Mikro HES"ler

17.09.2014 13:46:23
A+ A-

 

MİKRO HİDRO ELEKTRİK SANTRALLERİ

 

Kenar-ı Dicle'de bir kurt aşırsa bir koyunu, 
           Gelir de Adl-i İlâhî sorar Ömer'den onu. 

 

Yukarıdaki mısraları hepimiz biliriz. Merhum Mehmet Akif Ersoy'un "Kocakarı ve Ömer(RA)" isimli şiirinden, hemen herkesin dilinde olan meşhur mısralar.

Geçenlerde TV de bir haber izledim. DİCLE nehrinin sularının azaldığı, yer yer bataklıklar oluştuğu anlatılıyordu. Dicle ve Fırat nehirleri asırlardır medeniyetin merkezi olmuş nehirler. Bunların su seviyeleri düşmüş.

Sapanca gölünün su seviyesinin minimum kritik eşik değerine indiği haberleri, internet ve medyada çok sıklıkla dile getirilir oldu.

Ülkemizde pek çok "göl ve göletin kuruduğu" yönünde çıkan haberlere sanki alıştık.

Şehrimizin meşhur Tortum Şelalesinin bulunduğu göletin sularının azaldığı, oraya piknik yapmaya gidenlerin malumu.

Büyük nehir ve göllerin sularının azalmasının nedeni, bunları besleyen küçük dere ve çayların kuruması veya taşıdıkları su miktarlarının azalması. Sizce bunların sebebi sadece "Küresel Isınma" mı, yoksa başka daha yakın bir sebep var mı?    

Size en yakın bir Mikro HES tesisini inceleyin. Şöyle bir şey göreceksiniz; Bir nehir düşünün. Bu nehrin her iki tarafı yaklaşık 1 mt. Yüksekliğinde beton duvarla kaplanmış olsun. Bu nehir(çay) daha aşağıda bulunan Mikro HES e su sağlıyor. Bu duvardan dolayı önceden bu çaya gelerek su ihtiyacını gideren böcek türü canlılardan tutun, kurbağa, yılan türü sürüngenler ve kurt, tilki vs. gibi daha büyük yırtıcılara kadar hemen bütün hayvanatın su kaynağı kesilmiş durumda. Nehir kenarlarında kendiliğinden yetişen yüzlerce tür bitki için, herhalde ziraatçı bilim adamlarının açıklayacağı binlerce sayfalık doküman vardır. Bu bitkiler yok olursa ne olur, onlara sormak gerekir. Sizce bu duvar yalnızca bu hayvanları mı susuz bırakıyor?. Yoksa yakın gelecekte hepimizin hayatını mı tehdit ediyor, bir düşünmek lazım. Hayvan ve bitkilerin yaşamadığı yerlerde (çöllerde) insan yaşayabiliyor mu?.

Mikro HES den çıkan suyun dere yatağına KORUNARAK bırakılması gerekiyor. Yani çıkan su için bir kanal yapılması gerekiyor. Fakat bu hiçbir tesiste yok. Böyle olunca tesisten bırakılan su dere yatağına gidinceye kadar büyük kısmı toprak tarafından emilerek yok ediliyor. Yani dere yatağına suyun çok az kısmı ulaşmış oluyor. Kuraklığın bir sebebi de bu.

Türkiye de ki Mikro HES lerin sayısı yaklaşık 1600 olarak planlanmış. Türkiye de ki mevcut akarsu, nehir, çay ve derelerin sayısı 2325 civarında. Bunların 300 kadarı Fırat, Dicle gibi büyük akarsular, ve hemen hepsinde büyük barajlar var. Yani bu şu demek, bütün derelere Mikro HES yapılacak. Şu ana kadar 800 kadarı tamamlanmış. 800 tanesi ile yaşanan kuraklık bu. Demek ki, daha gördüğümüz bir şey değil. Asıl TEHLİKE gelecekte.

Yukarıda ki resme bakıp aldanmayın. Bu resim AB ülkeleri için geçerli. Böyle cennet HES ler AB, ve ABD de var. Ama onların maliyeti bizimkilerin 4 katı. Çünkü bir HES in maliyetinin sadece 4 de 1 i teknik malzeme tutarı. 4 de 3 ü, ÇEVRE nin düzenlenmesi. Çevre düzenlemesine (ÇED); derenin ıslahından, can suyuna kadar; derenin Habitat kaynaklarından, su rejimlerine kadar "tabiatı koruyucu" bütün unsurlar ekleniyor. Bizde ise bunlar kağıt üstünde istense bile, uygulamada yapılmıyor. Yeni kurulan hükümetten beklentim, 1x4 lük değil, 4x4 lük Mikro HES ler kurmak ve eskilerini 4x4 lük hale getirmek.

Sanırım yetkililere yukarıda ki türden resimleri göstererek izin aldılar. Keşke izin veren yetkililer gelip son durumları görseler. O resimler de aşağıda. 

 

Dicle kenarında kurt tarafından kaçırılan koyunun hesabı, sorulur da Hz. Ömer'den;

Dicle'nin kendisinin suyunun hesabını sormaz mı Adl-i İlahi ?. 

 

Mustafa Şekip YAVUZ

Yazar, Elektrik-Elektronik Mühendisi.                m.sekipyavuz@gmail.com



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.