İztuzu, sonsuzluk…

11.01.2015 03:13:16
A+ A-

Oraya, ağustos böceklerinin çığlığına gömülmüş gayet sıcak bir Ege gününün ortasında, Kaunos Kaya Mezarları’nı cephesine almış Dalyan’ın tekne-dolmuşlarından birine binip, sazlarla örülü su patikalarında geçen yarım saatlik olağanüstü bir gezintiden sonra ulaşmıştım. Sonra, okyanusla ilk kez karşılaşıyormuşçasına büyük bir heyecanın kucağında bulmuştum kendimi. Durmak bilmeksizin esen çılgın bir rüzgar, bütün bedenime küçük oklar misali saplanan binlerce kum tanesi, alabildiğine kumsal ve zincirlerinden boşalmışçasına deli-dalgalı deniziyle İztuzu. Artık, o deniz Ege değil, benim için okyanusun ta kendisiydi. Öyle olmasa da, orada geçen birkaç saat bana o dayanılmaz hafifliği yaşatmıştı.

Öyle ki, aradan geçen onca zamana rağmen, o anı düşününce aynı şeyleri hissedebiliyorum.

Dalgaların ve rüzgarın dansıyla büyüyen uğultuda-aslında uğultu denemez, bir senfoni- yanınızdakilerin söylediklerini duyabildiğiniz heceler kadar anlayabilmekle beraber, zaten o anladığınızı sandığınız heceler değil,  plajın verdiği ‘’sonsuzluk’’ hissidir umursayabildiğiniz tek şey. Tekrar anladım orada suyun, denizin ya da Ege’nin tarih boyunca neden bu kadar çok önemsendiğini; bir kıyı şeridi olarak nev-i şahsına münhasır dokusunu ve Ege Denizi’nin dizlerinin dibine uzanmış İztuzu’nun yalnızlığını izledim uzun uzun…

O kadar dalmışım meğer beni saran ve okyanus sandığım o manzaraya ki, plajın görevlilerinden biri beni üzerinde durduğum noktanın Caretta yuvası olduğunu konusunda uyarmıştı. Biliyordum İztuzu’nun Carettaların yumurtlama alanlarından biri olduğunu ama, onlarla tanışmamın da bu denli hızlı olacağını düşünmemiştim.

 İngiliz The Times gazetesi, 2008 yılında bu plajı “Avrupa’nın En İyi Açık Alanı” seçmişti ve burası için “İztuzu plajı Akdeniz’de ender rastlanan bir yer: çam ağaçlarıyla kaplı bir dağdan nehir ağzına uzanan, bir tek ev, dükkan veya otelin görünmediği 4.5 kilometrelik altın kum…” ifadelerini kullanmıştı. Abartı değil, plajda, plajı saran dalyan ve etrafındaki tepelerde, dağlarda yapılaşma namına hiçbir oluşum yoktu ve plaj, aslında bu haliyle anlatmaya çalıştığım yalnızlık ve huzur iklimini tek başına oluşturuyordu…

Sonra, çok sonra yani geçenlerde İztuzu’nun tesisleşmeye açıldığını duyunca, o saate kadar herkes için yakın anlamlar çağrıştırdığını düşündüğüm bu yer birilerine göre, denizin koynunda bütün çıplaklığıyla duran ve sahiplenilmeye-bakıma-değerlendirilmeye ihtiyaç duyan bir araziydi sadece. Aynı zamanda İztuzu, görünmeyen bu hasletleri yanı sıra başlı başına rant ve para demekti. Yani, İztuzu nöbeti tutan duyarlı insanlar için ‘’yavşak’’ ifadesini kullananların ve o yağmacılara bu icazeti veren üstün insanların ‘’doğa düşmanlığı’’ için en sembol mekandı. İvedilikle yok edilmeli, olmadı dönüştürülmeliydi.

Şimdilik, İztuzu Plajı’na tesis yapılabilmesine yönelik bütün kararlara yürütmeyi durdurma kararı verilmesi her şeyin bittiği ve kötülüklerin çok geride kaldığı anlamına gelmiyor. Birçok yürütmeyi durdurma kararı farklı farklı yerler için verilmiş olsa da yönetmelik ve yasalardaki değişikliklerle yürütmeyi durdurma veya iptal kararları delinip istenilen kötülük hayata geçirilebiliyor.

Yani, asıl tehlike henüz yaşanmamış olandır; hazırlıklı olun…

İztuzu Plajı bütün doğanındır, yapılaşamaz!

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.