Sapanca: Göl oluyor çöl

01.04.2014 20:14:36
A+ A-

Kuraklık tüm Türkiye’yi teslim aldı. Baraj seviyelerindeki düşüşlerden tutun da yağmur dualarına kadar artık kentlinin bile gündemine oturan kuraklık kolayca gideceğe benzemiyor. Başta göller olmak üzere sulak alanlar hızla kuruyor. Sapanca Gölü de bunlardan biri. Kuraklık yetmez gibi civardaki sanayi ve enerji tesisleri soğutma ve temizleme işlemleri için gölden su çekimi yapıyor. Ambalajlı su şirketleri ise gölü besleyen akarsuların başını tutup, şişelerini doldururken nehirleri kurutuyor. Göl ne yağışla, ne de akarsularla beslenince de suyun seviyesi hızla iniyor. Öyle ki su seviyesi kışın ortasında (19 Şubat 2014) 30,27 m’ye düştü. Kritik su seviyesi olan 29,90 m’den sadece 37 cm uzakta, felaketin ise hemen yanı başındayız.
Sapanca Gölü, kendine has ekosistemi, fauna ve florası ile bir doğa mirası. Burası ulusal ve uluslar arası sörf, yelken ve kürek müsabakalarının yapıldığı önemli bir turizm merkezi de. Ancak bu gölü Sapanca yapan çok daha önemli bir özelliği var. Sapanca Gölü dünyada suyu doğal olarak içmeye elverişli olan bir kaç gölden biri. Yani göl kendini yenileme kapasitesi aşılmadığı sürece, herhangi bir işleme tabi tutulmadan içilebilecek kadar temiz ve içilebilecek durumda suya sahip.
Sadece içme amacıyla su çekimi yapılması gereken bu gölden, civardaki sanayi şirketleri soğutma amaçlı su çekiyor. Bunlardan biri olan başta TÜPRAŞ, bunu yaparken herhangi bir ücret bile ödemiyor. İşin kötüsü 2012’de gölden 7,4 milyon metreküp su çeken TÜPRAŞ, 2014’te de su kullanımını 15 milyon m3’e çıkaracağını belirtmişti. Neredeyse Adapazarı nüfusunun toplamının yıllık su kullanımına denk gelen bu miktarı eleştirenlere cevap olarak, 6 Şubat 20145 tarihinde şirketten bir açıklama geldi. TÜPRAŞ, gölün korunması için 2008’de Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi arasında yapılan protokol çerçevesinde, bugüne değin yaklaşık 18 milyon TL ödeme yaptığını belirtiyordu. Şirketin sadece bir sene içinde (2012) çektiği suyu, İstanbul’da suyun bir metreküpü için belirlenen fiyatla, yani 7,92 TL ile çarparsanız sonuç 65 milyona yakın çıkıyor. Üstelik şirket bir senede çektiği su bedelinin çeyreği eden bu miktarı “koruma” adıyla süslüyor.
Sapanca’nın başına gelenler bununla da sınırlı değil. Çevresini saran otoyolların ve kentleşmenin baskısıyla zaten yoğun bir kirlilik taarruzu altında olan göle, İstanbul’un Marmaray Projesi’nin kazı çalışması sırasında çıkartılan 4 bin kamyon dolusu hafriyatın atılmasına da izin verilmişti. Sapanca Gölü’nün korunarak gelecek nesillere bırakılması gerekirken, böylesine acımasızca bir talana maruz bırakılması mantık ve vicdanın sınırlarını zorluyor.
Kuraklıkla birlikte aşırı su çekimi ve kirlenmenin etkileri şiddetlenirken, göl çöle dönüşüyor. Halka ve diğer canlılara ait olan Sapanca Gölü’nün suyunu sanayi ve ambalajlı su şirketlerine peşkeş çekmek hem gölün, hem de toplumun katlidir. Tüm bu olup biteni sadece kuraklıkla açıklamak ise riyakârlık!
Akgün İlhan

Bu yazı ilk kez Sosyalist İşçi'de (Şubat 2014) yayınlandı. 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.