Nükleer canavarına yenilmeden yenilenebilir enerji !

14.08.2014 00:32:26
A+ A-

 

Dünyada pek çok ülke nükleer enerjiden aşamalı olarak kurtulmayı planlayıp, enerji politikalarını bu doğrultuda sürdürürken, Türkiye’nin nükleer enerji konusundaki ısrarcı tutumu ve meydana gelebilecek tehlikeleri görmezden gelmesi pek çok akademisyeni, bilim insanını ve toplumun duyarlı kesimlerini kaygılandırmaktadır. Mevcut yönetimin yaşanabilecek tehlikeleri basite indirgeyerek konuya umursamaz bir şekilde yaklaşması, ekosistemi meydana gelebilecek çevresel facialara doğru adım adım yaklaştırmaktadır. Ortada evrenin en büyük nükleer felaketi olarak bilinen Fukuşima ve bunun yanında hafızalara kazınmış bir Çernobil faciası dururken doğadaki ahenk yürütülen yanlış politikalarla her geçen gün yerini daha ağır tahribatlara bırakmaktadır. Hatırlarsanız Çernobil faciası sadece meydana geldiği Çernobil kentiyle ve terkedilmiş Pripyat kasabasıyla sınırlı kalmamıştı. Etkisi Ukrayna sınırlarını aşan ve atmosfere karışan radyoaktif maddeler Almanya, İngiltere, Hollanda ve İskandinav ülkelerine kadar yayılmıştı. İsveç’in başkenti Stockholm’de yönetim radyoaktif kirliliğin bu faciadan sonra 15 kat arttığını açıklamış ve Çernobil tesir alanı ile ilgili felaket haritası çıkartılmıştı. Özellikle Avrupa Kıtası ile ilgili olumsuz yönde etkilenme olduğu, Ukrayna ve Beyaz Rusya’dan sonra Avrupa’nın büyük zarar gördüğü yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştı. Fakat son yıllarda yapılan en önemli araştırmalardan biri de hiç şüphesiz Türkiye’de yapılan bir araştırmaydı! Türkiye’den ve farklı ülkelerden bilim adamlarının Van Gölü’nde sürdürdüğü yedi yıllık bir çalışma sonucunda göl dibinde 1986 yılında Ukrayna’da patlayan Çernobil Nükleer Santralı’nın radyoaktif atıkları bulunmuştu. Örneklerden de anlaşılacağı gibi rüzgarın etkisi ve yağan yağmurlar radyoaktif maddeleri farklı coğrafyalara çok hızlı bir şekilde taşımakta ve canlıların hayatını olumsuz yönde etkilemektedir.

 

 
Dünya üzerinde tüm bu olumsuzluklar yaşanırken enerji üretim şeklini çevreye en çok zarar veren yollarla yapmayı tercih eden, bu tutumunu sürdüren ve bu da yetmezmiş gibi yapılacak yeni konstrüksiyonlar ve çeşitli yapılar (yol, köprü, bina ,avm) için ormanlarını hoyratça harcayan bir yönetim anlayışının uyguladığı ve dayattığı politikalar çevre bilinci konusundaki zafiyeti açıkça ortaya koymaktadır. Nüfus artışı, nüfus miktarı ve buna bağlı olarak harcanan enerji miktarını çevrecilere karşı bahane olarak gösteren siyasiler bu gerekçelerin arkasına sığınmak yerine yenilenebilir enerji kaynaklarından hangi oranda istifade edebildiğimizi biraz olsun sorgulasalar doğru bir ekolojik denklem kurulacaktır.

 

Güneş ışığı, rüzgar, su ve jeotermal gibi yakıt masrafı olmayan, doğada bol miktarda bulunan, temiz, çözüm maliyeti düşük ve enerji verimi yüksek olan yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji kaynaklarının tercih edilmesi radyoaktif atıklarla canlıların yaşamını olumsuz yönde etkileyen nükleer santrallere dur demenin en etkili yoludur. Bugün Almanya ve İsviçre gibi ülkeler enerji politikalarını nükleer enerjiden kurtulma üzerine planlarken, Almanya’da 20ye yakın nükleer santral kapatılıp, Belçika’da güneş trenleri kullanılırken ve akıllı-yeşil binalar kendi enerjilerini üretirken Türkiye’de uygulanacak olan enerji tasarrufu ile geri dönüşüm anlayışı ve buna paralel olarak kullanılan özellikle rüzgar ve güneş gibi başlıca alternatif enerji kaynakları fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltacak, karbondioksit salınımını engelleyecek ve yakıt masrafını ise ortadan kaldıracaktır. Dünyada atmosfer var olduğu sürece varlığını sürdürecek olan rüzgardan ve ürettiği enerjiden istifade edebilmek enerji ihtiyacımızın önemli bir bölümünü karşılayacaktır. Radyoaktif maddelerin meydana getirdiği kanser ve türevi hastalıklar daha çok kişinin canını yakmadan ve ekolojik denge daha çok bozulmadan çevreye verilen zararı en aza indirmek için bir an önce yenilenebilir enerji ve enerji tasarrufu diyoruz!

 

İyi şeyler de oluyor :

 

* İsviçre nükleerden aşamalı olarak kurtulma kararı almış.

 

* Almanya'da 17 nükleer santralini kapatmaya karar vermiş.

 

* Güneş Treni: İlk güneş trenini üreten Belçika 25 km lik deneme hattıyla Haziran (2011) ayından beri ulaşım sahasında çevreci bir şekilde boy gösteriyor.

 

*Otomobil motorlarında ''Hybrid'' teknolojisinin yaygınlaşması…
 
 
 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.