Her yer şantiye herkes müteahhit

27.02.2014 22:37:31
A+ A-

Diyeceksiniz ki ülke gündemi bu kadar karışık bu kadar hararetliyken, bu adam da kalkmış neler anlatıyor. Öncelikle şöyle belirtiyim, bir Kadıköylü olarak bu yazıyı yazmak ve mümkün olabildiğince fazla kişiye duyurmak, doğduğum yaşadığım yere, ilk adımlarımı attığım sokaklara, bisiklete binmeyi öğrendiğim yollara kısaca kendime bir borcum. Çünkü bu gidişle sanırım 10 sene sonra kendi mahallemi tanıyamayacağım.

Özellikle İstanbul Anadolu yakasında kendisini yoğun olarak gösteren yıkımlar malesef bizlere yürüyecek kaldırım bile bırakmayacak seviyeye erişti zira nereye adım atsak bir inşaat var. Kadıköy’den dolmuşa binip Bostancı’da inen biri en az bir düzine inşaat görebilir. Ara sokaklardakileri de toplarsak sanıyorum üç haneli rakamlara gider. Size şöyle söyliyeyim, yazın tatilden döndüğüm zaman sadece bizim evin etrafında tam 3 tane bina yıkılıyordu.

16 Mayıs 2012 de kabul edilen ve 31 Mayıs 2012’de Resmi Gazete’de yayınlanan 6303 sayılı kanunla hayatımıza giren kentsel dönüşümün amacı aslında kanunda belirtildiği gibi deprem riskini önlemek olması gerekiyordu. Kanunun amaç ve tanım kısmı şöyle belirtilmiş: “Bu kanunun amacı; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemektir.”

Kanunda görüldüğü gibi iyileştirme veya yenileme seçeneği de mümkün, yani tarihi binalara, saraylara yapılan güçlendirme formülü uygulanabilir. Böylece şehir, kendisiyle özdeşleşmiş binalarıyla (Kalamış’ın 2-3 katlı apartmanları gibi) geleceğe ulaşmaya devam eder tıpkı Avrupa’da olduğu gibi. Dolayısıyla çok gerekli bir durum olmadan yıkılmaması gerekiyor eğer tarihi doku korunmak isteniyorsa. Şayet yıkılıyorsa da sosyal devlet anlayışı gereği kar amacı gütmeden o apartmanların tekrar aynı kat sayısına sahip olacak şekilde ve eski haline benzetilecek şekilde yıkılıp yeniden yapılması gerekiyor. Hiçbir maliki mağdur bırakmadan.

Ama malesef Sulukule ve Fikirtepe mağduriyetleri göz önüne alındığında bu belirttiğim konulara önem verilmediği görülüyor. Her zamanki gibi rant devreye giriyor ve Göztepe’deki meteoroloji arsasına kocaman dört tane gökdelen yapan zihniyeti besliyor. Sonra da ortaya tarihi dokuyla ve çevredeki binalarla hiç uyuşmayan metalik kocaman gökdelenler çıkıyor.

Yazıma son verirken bir konuya daha değinmek istiyorum. Bilenler bilir Feneryolu’nda meşhur Burç Siteleri vardır. Önünde de yani tren yolu tarafında büyük bir parkı var. Geçen hafta o parkın tam ortasından duvar örme çalışmaları vardı. Merak edip sorduğumda parkın öteki tarafının, yani demiryolu ile parkın arasında kalan alanın karayollarına ait olduğunu ve geçmişte Burç Sitelerinin kendi arsası olmadığı halde parkı tren yoluna kadar uzatmış olduğunu söylediler. Buraya kadar olağan gibi görülüyor fakat işin rengi sonra anlaşılıyor.

Yakınlarda yeni proje almış yıkılacak bir apartman var. Konuyu biraz daha kurcalayıp işçilere sorduğum zaman bu arsanın o yeni yapılacak residansa yol yapılacağı yanıtını alıyorum. Yıkılan apartmanın mevcut yolu dururken neden arsadaki ağaçları kesmek uğruna yeni bir yol yapmak istemesini aklım almıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.