Paralı olmak zengin olmak mıdır?

17.08.2015 09:48:02
A+ A-

Sapanca'da yıllardır var olan "Paralı olmakla zengin olmanın aynı şey olduğu" yönündeki yanılgının son yıllarda belirgin bir şekilde arttığını görmekteyiz.
Oysa zenginlik denen şeyin paralı olmakla yada variyet içinde yaşamakla ilgili birşey olmadığı son derece açık olan birşeydir. 
Hepimizin etrafında az parayla da yaşabilen zenginler muhakkak vardır.
Pek tabii ki bu noktada bahsettiğimiz insan tipi, borçla harçla ya da dededen kalan yeri yurdu satıp da zengin gözükmeye çalışan bir insan tipi değildir.
Sözünü ettiğimiz insanlardaki en dikkat çekici ortak özellik, var olabilme arzularının pozitif tutumları ve az olanla yetinebilme becerilerinden ileri geliyor olmasıdır.
Bu kişiler hayatın tüm yüküne rağmen rahat ve sağlıklı yaşamanın derdindedirler. 
Onlara göre zenginlik, paradan ziyade sevdikleriyle geçirebilecekleri zamana sahip olabilme bilincinin var olup olmadığıdır. 
Bu insanlar yaşamın tam manasıyla öznesiyken, zenginliğin paralı olmak olduğu zannındakiler tam bir nesne durumundadırlar. 
Örneğin 10 tane dairesi olan paralı bir modeli düşünelim. O dairlerden birinde oturan bir kiracıymış gibi yaşayarak 11.12.13. ... evi satın alabilme telaşına düşmüş durumdadır. 
Buna pek şaşırmamak lazımdır çünkü bu tip ne yazıkki var olabilme arzunu o kadar parasına rağmen çözememiş vaziyettedir.
Sapanca'dan birkaç örnek vererek konuyu biraz daha somutlaştıralım isterseniz:
Sapanca'da zenginlik demek, alıp eşi dostu çoluğu çocuğu kişi başı 40-50 liralık 80 çeşit ıvır zıvırdan oluşan kahvaltılara gitmek demek değildir. Bu tercih paralı tipe daha çok uyan birşey gibidir. Ve onlar bunu genelde bir görev olarak addederler. İçten gelen birşeyden ziyade adet yerini bulsun kaygısı daha ön planda gibidir sanki. 
Oysa zenginlik bir hafta sonunun erken vaktinde alıp sıcacık simitleri yanına, sefer tasına koyup zeytini, beyaz peyniri; Kırkpınar sahilinin bitip Kurtköyün başladığı çimenlikteki asırlık çınarın dibine atabilmektir kendini.
Ve bu şekilde "Mutluluk eşittir para demektir" denklemini termostan doldurulan mis gibi çayla sıfırlayabilmektir gölün kenarında.
Sıcaktan bunalınca köyümüzdeki lüx otellerin havuzlarında soluğu alanlarımızın derdi, serinlemekten ziyade paralı olmanın ferahlığını yaşamak telaşesidir genelde. 
Oysa zengin olanımızın adresi bellidir. 
Vurur kendini İkramiye Köyü'ne. Usul usul akan derenin kayalar arasında oluşturduğu havuza soktuğu ayaklarından ruhuna geçen serinlik özgürlük duygusunun en bedava halidir onun için.
Sabah Eker'de içilen leziz mi leziz bir çorbanın ardından, park halindeki son model arabaların önünde çay sigara eşliğinde yapılan memleket kurtarıcı muhabbetleri izlemektense, Cami Cedit'in karşısındaki Kadem Abi'nin ( Kubilay ) orada hızlı hızlı çorbasını yudumlayan emekçilerin ekmeklerine koşma telaşını izlemek daha zengin bir tanıklık olabilir kimine göre.
Paralı olmakla zengin olmanın farklarına verilebilecek bir örnek de şudur:
Taraftarı olunan 3 büyük takımdan herhangi birine ait olan pahalı bir kombine ile gidilen maçlarda, topçularla çektirilen fotoğrafları facebook'a, instegrama koymakla verilmeye çalışılan zengin görüntü karşısında, her akşam Kırkpınar top sahasında antrenman yapan, şıkır şıkır formalarının içinde cıvıl cıvıl koşuşturan 5-12 yaş grubundaki çocukların heyecanlarına şahit olmak, kıyas dahi götürmeyecek bir zenginlik örneğidir aslına bakarsanız.
Bir de onun bunun tavsiyesiyle gidilen mekanlarda sipariş edilen alengirli yemeklerin fotoğrafını çekip internetten paylaşmak hastalığı vardır. Paralı olan herkesin yapabileceği bu takıntılı şey, bir Ramazan İftarı'nı Kırkpınar top sahasındaki o güzel ceviz ağacının altına birkaç kap yemekle açmak zenginliği ile mukayese bile edilemez.
Sapanca'nın yükseklerinde müstakil bir eve sahip olma isteği, paralı olmayı gerektirebilir belki ama Dibektaş Köyü Camisinin avlusundan Sapanca'ya bakınca görülen manzaranın bir parçası olabildiğine şükretmek, paralı olmaya gerek bırakmayan bir zenginliğin ta kendisidir.
Yeryüzünün sıcaklık rekorlarının tamamının kırıldığı içinde bulunduğumuz 2015 yazında verdiğimiz bu birkaç örnek birçoğumuza daha bir anlamlı geliyordur eminim. 
Dünyanın birçok saygın üniversitesinde İklim değişikliklerinin etkileriyle ilgili yapılan pek çok çalışmanın sonuçlarına göre önümüzdeki 35 yıl içerisinde dünya genelinde yaşanacak büyük bir kıtlığa artık kesin gözüyle bakılıyor. 
Aç kalan milyonlarca belki de milyarlarca insanın birbirleriyle yapacakları savaşlar belki daha zengin olmak için değil aç kalmamak için olacak. 
35 yıl sonra dünyanın her yerinde en az 3 metre yükselecek olan deniz seviyesinin en masum sonuçları Hollanda, Miami ve Bangadeş'in haritadan silenecek olmaları. Hindistan şimdiden Bangladeş'ten gerçekleşecek göçleri engellemek için 4000 km.'lik duvarın inşasına dahi başlamış durumda. 
Süphan Dağın'da buzul denen birşey kalmamış, yağmurları ve serinliğiyle ünlü İngiltere'de bile sıcaklı 37 derece ölçülmüş.
Ve biz 99' depreminin 16. seneyi devriyesinde olduğumuz bu günlerde, deprem sonrası kaçıp sığındığımız dede yadigari o yerlerimizi satıp satıp paralanarak zengin olduğumuzu düşünmek zannındayız. 
Allah akıl fikir versin hepimize.
 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.