Kırkpınar'ı Nişantaşı'na benzetmek

09.12.2015 23:06:35
A+ A-

İslamiyet'i kabul etmemizin ardından "Camiler" inanç ve kültür hayatımızın tam merkezinde olan yapılar oldukları gibi sosyal hayatın da merkezinde yer alan kutsal mabetler olma özelliği taşımışlardır.
Minarelerinde okunan ve asla susturulamayacak olan "Ezan" sesi insanımızı ibadete davet eden bir çağrı olduğu kadar; asla indirilemeyecek olan bayrağımız gibi varlığımızı temsil eden en temel dini ritüellerimizden bir tanesidir.
O yüzden camilerin sosyokültürel hayatımızda hangi anlamları ifade ettiğinin detayına çok da fazla girmeye gerek olmadan şunu söyleyebiliriz ki; gelmiş geçmiş tüm Türk-İslam toplumları özellikle de şehirlerin, kasabaların, köylerin merkezlerine görkemli camiler yapmayı hayati önemde bir konu olarak değerlendirmişlerdir.
Sultan Ahmet Meydanı'ndaki Sultan Ahmet Camii, Tophane'deki Nusretiye Camii, Dolmabahçe'deki Valide Sultan Camii, Ortaköy'deki Büyük Mecidiye Camii, Vefa'daki Kalenderhane Camii gibi camiler İstanbul için ne demekse; Bursa'daki Ulu Camii o demektir.
Edirne'deki Selimiye Camii ne ise Konya'daki Alaeddin camii de odur.
İzmit'deki Fevziye ve Yeni Cuma Camilerinin Adapazarı'ndaki karşılığı Tozlu ve Yeni Cami'lerdir.
Benzer örneklerin yüzlerle ifade edilebilecek rakamlarda olduğunu söylemenin mümkün olduğu bir ortamda Sapanca'ya gelecek olursak, yukarıdaki camiler bulundukları yerler için neyi ifade ediyorsa Sapanca'daki Rüstempaşa, Cami Cedit, Yenimahalle, Hasan Fehmi Paşa, Yeni Cami, Kırkpınar Merkez Camii gibi camiler aynı şeyi ifade ediyordur.
O yüzden bu camilerin bakım, onarım ve özellikle de temizliği son derece önemli konulardır ve asla ihmal edilemez.
Böylesine uzun bir girizgahtan sonra lafın nereye geleceğini merak ediyorsanız sevgili okurlar gidip Kırkpınar Merkez Camii'nin tuvaletine bir bakmanız yeterli olacaktır.
Dikkat ederseniz kullanın demiyorum. Çünkü bakmanın bile zor olduğu bir durum varken böyle bir öneride bulunmak lafi güzaf olur diye düşünüyorum.
Başkan Yılmazer'in Cnn Türk'deki bir konuşmasında Kırkpınar'ın Sapanca için önemini belirtmek için şöyle bir tanımlama yaptığını hatırlıyorum.
"Kırkpınar Sapanca'nın Nişantaşı'dır".
Muhtemelen Kırkpınar'ın Sapanca'nın en modern ve rağbet gören yerlerinden biri olduğunu söylemeye çalışmıştı ama pek doğru bir benzetme olmadığını söylemek durumundayız.
Çünkü Kırkpınar'a kimse Nişantaşı'na benziyor diye gelmez. Millet Kırkpınar'a gelecekse Kırkpınar olduğu için gelir.
Siz hiç Bodrum'a Türkiye'nin Karayipler'i diyerek turist çekmeye çalışan birini duydunuz mu? İnsanlar Bodrum'a Bodrum olduğu için giderler. Ya da Alaçatı'yı Dalmaçya kıyılarına benzetmeye çalışan birini?
Gerçi doğal yapıları birbirlerine benzediğinden böyle bir tanımlama Bodrum ve Alaçatı için mantık dışı olmayabilir ama kimse buna gerek duymaz. Çünkü bu yerler için aslolan şey kendi güzelliklerinin özgünlüğüdür.
Lakin Kırkpınar'da Reasürans Pasajı gibi Türkiye'de zor bulunan jazz, r&b, ve alternatif müzik cd'lerinin bulunduğu dükkanları ve kendine özgü farklı mekanları bulunduran bir yer var da biz bilmiyorsak özür dileriz. Laf etmişiz bal kabağı o zaman! 
Ya da Kırkpınar'ın, birbiri içine geçmiş ve moda merkezi olmuş daracık sokakları, girişlerinde hala halı bulunan şahane apartmanları ve günün belli saatlerinde etrafı eksoz kokusunun kapladığı bir yeri var da bizim gözümüzden kaçmışsa kusurumuza bakmayın lütfen!
Ama illaki "Biz Kırkpınar'ı Nişantaşı'na benzetiyoruz kardeşim" diyorsanız, 5 yıl kadar çok yakınında bir semtte yaşamış biri olarak Nişantaşı'nın hiç bir yerinde Kırkpınar Merkez Camii'nin tuvaletine benzeyen bir tuvalete sahip ne bir cami gördüm ne de herhangi bir mekan!
Şimdi bu noktada hemen daha büyük bir şadırvan ve tuvalet inşaatını caminin arka bölümünde inşa ediyoruz ya gibi bir cevap gelirse bizden de bir tuvalet inşaatı 1 sene mi sürer arkadaş diye bir soru gelebilir!
Bu arada söz konusu tuvaletin aynalarını kıran, rezevuarlarını param parça eden, kapılarını tekmeleyerek kıran, şofbenini müzelik hale getiren mahlukatları da unutmamak lazım. 
Bunları yapan zihniyetteki yaratıklar muhtemelen sokağa pislemeyi seven varlıklar olmalıdırlar ki bu derece bir öfkeyle o tuvaleti bu hale getirebilsinler!
Hepimize ait bir ayıbı da dile getirerek bitirelim yazıyı. 
Kurtköy'e trilyonluk Kur'an Kursu yaparken gösterdiğimiz hayır severliği ufacık bir cami tuvaleti ve şadırvanı için gösteremiyorsak, Sapanca'nın en eski mahallerinden birinin camisi olan Yenimahalle Camii'nin tadilatı için doğru dürüst birşey yapamıyorsak yuh olsun bize yuh.
Başka da bir şey demiyorum!
 
 
 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.