Marmara Denizi yok mu oluyor?

16.05.2015 18:14:53
A+ A-

Geçmiş yazılarımdan belki anımsarsınız,Sürekli Marmara Denizinde bir Ada'daki evimi, bahçemi, Ada'mızın sorunlarını yazıyorum.

Tam 28 yıldır bir küçük evim ve bahçem var Avşa'da.Kendimi Ada'lı sayabilecek kadar çok sevdiğim ve benimsediğim evim, bahçem.Türkiye'nin en güzel tatil yörelerinde gezsem de gene Ada'm diye özlemle koşacağım bir yer.

Herkes bana soruyor.' Bodrum gibi harika bir yerde oturuyorsun,Neden herkes yaz aylarında Bodrum'a koşarken sen bu cenneti bırakıp Ada'na gidiyorsun.'diye.İşte Ada sevgisi bu. 

Bir sürü çocuğu olan, herbirini çok seven ama hasta çocuğuna daha bir başka bağlı olan bir anne gibiyim.

Geçen yaz Ada'mıza, evlerimizin neredeyse dibine gelip devasa baz istasyonları kurdular. Koca Ada'da bir sürü yer varken bu çok tehlikeli baz istasyonlarının neden bu kadar yakınımıza dikilidğini bir türlü anlayamadık ve bu konudaki bütün araştırmalarımız neticesiz kaldı. Baz istasyonları tehlikeli ışınlarını yayarak yerinde duruyor.Bizler de bu tehlike karşısında hasta olmamak için dua edip duruyoruz.

Bugün günlük gazetelerden birinde okuduğum bir haber bir başka büyük tehlikeyi haber veriyordu.

Ergene nehrinin kirli atıklarını kanal ve tünellerle Marmara Ereğlisi ve Tekirdağ'dan denizin 4.5 kilometre açığına salacak Ergene Havzası Koruma Planı  çalışmaları korkutucu geldi bana. 

Ergene Havzası tekstil,deri, kimya ,gıda ve metal sanayinin çok yoğun olduğu bir bölge.Bu kimyasal atıkların Tekirdağ açıklarından denizin dibine salınmasının Marmara denizine ve bu denizde yaşayan canlılara vereceği zararı düşünemiyorum bile.

Zaten yıllar geçtikçe Ada'da yediğimiz balık cinsi ve miktarı son derece azaldı.

Uzmanlar derin deniz deşarjının yani atıkların deniz dibine salınmasının , pisliği halı altına süpürmek gibi bir aldatmaca olduğunu belirtiyorlar.Ayrıca Derin Deniz Deşarjı yönetmeliğine göre bu derece kirli ve tehlikeli atıklar denize verilemez, zira atık ortamdan daha kirli olamaz.

Anlayacağınız yakın bir gelecekte Ada'mızda yaşamak, nefes almak , denize girmek, balık yemek imkansız olacak.

O zaman hepimiz bu cennet Ada'yı terk edeceğiz.

Bu arada dün 14 Mayıs Dünya çiftçiler Günü idi. Kutlu olsun.Geçmiş yazılarımdan belki anımsarsınız,Sürekli Marmara Denizinde bir Ada'daki evimi, bahçemi, Ada'mızın sorunlarını yazıyorum.

Tam 28 yıldır bir küçük evim ve bahçem var Avşa'da.Kendimi Ada'lı sayabilecek kadar çok sevdiğim ve benimsediğim evim, bahçem.Türkiye'nin en güzel tatil yörelerinde gezsem de gene Ada'm diye özlemle koşacağım bir yer.

Herkes bana soruyor.' Bodrum gibi harika bir yerde oturuyorsun,Neden herkes yaz aylarında Bodrum'a koşarken sen bu cenneti bırakıp Ada'na gidiyorsun.'diye.İşte Ada sevgisi bu. 

Bir sürü çocuğu olan, herbirini çok seven ama hasta çocuğuna daha bir başka bağlı olan bir anne gibiyim.

Geçen yaz Ada'mıza, evlerimizin neredeyse dibine gelip devasa baz istasyonları kurdular. Koca Ada'da bir sürü yer varken bu çok tehlikeli baz istasyonlarının neden bu kadar yakınımıza dikilidğini bir türlü anlayamadık ve bu konudaki bütün araştırmalarımız neticesiz kaldı. Baz istasyonları tehlikeli ışınlarını yayarak yerinde duruyor.Bizler de bu tehlike karşısında hasta olmamak için dua edip duruyoruz.

Bugün günlük gazetelerden birinde okuduğum bir haber bir başka büyük tehlikeyi haber veriyordu.

Ergene nehrinin kirli atıklarını kanal ve tünellerle Marmara Ereğlisi ve Tekirdağ'dan denizin 4.5 kilometre açığına salacak Ergene Havzası Koruma Planı  çalışmaları korkutucu geldi bana. 

Ergene Havzası tekstil,deri, kimya ,gıda ve metal sanayinin çok yoğun olduğu bir bölge.Bu kimyasal atıkların Tekirdağ açıklarından denizin dibine salınmasının Marmara denizine ve bu denizde yaşayan canlılara vereceği zararı düşünemiyorum bile.

Zaten yıllar geçtikçe Ada'da yediğimiz balık cinsi ve miktarı son derece azaldı.

Uzmanlar derin deniz deşarjının yani atıkların deniz dibine salınmasının , pisliği halı altına süpürmek gibi bir aldatmaca olduğunu belirtiyorlar.Ayrıca Derin Deniz Deşarjı yönetmeliğine göre bu derece kirli ve tehlikeli atıklar denize verilemez, zira atık ortamdan daha kirli olamaz.

Anlayacağınız yakın bir gelecekte Ada'mızda yaşamak, nefes almak , denize girmek, balık yemek imkansız olacak.

O zaman hepimiz bu cennet Ada'yı terk edeceğiz.

Bu arada dün 14 Mayıs Dünya çiftçiler Günü idi. Kutlu olsun.Geçmiş yazılarımdan belki anımsarsınız,Sürekli Marmara Denizinde bir Ada'daki evimi, bahçemi, Ada'mızın sorunlarını yazıyorum.

Tam 28 yıldır bir küçük evim ve bahçem var Avşa'da.Kendimi Ada'lı sayabilecek kadar çok sevdiğim ve benimsediğim evim, bahçem.Türkiye'nin en güzel tatil yörelerinde gezsem de gene Ada'm diye özlemle koşacağım bir yer.

Herkes bana soruyor.' Bodrum gibi harika bir yerde oturuyorsun,Neden herkes yaz aylarında Bodrum'a koşarken sen bu cenneti bırakıp Ada'na gidiyorsun.'diye.İşte Ada sevgisi bu. 

Bir sürü çocuğu olan, herbirini çok seven ama hasta çocuğuna daha bir başka bağlı olan bir anne gibiyim.

Geçen yaz Ada'mıza, evlerimizin neredeyse dibine gelip devasa baz istasyonları kurdular. Koca Ada'da bir sürü yer varken bu çok tehlikeli baz istasyonlarının neden bu kadar yakınımıza dikilidğini bir türlü anlayamadık ve bu konudaki bütün araştırmalarımız neticesiz kaldı. Baz istasyonları tehlikeli ışınlarını yayarak yerinde duruyor.Bizler de bu tehlike karşısında hasta olmamak için dua edip duruyoruz.

Bugün günlük gazetelerden birinde okuduğum bir haber bir başka büyük tehlikeyi haber veriyordu.

Ergene nehrinin kirli atıklarını kanal ve tünellerle Marmara Ereğlisi ve Tekirdağ'dan denizin 4.5 kilometre açığına salacak Ergene Havzası Koruma Planı  çalışmaları korkutucu geldi bana. 

Ergene Havzası tekstil,deri, kimya ,gıda ve metal sanayinin çok yoğun olduğu bir bölge.Bu kimyasal atıkların Tekirdağ açıklarından denizin dibine salınmasının Marmara denizine ve bu denizde yaşayan canlılara vereceği zararı düşünemiyorum bile.

Zaten yıllar geçtikçe Ada'da yediğimiz balık cinsi ve miktarı son derece azaldı.

Uzmanlar derin deniz deşarjının yani atıkların deniz dibine salınmasının , pisliği halı altına süpürmek gibi bir aldatmaca olduğunu belirtiyorlar.Ayrıca Derin Deniz Deşarjı yönetmeliğine göre bu derece kirli ve tehlikeli atıklar denize verilemez, zira atık ortamdan daha kirli olamaz.

Anlayacağınız yakın bir gelecekte Ada'mızda yaşamak, nefes almak , denize girmek, balık yemek imkansız olacak.

O zaman hepimiz bu cennet Ada'yı terk edeceğiz.

Bu arada dün 14 Mayıs Dünya çiftçiler Günü idi. Kutlu olsun.Geçmiş yazılarımdan belki anımsarsınız,Sürekli Marmara Denizinde bir Ada'daki evimi, bahçemi, Ada'mızın sorunlarını yazıyorum.

Tam 28 yıldır bir küçük evim ve bahçem var Avşa'da.Kendimi Ada'lı sayabilecek kadar çok sevdiğim ve benimsediğim evim, bahçem.Türkiye'nin en güzel tatil yörelerinde gezsem de gene Ada'm diye özlemle koşacağım bir yer.

Herkes bana soruyor.' Bodrum gibi harika bir yerde oturuyorsun,Neden herkes yaz aylarında Bodrum'a koşarken sen bu cenneti bırakıp Ada'na gidiyorsun.'diye.İşte Ada sevgisi bu. 

Bir sürü çocuğu olan, herbirini çok seven ama hasta çocuğuna daha bir başka bağlı olan bir anne gibiyim.

Geçen yaz Ada'mıza, evlerimizin neredeyse dibine gelip devasa baz istasyonları kurdular. Koca Ada'da bir sürü yer varken bu çok tehlikeli baz istasyonlarının neden bu kadar yakınımıza dikilidğini bir türlü anlayamadık ve bu konudaki bütün araştırmalarımız neticesiz kaldı. Baz istasyonları tehlikeli ışınlarını yayarak yerinde duruyor.Bizler de bu tehlike karşısında hasta olmamak için dua edip duruyoruz.

Bugün günlük gazetelerden birinde okuduğum bir haber bir başka büyük tehlikeyi haber veriyordu.

Ergene nehrinin kirli atıklarını kanal ve tünellerle Marmara Ereğlisi ve Tekirdağ'dan denizin 4.5 kilometre açığına salacak Ergene Havzası Koruma Planı  çalışmaları korkutucu geldi bana. 

Ergene Havzası tekstil,deri, kimya ,gıda ve metal sanayinin çok yoğun olduğu bir bölge.Bu kimyasal atıkların Tekirdağ açıklarından denizin dibine salınmasının Marmara denizine ve bu denizde yaşayan canlılara vereceği zararı düşünemiyorum bile.

Zaten yıllar geçtikçe Ada'da yediğimiz balık cinsi ve miktarı son derece azaldı.

Uzmanlar derin deniz deşarjının yani atıkların deniz dibine salınmasının , pisliği halı altına süpürmek gibi bir aldatmaca olduğunu belirtiyorlar.Ayrıca Derin Deniz Deşarjı yönetmeliğine göre bu derece kirli ve tehlikeli atıklar denize verilemez, zira atık ortamdan daha kirli olamaz.

Anlayacağınız yakın bir gelecekte Ada'mızda yaşamak, nefes almak , denize girmek, balık yemek imkansız olacak.

O zaman hepimiz bu cennet Ada'yı terk edeceğiz.

Bu arada dün 14 Mayıs Dünya çiftçiler Günü idi. Kutlu olsun.Geçmiş yazılarımdan belki anımsarsınız,Sürekli Marmara Denizinde bir Ada'daki evimi, bahçemi, Ada'mızın sorunlarını yazıyorum.

Tam 28 yıldır bir küçük evim ve bahçem var Avşa'da.Kendimi Ada'lı sayabilecek kadar çok sevdiğim ve benimsediğim evim, bahçem.Türkiye'nin en güzel tatil yörelerinde gezsem de gene Ada'm diye özlemle koşacağım bir yer.

Herkes bana soruyor.' Bodrum gibi harika bir yerde oturuyorsun,Neden herkes yaz aylarında Bodrum'a koşarken sen bu cenneti bırakıp Ada'na gidiyorsun.'diye.İşte Ada sevgisi bu. 

Bir sürü çocuğu olan, herbirini çok seven ama hasta çocuğuna daha bir başka bağlı olan bir anne gibiyim.

Geçen yaz Ada'mıza, evlerimizin neredeyse dibine gelip devasa baz istasyonları kurdular. Koca Ada'da bir sürü yer varken bu çok tehlikeli baz istasyonlarının neden bu kadar yakınımıza dikilidğini bir türlü anlayamadık ve bu konudaki bütün araştırmalarımız neticesiz kaldı. Baz istasyonları tehlikeli ışınlarını yayarak yerinde duruyor.Bizler de bu tehlike karşısında hasta olmamak için dua edip duruyoruz.

Bugün günlük gazetelerden birinde okuduğum bir haber bir başka büyük tehlikeyi haber veriyordu.

Ergene nehrinin kirli atıklarını kanal ve tünellerle Marmara Ereğlisi ve Tekirdağ'dan denizin 4.5 kilometre açığına salacak Ergene Havzası Koruma Planı  çalışmaları korkutucu geldi bana. 

Ergene Havzası tekstil,deri, kimya ,gıda ve metal sanayinin çok yoğun olduğu bir bölge.Bu kimyasal atıkların Tekirdağ açıklarından denizin dibine salınmasının Marmara denizine ve bu denizde yaşayan canlılara vereceği zararı düşünemiyorum bile.

Zaten yıllar geçtikçe Ada'da yediğimiz balık cinsi ve miktarı son derece azaldı.

Uzmanlar derin deniz deşarjının yani atıkların deniz dibine salınmasının , pisliği halı altına süpürmek gibi bir aldatmaca olduğunu belirtiyorlar.Ayrıca Derin Deniz Deşarjı yönetmeliğine göre bu derece kirli ve tehlikeli atıklar denize verilemez, zira atık ortamdan daha kirli olamaz.

Anlayacağınız yakın bir gelecekte Ada'mızda yaşamak, nefes almak , denize girmek, balık yemek imkansız olacak.

O zaman hepimiz bu cennet Ada'yı terk edeceğiz.

Bu arada dün 14 Mayıs Dünya çiftçiler Günü idi. Kutlu olsun.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.