Kamu hassasiyeti mi? "Ya her alanda direnmek ya da hiç direnmemek" Yırca ve ağaçlar

07.11.2014 21:03:40
A+ A-

Soma kimin ellerine bırakılmış böyle. Kimin açımasızlığı kol geziyor burada. İşçilerini öldürenler toprağınıda suyunuda öldürmek istiyorlar. Öldürdüler de, katlettiler de. Kolin gibi bir şirket elini kolunu sallaya sallaya gelip 6.bin ağacı kesiyor ve Danıştay ağaçlar kesildikten sonra durdurma kararı alıyor. Gerçekten bir komedi. Aslında bir dram bu ama işte kim anlar ki? Kimin umurundaki? Artık akıl alır gibi değil. Her geçen gün betonlaşan doğal alanlarımız zalimlerin, vandalistlerin kıyımına uğruyor. Orada burada "Kamu Hasasiyeti"nden bahseden "kravatlı adamlar"ın kamu hassasiyeti herhalde bankamatiklerinden ve otobüs duraklarından ibaret. Bu ülkenin derelerini sattılar,suyunu sattılar toprağını sattılar dağlarının karnını oyup çöle dönüştürdüler ve hala doymadılar. Karl Marx'ın dediği gibi "Gölgesini satamadıkları ağaçları kesiyorlar" işte Kamu hasasiyetli beyinler.

Somanın başına  neden bunlar geldi ki? Neden madenlerde öldürdüler onca işçimizi? Tarımı yok etmediler mi  bu ülkede, topraklarımızın çoğunluğunu özel şirketlere satmadılar mı? Ee şimdi kim kamu hassasiyetinden bahsederse dönüp kızasım geliyor. Bu kadar kör olmak için çok mu çalıştık hala aklım almıyor. Dozerler ve kepçelerle doğayı katledenler yarın öbür gün bu topraklar yok olduğunda acaba ne yapacaklar. Ne yapacağız biz? Her yer beton yığını olduktan sonra direnmenin mantığı ne yani?

Şimdi direneceksek hemen şimdi direnelim? Madem "Gezi" dedik, madem ağaçlar için direniş demiştik o zaman şimdi de ayağa kalmalı. Bedeli ne olacak ki? Korku mu? Ölüm mü? Hapis mi? Hepsini yaşamadık mı? Hepsini görmedik mi? Bu yüzden insanlar ölmedi mi? Kimden korkuyoruz? O zaman artık bir kaç ağaç için değil bütün doğa için direnmenin vakti gelmedi mi? Çelişmeyelim sevgili doğa severler direnişe inananlar. Çünkü doğaya saygı insana saygıdır.Bugün Yırca, Soma için değil derelerimiz için yok edilmek istenilen kültürlerimiz için, ağaçlarımız, toprağımız, vadilerimiz türkülerimiz, sokaklarımız, tiyatromuz ve sanatımız için de direnelim? Çelişmeyelim kendimizle. Nasıl Gezide direndikse Yırca için de direnelim. 6. bin ağacımız yok edildi? Direnmeliyiz. Direnmekten başka hiç bir şey kalmadı bu ülkede. Herşeyimizi aldılar, çaldılar bizden.  Direndikçe öğreneceğiz ve kazanacağız. Validebağ'da direndiğimiz için kazandık, Munzur'da direndiğimiz için kazandık. Ee o zaman neyi bekliyoruz hala. Soma'nın katillerine, 301 işçimizin katillerine, ağaçların katillerine karşı direnelim. Onlar hep oradan buradan çıkıp hiç utanmadan yollar yaptık, köprüler yaptık, AVM'ler yaptık diyip ağızlarında salyalar akıttıklarında biz duracakmıyız? Doğa böyle katledilecek mi sessiz sessiz?  Onlar bize  kalkınma masallarını anlattıklarında biz inanıp uyuyacak mıyız? Sizi bilemem ama ben uyumak istemiyorum artık. Eğer inanıyorsak direnmeye ya hep ya hiç ya her alanda direnmek ya da hiç direnmemek. Karar verelim artık.

Not: Bu ülkede "Doğa kıyımı" Kamu hassasiyetine dahil değildir. Sadece bankamatiklerimiz, otobüs duraklarımız, duble yollarımız, AVM'lerimiz ve çıkarlarımız Kamu hassasiyetine dahil olan konulardır.

Sonya BAYIK



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.