Soma dersleri: Rüzgar ve güneş bize yeter

12.06.2014 21:10:14
A+ A-

Geçtiğimiz günlerde yaşadığımız Soma Katliamı AKP iktidarının ekonomi ve enerji politikalarını yeniden gündeme getirdi. Soma Katliamı’nın arkasında, AKP’nin uyguladığı neoliberal sınırsız ekonomik büyüme ve fosil yakıtlara dayalı enerji politikalarının yattığı pek çok kişi tarafından kabul ediliyor.

Sınırsız büyüme ve kalkınma, iş güvenliğini dikkate almayan, insana önem vermeyen ve dolayısıyla iş kazalarına ortam yaratan bir anlayıştır. Fosil yakıtlara, yani kömür, petrol ve doğalgaza dayalı enerji politikaları ise hem iklim değişikliğine olan katkıları, hem de yarattığı kirlilik ile doğayı, dünyamızı yavaş yavaş yok etmektedir.

Özellikle kömür ocakları ve kömür santralleri getirdiklerinden kat be kat fazlasını, canımızı, doğamızı, geleceğimizi götürmektedir.

Yol yakınken, Soma Katliamından gerekli dersleri çıkarıp, zaman kaybetmeden Türkiye %100 yenilenebilir enerji politikasına yönelmelidir. Türkiye’nin mevcut kurulu elektrik üretim gücü 64.000 MW iken, rüzgardan elektrik üretim potansiyeli 150.000 MW’dır. Güneşten elektrik elde etme potansiyeli ise çok daha fazladır. Yani, rüzgar ve güneş bize yeter de artar bile.

Şu anda Türkiye elektrik üretiminin %25’i kömüre dayanmaktadır. Yenilenebilir enerjinin payı ise yok denecek gibidir. 2020 yılına kadar yenilenebilir enerji payının en az %10’a çıkarılması hedeflenmelidir. ABD’nin 2020 için hedefi %20’dir. Almanya 2050 yılında %100 yenilenebilir enerjiye geçmeyi hedeflemektedir.

Yenilenebilir enerji temiz ve tehlikesiz olmanın yanında en ucuz enerji kaynağıdır. Yeni nesil kömür santralleri aracılığı ile elde edilen 1 Kwh elektrik enerjisi maliyeti Eur.0,09 iken, rüzgar enerjisinin birim maliyeti Eur.0,07 dir. Bu rakam güneş enerjisinde Eur.0,10 ve nükleer enerjide ise Eur.0,20’dir. Görüldüğü gibi nükleer enerji hem en tehlikeli hem de en pahalı enerji kaynağıdır.

Aklın yolu kömür santrallerinin hemen kapatılması, kömür madenciliği ve fosil yakıtlı elektrik üretimine verilen teşvikler bugünden itibaren kaldırılmasıdır. Yarattıkları ağır ve geri dönüşü olmayan yıkımlar yeterince ortaya çıkmış olan fosil ve nükleer santrallerden uzak durulmalı, verimsiz ve kirli teknoloji ithalatına son verilmelidir.

Türkiye’nin daha fazla elektrik üretimine ihtiyacı olduğu gerçek dışıdır. Ülkenin ihtiyacı olan ürettiği elektriği kirli endüstrilerde hoyratça harcamak yerine daha akıllı ve verimli kullanmayı becermektir.

Türkiye enerjide sonu gelmekte olan fosil yakıtlar çağından yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji çağına geçmeyi daha fazla geciktirmemelidir. Mevcut imkanlar ve gelişmişlik düzeyi bakımından bu mümkündür ve gerekli alt yapı gecikmeden oluşturulmalıdır.

Ancak fosil yakıt temelli ekonomik yapıdan yenilenebilir enerji temelli yapıya geçiş adil olmalıdır. Bu geçişin bedeli işçilere çıkarılmamalıdır. Açığa çıkan iş gücünün yeşil ekonomide istihdam edilmesi için gerekli tedbirler daha başlangıçta alınmalı, ekosistemi bozacak makro ölçekteki yatırımlar yerine yerel, küçük ölçekli ve doğayla uyumlu yatırımlar teşvik edilmelidir. Yenilenebilir enerji doğa ve istihdam dostudur. Dünyada yenilenebilir enerji sektörünün yaratmış olduğu en az 6,5 milyonluk bir istihdam Türkiye gibi yüksek işsizliğin olduğu bir ülke için örnek olmalıdır.

Tüm siyasi partileri, sendikaları, STK’ları bu konuda acilen adım atılması için çaba göstermeye davet ediyorum.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.