İnsan hayatıyla kumar oynamak

20.10.2015 15:08:02
A+ A-

Günümüzde isminden çokça söz edilen nükleer enerji santrallerinin ne işe yaradığından bahsetmekte fayda var. Ana akım medyada, gazetelerde ve bilbordlarda sürekli olarak  gördüğümüz  nükleer enerji santrallerinin geçmişine bakalım.

Nükleer santrallerde enerji, istasyonun merkezindeki reaktörün içerisindeki üretilen ısıyla elde edilir. Bu ısı uranyum atomunun zincirleme tepkimeler vermesi sonucu elde edilir. Atomun çıkardığı ısı enerjisi yüksektir ama çıkardığı radyasyon çok daha fazla ve zararlıdır. Ancak özel odalarda veya kurşun geçirmez mezarlarda saklanabilir. Reaktörde açığa çıkan nötronları emme özelliği olan kontrol blokları vardır. Bu bloklardan çıkan ısı reaktörün etrafını saran çeşitli gazlar tarafından emilir. Isınan gaz  ısı değiştirici bölümündeki ufak boruların içindeki suya alınır.
  
Uranyum içindeki ısı verecek enerji bittikten sonra uranyum blokları soğuyuncaya radyasyon seviyesi düşünceye kadar suyun altında bekletilir. Su altındaki bekleme süresi bittikten sonra yapılan analizler sonucunda  radyasyon seviyesi yüksek olanlar ayrılır. Radyasyon seviyesi normal düzeye inen katı atıklar  toprağa gömülürken sıvı halde olanlar denizlere göllere veya akarsulara boşaltılır. Bu su ortamında yaşayan canlılar açısından bir katliamdır.
 
Reaktörlerden çıkan su sıcak olduğundan dolayı doğrudan alıcı ortama yani sulara karıştırılması o  sucul ortamda yaşayan canlıların sıcak su ortamında adapte olamaması sonucu hayatlarını kaybederler. Nükleer santrallerden çıkacak olan katı atıkların çevreye ulaşımı  rüzgarların ve yağmurlarında etkisiyle atmosfere taşınması  birde denizlere göllere akarsulara ve toprağa karışımı olur. Doğa olaylarıyla bitki örtüsüne ve sulara karışan radyo aktif maddelerin insan ve diğer canlıların vücutlarına girer.
  
1. Nükleer reaktörlerin çalışması sırasında atık olarak ortaya çıkan plütonyum üst düzeyde zehirli ve kanser yapıcıdır. Doğa bu plütonyumu 250 yılda bertaraf eder.
2. Açığa çıkan bir diğer radyoaktif maddede stronsiyum yağış yoluyla bitkilere oradan da hayvanların sütüne  geçerek insanlara bulaşır. Kan kanserine (lösemi) yol açar. Doğanın  stronsiyumu bertarafı 280 yıldır.
3. Sezyum ve iyot da besin yoluyla insan vücuduna girer ve Tiroid bezi kanserine çocuklarda büyüme aksaklıklarına ve genetik hastalıklara sebep olur.
1986 yılında Çernobil'de meydana gelen  Nükleer patlama sonucu etki alanına giren bölgelerde  radyasyonun etkisine  çok uzun yıllar rastlanmıştır. (Örneğin: Çernobil patlamasından sonra radyasyonun etkileri Türkiye'ye kadar ulaşmıştır Karadeniz'de yetişen çay ve fındık gibi ürünler uzun yıllar boyu ihracatı yapılamamıştır. Dönemin başbakanları ve bakanları diğer ülkelerin satın almadığı çayı ve fındığı boşa gitmesin diyerek Türkiye pazarına sunulmuştu. O dönemde ülkedeki çay ve fındık çok ucuzlamıştı.!)
 
Sonuç olarak nükleer santrallerin kurulumu uzun süren, yüksek maliyetli ve tehlikeli tesislerdir. Ömrünü dolduran  tesislerin sökülmesi işlemi de uzun süreli ve oldukça risklidir. Ayrıca dünyada şuana kadar  radyoaktif  atıkların güvenle saklanabilmesine yönelik herhangi bir formül ve tesis yoktur. ! 
 
Doğa olaylarının (deprem tsunami  vb) çokça yaşandığı  dünyamızda nüklleer santrallerin kaza  tehlikesi çok yüksektir. Fukuşima Nükeer Santrali 11 Mart 2011 yılında  Töhoku depremi ve tusunamisinde atmosfere radyoaktif madde salınımına sebep olan olaylar dizisidir. Uzmanlar çernobilden sonra en büyük ikinci Nükleer kaza olarak tanımlıyor.  
 
Örneğin: 1 saatte 7 defa salllanan Akdeniz'e (Mersin/Akkuyu), Karadeniz'de Hopa'daki sel felaketinin sebebi olan basit bir alt yapının dahi olmadığı Karadeniz'in incilerinden olan Sinop'a Nükleer Santral yapılacak ve daha bu iki santral kurulmadan 3. Nüklere Santralin de Kırklareli'nde İğneada'ya kurulma planları yapılıyor. İğneada Langoz Ormanlarında konaklayan ve yerleşik olarak yaşayan, 258 kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Ayrıca 670 çeşit bitki ve 668 tür yabani hayvanın bölgede yaşadığı belirtiliyor. İğneada dışında dünyada longoz ormanı olan Amazon'da ve Afrika'nın Kongo havzasında bulunuyor.
Enerji üretmek amacıyla canlıların hayatları hiçe sayılıp kumar oynanmaktadır. Sürdürülebilir enerji kaynakları dururken göz göre göre Nükleer tesis kurmak ahmaklıktır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI