Sanırım biri bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor!

21.07.2014 10:23:12
A+ A-

Başrolünde köpeklerin olduğu Hollywood filmlerinde ortak, bildik bir sahne vardır. Sevimli köpeğimiz yardım gereken bir durum için insanlara havlar, paçalarından çeker, zıplar... Zeki karakterlerden biri çıkar ve şunu der: "Sanırım bize birşeyler anlatmaya çalışıyor"

Son dönemde hangi taksiye binsem, ne zaman şöyle sakin bir sohbette söz uzasa, konu dönüp dolaşıp havaların durumuna geliyor. Dünyada hakkında en çok konuşulan konu su ile birlikte "hava"dır. Ama son günlerde daha da konuşur olduk. Bu konuda neredeyse Kanadalıları geçmiş durumdayız ama sanırım haksız da değiliz.

 

Havalar nasıl olursa olsun sizin havanız berbat olacak! 

Geç gelen yazlar, dolu ile birlikte yağanç ok şiddetli yağmur, kış aylarında görmediğimiz kar, temiz su kaynaklarının yok oluşu... Tüm bunlar biz şehirliler için evde oturmamızı gerektiren ve arada marketle çözülebilecek geçici bir durummuş gibi gözükebilir ama çiftçiler ve üreticiler için çok daha fazla şey ifade ediyor. Üstelik bu "anlam", katlanarak bize de "ifadeye" gelecek. Çünkü Birleşmiş Milletler'in raporuna göre, iklim değişikliğine neden olan gazlar son 200 yılın en üst düzeyine ulaştı. Sera gazı ile ilgili son verilere şuradan bakabilirsiniz. Geri dönüşü olmayan bir yolda koşar adımlarla sona yaklaştığımızı bilim adamları avazı çıktığınca söylüyor ancak bedeli varolan ekonominin temelden değişmesini gerektirdiğinden, koşarken kulaklarımızı da kapıyoruz.

Sıcaklık_kayıtları

Son yirmi yıldır küresel ısınmanın yüzde 80'inden sorumlu tutulan karbondioksitin, fosil yakıtların kullanımı nedeniyle hızla arttığı bir sır değil. Bu konuyla ilgili çarpıcı yüzlerce bilimsel veri ve rakam var, dünya çolleşiyor ama asıl mesele acilen NE YAPMAMIZ gerektiği. Öncelikle yanlış bir algıyı düzeltelim, doğanın bizim korumamıza ihtiyacı yok. Biz doğaya istediğimiz kadar kötü davranalım sonuçta zararlı çıkan yine biz olacağız. Doğa bir şekilde kendisini yenilemenin veya yenilemese de varolmanın yolunu bulacak. Onun varlığı bize bağlı değil ama bizim varlığımız tamamen ona bağlı!

Aslırda bana tüm bu satırları yazdıran bir belgesel. Her bölümünü daha bir zevkle izlemek için televizyonumu değiştirdiğim (merak etmeyin daha az elektrik harcıyor)  KOZMOS: Bir Uzay Serüveni adındaki muhteşem bir belgesel.

1980 yılında yayımlanan ve Carl Sagan tarafından hazırlanıp sunulan ilk Cosmos: A Personal Voyage (Kozmos: Şahsi bir Seyahat), bilimi kitlelere taşıyan en önemli TV olaylarından biri olmuş. Ancak bilim için 35 yıl çok uzun bir süre. (bazen de çok kısa) 35 yıllık boşluğu kapatmak, yeni kuşağı güncel bilgiler doğrultusunda bilimle kucaklaştırmak için yeni bir Cosmos çekilmesine karar verilmiş. Carl Sagan, ne yazık ki bugün aramızda olmadığı için yeni Cosmos'u sunma görevi, tanıdık bir figür olan astrofizikçi Neil deGrasse Tyson'a düşmüş. Diyebilirim ki Cosmos şimdiye kadar izlediğim en iyi belgesel. İki eliniz kanda olsa da bu belgeseli seyredin. Çok sevdiğim bir arkadaşım çok sevdiği bir şey izlediğinde bana gelir ve  dikkatimi çekmek için"Öl izle" derdi. Ben de ölmeden önce mutlaka izleyin diyorum. Çünkü anlatılanlara kulaklarımızı tıkadığımız sürece, ya biz ya da çocuklarımızın sağlıklı yaşama veya yaşama şansı yok!

Belgeselle ilgili detaylı bilgi burada



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.