var bu ağacın der kökünü koparırlar; fasulyelerin yanına destek lazım der yeni yeni  fidanları "tabiri geldiği yerden alalım, dal gibi fidanları" keserler.

Ve siz bunlardan birine ses çıkarın bakalım, hele bir ses çıkarın. Size burda neler olduğunu anlatamam fakat bu yazıyı okuyan tüm karadenizliler, toprağa eli değmiş olanlar bilir neler olduğunu. Karadenizlinin o lanet inadını, dediğim dedik tavrını. Alacağınız cevap  ya "anlamadığın işe karışma" ya da "kes sesini de yürü tarlaya" olur.

Ve yine o kadar ilginçtir ki siz ne kadar doğadan alırsanız alın Karadeniz'de doğadan aldığınızın on katını doğa size geri verir. Bu bazen ağaç olur, bazen sel, baskın, heyelan veya bir başka felaket.

Aşık Veysel de şöyle der bir dizesinde.

"Karnın yardım kazmayınan belinen

Yüzün yırttım tırnağınan elinen

Yine beni karşıladı gülünen

Benim sâdık yârim kara topraktır"

Biz ne yaparsak yapalım, nasıl zarar verip yok etmeye çalışırsak çalışalım, her kestiğimiz ağacın yerine yenisi çıktı, bizim açtığımız yaraları çalı ile çırpı ile diken ile kapattı.

İşte tüm bunları yapabilen doğa ana yeri geldiğinde doğal felaketlerle gelmesini de bildi.

Yıllardır bu gibi nedenler vardı, şimdi de devlet eliyle doğaya edilen müdahaleler var.

HES'ler var mesela.

Koca koca dereleri kurutup yatağından aldıkları suları dağlar aşırıp başka yerlere taşıyorlar. Önceden taş üstünden atlayarak geçemediğimiz derelerden şimdi yürüyerek geçebiliyoruz. 

Önceden içine balıklama atlayıp yüzdüğümüz derede şimdi balık bile yüzemiyor, o derece küçülmüş; o derece kurumuş.

Hayretler içerisinde durup izliyorum, ne oldu da bu dereler böyle kuruyabildi. Koca dere yatağı, suyu çekilmiş, adeta bir Sahra çölü, adeta kurak bir bozkır. Tek fark çevresindeki yeşil ağaçlar.

"Deniz bir gün ondan aldıklarımızı bize geri verecek "

Sahilleri doldura doldura denizi de yok edeceğiz elimizden gelse. Dereler artık denize mi karışıyor, yoksa deniz mi büyüyüp dere yataklarına doğru genişliyor bunu henüz çözemedik. Ama doğaya bunları yapanlar tabi ki biliyor bunun nedenini.

Çünkü deniz, ondan aldığımız her şeyi bir gün bize geri verecek. 

Haberlerde Hopa'da arabaların boyunu geçen suları görünce bunlar aklıma geldi. Ve çocukluğumun, ömrümün 18 yılının geçtiği yerde bu derece bir felaket görmemişken olanlar karşısında hayretler içine düştüm.

Evin önü veya çay tarlası açılsın diye kesilen ağaçların kıymeti, o ağaçların yerleri heyelanla yer değiştirince anlaşıldı.

Doğa ondan aldığımızı geri verdiyordu bize. Hep filiz verecek hali yoktu ya.

Sezai Akbıyık

sezaiakbiyik@gmail.com

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.