Hepimiz çevreciyiz

05.06.2014 10:06:26
A+ A-

Ne pahasına olursa olsun sınırsız büyüme, sınırsız kalkınma ilkesiyle hareket eden neoliberal kapitalist sistem ve ülkemizdeki temsilcisi AKP iktidarı insanı, emeği ve doğayı acımasızca sömürmeyi, talan etmeyi sürdürüyor. Son olarak yaşanan Soma Katliamı bunun en somut örneği.

Ancak şu da bir gerçek ki, doğa katliamı ve talanı son yıllarda daha çok fark edilir oldu. Artık halk dağların, ormanların maden ve taş ocakları ile delik deşik edilmesine, termik santrallerle yaşamımızın karartılmasına, her derenin üzerine onlarca HES kurularak sularımızın kurutulmasına karşı ses çıkartıyor, yeter diyor.

5 Haziran tüm dünyada "Dünya Çevre Günü" olarak kutlanıyor. Dünya Çevre Günü'nü kutlarken halkın çevre sorunlarına, doğanın haklarına ne kadar duyarlı olduğunu gözden geçirelim.

Türkiye'de bu konuda yapılan fazlaca bir araştırma yok. KONDA geçenlerde, 2012 yılında yapmış oldukları geniş kapsamlı bir araştırmanın sonuçlarını paylaştı. Araştırma sonuçları oldukça ilginç kimi bulgulara işaret ediyor.

Araştırmaya göre halkın %35'i çevre konularına ilişkin genel bilgiye sahip. Bu konuda detaylı, doğru bilgiye sahip olanların oranı ise %25. Araştırmaya katılanların %54'ü çevre kirliliğinin nedeni olarak aşırı nüfus artışını görüyor. Halkın %25'i ise dünyanın kirlenip, kaynakların tükeneceğine inanmıyor, "her şey insanlık için" diyor.

Araştırmaya katılanların ekonomi ve çevre kirliliği ilişkisi konusunda kafaları biraz karışık. %42 oranında katılımcı çevreyi, ormanı koruyalım derken ekonomik olarak geri kalmak doğru değil diyor. Ancak aynı kişilerin sadece %19'u baraj yapmak için bazı bitki ve hayvan türlerinin feda edilebileceğini söylüyor. Ekonomik kalkınma için fabrika bacalarından çıkan dumanın havaya kirletmesine katlanmak gerektiğini düşünenler ise sadece %11. İnsanlar, somut örnekler ortaya koyulduğunda çevreye, doğaya sahip çıkıyorlar.

Halkın %74 gibi büyük bir çoğunluğu çevre kirliliğinin nedeninin, büyük şirketlerin kaynakları sınırsızca kullanmaları olduğunu belirtiyor. Aynı kişilerin %79'u cep telefonu kullanabilmek için çatıma baz istasyonu kurulmasını kabul etmem diyerek tutarlı davranıyor.

Ancak, halkın çöplerin ayrıştırılması konusunda pek duyarlı davrandığı söylenemez. Araştırmaya katılanların %79'u çöplerin tümünü aynı yere attığını söylerken, %18'i ayrıştırıp çöpe attığını, %3'ü ise cam ve kağıt konteyneri kullandığını belirtmiş. Bu konuda yerel yönetimlerin ve iktidarların yeterli çaba göstermediği anlaşılıyor. Plastik ambalaj ve pet şişe kullanmamaya dikkat edenlerin oranı ise sadece %30.

Araştırmaya katılanlara "çevreyi koruma adına ne yapıyorsunuz?" sorusu sorulduğunda alınan yanıtlar da pek umut verici değil. %32 ağaç dikerim, %23 temizlik faaliyetlerine katılırım, %10 bağış yaparım, %1,6 protesto eylemlerine katılırım derken %41 ise hiçbir şey yapmadığını belirtiyor. Yani pek çoğumuz bazı şeylerden şikayet ediyoruz ama, yaptığımız bir şey de yok.

Halkın nükleer santraller ve HES'ler konusunda ise daha duyarlı olduğu görülüyor. %63,4 oranında katılımcı riskli ise nükleer santral yapılmasın derken, %62,5 ise doğaya ve köylüye zarar veriyorsa HES yapımına karşı olduğunu ifade ediyor. Araştırma sonuçlarına göre ülkemizde çevre konusunda yeterli bilinç düzeyine henüz ulaşılamamış olmakla birlikte, halkın kafasında bazı soru işaretleri belirdiği ve bazı şeyleri sorgulamaya başladıkları anlaşılıyor. Özellikle Gezi direnişi ve Soma katliamı sonrasında bu konuda daha fazla ilerleme kaydedilmiş olacağını da düşünüyoruz.

Bu dünya sadece bizim değil, dünya üzerinde yaşayan tüm canlıların. İnsan dahil, doğanın bir parçası olan her varlığın hakları, canlı cansız öteki varlıkların haklarıyla sınırlı. Doğaya uyum ilkesi doğrultusunda ekolojik dengeyi ve gelecek kuşakların haklarını gözeten, doğayı koruyan, insan merkezli olmayan politikaların oluşması gerekiyor.

Kesin olan bir şey var ki, doğayı, dünyayı tüketirsek biz de tükeneceğiz.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.