Doğada Philips Eğrisi

05.04.2014 05:26:26
A+ A-

Dünya nüfusu en güncel tahminlere göre 7 milyara ulaşmıştır. Dünya nüfusunu belli dönemlere göre analiz ettiğimizde nüfusun arttıkça bunla doğru orantılı olarak nüfus artışı da artmaktadır. Nüfus; matematiksel olarak üssel olarak artmaktadır.

1802 yılı: 1 milyar 

1927 yılı: 2 milyar

1961 yılı: 3 milyar

1971 yılı: 4 milyar

1987 yılı: 5 milyar

1999 yılı: 6 milyar

2011 yılı: 7 milyar

1800’den 1900’lere geçen yüz yıllık süreçte nüfus 1 milyar artarken, 1999 2011 yılları arası sadece 12 yılda 1 milyar artmıştır. Bu artışta teknolojinin gelişmesiyle beraber sağlık, beslenme, giyim, barınma gibi temel ihtiyaçların daha ekonomik ve kolay bir şekilde karşılanmasının katkısı büyük. Dünya nüfusunun sürekli artmasında tıp biliminde yaşanan gelişmelere paralel olarak insan ömrünün uzaması ve hastalıklara bulunan çözümlerin artması en önemli payı alıyor.

Dünya nüfusunun artması beraberinde büyük sorunları beraberinde getiriyor. Bazı biyologlar, matematikçiler ve istatistikçiler; doğal kaynakların hızla tükendiği günümüzde nüfus artışını insanlık açısından en büyük tehlike olarak görüyor. Ekonomide Philips Eğrisi işsizlik azalınca enflasyon artacağını savunuyor, doğada da nüfus ve kaynaklar arasında ters korelasyondan bahsetmek mümkün.

Avrupa’da yaşanan ve milyonlarca insanın ölümüne sebep olan veba salgının ardından karanlık çağın bitip, rönesansın başlaması bir çok bilim adamı tarafından azalan nüfusla ilişkilendiriliyor. Nüfusun azalmasıyla beraber doğal kaynakların eşit ve yeter bir şekilde insanlar tarafından paylaşıldığı ve bunun sonucu olarak gelen refahla beraber bilim ve sanat alanında büyük atılımların yapıldığı rönesans dönemine geçildiği savunuluyor.

Dünya Sağlık Örgütü, dünya nüfusundaki artışı düşürebilmek için özellikle de ülke ekonomisi tarıma dayalı ve buna bağlı olarak da yüksek nüfus artışına sahip olan Afrika ve Asya ülkeleri üzerinde çalışmalar yapıyor. Tabii ki dünya nüfusunu yavaşlatmak için dağıtılan prezervatif ve doğum kontrol hapından çok daha fazlasına gerek var.

Su kaynaklarının azalması, buzulların erimesi, deniz seviyesinin yükselmesi, orman yangınları, karbon salınımı, ozon tabakasının delinmesi, nükleer ve kimyasal tehditler, canlı türlerinin yok olması gibi birçok problemle boğuşan doğa bir taraftan da 7 milyar insana kaynaklarını sunmaya devam ediyor. Yine bazı bilim adamları 100 yıl sonra doğanın insanlara yetmeyeceğini ve bir nevi ”kıyamet” yaşanacağını tahmin etmektedirler. Bu tahminleri destekleyen bazı komplo teorileri de hali hazırda bulunmakta. Biyolojik ve kimyasal savaşların yapılacağını ve insanların genetiği değiştirilmiş ürünlerle yaşam süresinin azaltılacağı ve ya toplu bir şekilde öldürüleceğini söyleyen komplo teoricileri hiç de az değil. (Ülkemizde yaşanan kuş gribi salgınının bu şekilde bir saldırı olduğunu savunanlar var). Bir diğer komplo teorisi; günümüzde petrol için yapılan savaşların yerini gelecekte “SU” savaşlarına bırakacağı yönünde. Suyun petrolden daha önemli bir dünyayı hayal bile etmek çok korkutucu.

Bazı gerçek rakamları, tarihten örnekleri, doğada ki gelişmeleri ve komplo teorilerini bir arada görüp büyük resme bakıldığı zaman; dünya nüfusunun ve çevre sorunlarının yaratacağı sonuçların yakın gelecekte karşımıza çıkacağından şüphe yok.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.