Sadece 5 ay temiz su içen köylülere ne oldu?

24.02.2014 16:19:39
A+ A-

Bir önceki yazılarımdan olan "ÇED ile çetrefilli bir konu olan HES'i ağırlamak" yazımda Sayın Erdoğan Bayraktar'ın çelişkileri üzerine şu konuya değinmiştim. Karadeniz, Akdeniz ve HES'e maruz kalmak zorunda olan birçok bölgemiz "HES İSTEMİYORUZ" diye ağlarken nice zaman sonra Sayın Bayraktar HES'lerin doğaya ve nehirlere zarar verdiğini açıklamış ve "HES'ler konusunda haklıymışsınız" demişti. Ama o suların üzerinden ne sular aktı. Bakan istifa etti, yeni bakanımız geldi. Bu arada sizin de bildiğiniz üzere yeni Çevre ve Şehircilik Bakanı artık Sayın İdris Güllüce'dir.

Ama ben aslında çok karışık değil ama insani açıdan çok hassas bir konuyu araya sıkıştırmak istiyorum. Hatırlarsanız 13 ya da 14 Şubat gibi Bursa'da köylü kadınlar ayaklandı gibi bir haber çıkmıştı. E konu tabiî ki ÇED'le alakalı. 5 ay süren temiz su sevinci kelime grubu geçer genellikle haber sitelerinin hepsinde. Neden biliyor musunuz? Zavallı köylüler Mermer ocakları yüzünden köyde su sıkıntısı çekiyorlardı. Sularının kirli aktığı gerekçesiyle birçok kere dilekçe verdiler ve sonunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kararıyla mermer ocaklarının kapanmasını sağladılar. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı burada verdiği kendi yapısına uygun kararını daha sonra mermer ocakları tarafından vererek ÇED oluru kararı aldı. İşte o güzelim sevincin yerini 5 ay sonra yine haksızlığa gömülen halk psikolojisi aldı. 'Başköy'ün suyuna dokunan eller kırılsın', 'Su hayattır, kirletilemez' sloganları atıp, 'Suya dokunma', 'Şişeden değil çeşmeden iç', 'Suyumuzu kirletenler utansın', 'Temiz su haktır' diyen halk zamanında hakkını demokratik yollarla arama girişimlerinde bulundular. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı onların sesini duydu dinledi ve destek verdi. Peki, sonra ne oldu? Sayın Bayraktar zamanında alınan ÇED olumsuz kararı neden 5- 6 ay sonra değişti. Ne değişti? Bakan mı? Yani 3. köprü ile kesilen ormanlar ile zarar gören ve göç yollarını şaşıran kuşlara rağmen bunlara göz yumabildik de, Bursa'da bulanık su içen insanlara nasıl göz yumabildik. İnsanların temiz su hakkını görmezden gelmesini sağlatan neydi? Ve ondan sonra bu konu ile ilgili bir haber daha çıktımı köylüler hala bulanık su içiyorlar mı? Köyün muhtarını arayıp son durum güncellemesi yapan ve bunu haberleştiren oldu mu bilinmez. Gel ey ÇED, o güzelim uygulamalarına gölge düşürme, gel ey ÇED sana olan inancımızın böyle haberlerle gölgelenmesine izin verme. Daha yeni ve üzerinden sene geçmeyen kongrenin hatırına, bu köylüyü susuz bırakma.

Şimdi Erdoğan Bayraktar demişken görevinden ve partisinden istifasına, 17 Aralık kapsamındaki soruşturmaya, ihaleye, Sayın Baryraktar'a  "17 Aralık bir komplo" dedirten konulara da girmek isterim lakin vallahi korkuyorum yazmaya. Zaman kötü, bu devirde yazmak kolay iş değil. Benim aklım fikrim Bursa'da temiz su içemeyen insanlarda vallahi!



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.