Sosyal CED: Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirme (CSED) - 1

21.01.2015 18:46:38
A+ A-

Türkiye Barolar Birliği Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu ve Kırklareli Barosu tarafından 10-11 Ocak 2015 tarihinde Kırklareli’de düzenlenen ÇED Semineri sırasında da kulislerde konuştuk. Bu sohbetler sırasında Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirmesi CSED meselesi ilgi çekti. Bu konuda temel bazı bilgiler vermek için 2013 yılının son günlerine gelirken (08-10 Kasım 2013) düzenlenen “Uluslararası ÇED Kongresi”nde Prof. Dr. Coşkun Yurteri tarafından aktarılan bilgileri hatırlatmakta fayda var: Giriş bildirisinde, “ÇED çalışmalarının kalitesinin yükseltilmesi; ÇED'in karar alma sürecindeki rolünün kuvvetlendirilmesi ile denetim ve izleme kapasitesinin arttırılması gibi konularda sağlanan önemli gelişme ve iyileştirmelere karşın, ÇED konusunda yapılacak işler henüz bitmemiştir. Bu bağlamda, çok mühim bir konu da ülkemizde yürütülen ÇED süreçlerinin (“Ulusal ÇED Çalışmaları”), Uluslararası Kredi Kuruluşları tarafından benimsenen ve ülkemizde “Uluslararası ÇSED” olarak bilinen seviyeye çıkartılmasıdır.”

CED VE CSED:

Ülkemizde 20 yıldır uygulamada olan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci önemli aşamalardan geçmiş olup; yapılan güncellemeler ile ÇED Yönetmeliği Avrupa Birliği (AB) ÇED Direktifi’ne önemli oranda uyum sağlamış durumdadır. Ancak, ÇED sürecinin toplam kalitesinin yükseltilmesi; ÇED çalışmalarının karar alma sürecindeki rolünün güçlendirilmesi, denetim ve izleme kapasitelerinin daha da arttırılması gibi konularda sağlanan çok önemli gelişme ve iyileştirmelere karşın, ÇED konusunda yapılacak işler henüz bitmemiştir.

Bu bağlamda, çok mühim bir konu da ülkemizde yürürlükte olan ÇED sürecinin Uluslararası Finans Kuruluşları (UFK) tarafından benimsenen ve yaygın olarak “Uluslararası Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirme (ÇSED)” çalışmaları olarak bilinen seviyeye çıkartılmasıdır.

Ülkemizde, yatırımlar için uluslararası kredi arayışına girildiği zaman Uluslararası ÇSED Raporu hazırlanması gereği ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, ulusal ÇED sürecini tamamlamış projeler ve hatta meri mevzuatımız açısından ÇED sürecine tabi olmayan projeler için bile kapsamlı ÇSED çalışmaları gerekli olabilmektedir.

Günümüzde, enerji başta olmak üzere, ulaşım, sağlık, turizm, bilişim, savunma, havacılık makine, elektronik, tekstil, tarım ve gıda gibi pek çok değişik sektörde yer alan büyük ve çok uluslu lider kuruluşlar, tüm yatırım projelerini UFK’lar tarafından belirlenmiş standart, yönerge ve kurallara uygun olarak gerçekleştirmeyi hedeflemiş durumdadır.

Bu hedefe yönelik strateji ve politikaların temelini oluşturan başlıca unsurlar; detay Çevre ve Sosyal Yönetim Planları (ÇYP ve SYP), Kirlilik Önleme ve Kontrolü, Trafik Yönetimi, Atık Yönetimi gibi konular başta olmak üzere muhtelif Eylem Planları, detay İzleme Planları, derinlemesine Sosyal Etki Değerlendirmesi (SED) ve Kümülatif Etki Değerlendirmesi (KED) gibi çalışmalardır.

Yatırım projelerinin çevresel ve sosyal etki ve risklerini tanımlamak, irdelemek ve yönetebilmek amacıyla Eşitlikçi Prensipler (“Equator Principles”) doğrultusunda yürütülen ÇSED çalışmalarının başarı ölçütleri ise IFC ve EBRD gibi öncü finans kuruluşları tarafından Performans Standart ve Koşulları olarak ortaya konmuştur.

Makalenin ilerleyen bölümlerinde çoğu zaman iki kısmen paralel veya ardışık süreç halinde yürütülen “Ulusal ÇED” ve “Uluslararası ÇSED” çalışmalarının birbirleriyle uyumlu hale getirilmesi için atılması gereken temel adımlar üzerinde durulmaktadır.

EŞİTLİKÇİ PRENSİPLER:

Eşitlikçi Prensipler (EP), UFK’lar tarafından gönüllü olarak oluşturulmuş bir standartlar dizisidir. Proje finansmanında, çevresel ve sosyal risklerin değerlendirmesi ve yönetilmesine yönelik olarak bir yöntem arayışı içinde olan dokuz uluslararası bankanın konuyu tartışmak üzere Dünya Bankası ve IFC ile Ekim 2002’de yapmış olduğu bir toplantı, Ekvator Prensiplerini (EP) oluşturan ilk adım kabul edilebilir (Kayadelen, 2011).

Bahse konu toplantının akabinde 2003’te lanse edilen EP, bilahare 2006’da gözden geçirilerek güncellenmiştir. Son revizyon ise Haziran 2013 ayında EP-III başlığı altında yayımlanmıştır. Bu prensipleri benimsediğini beyan eden finansman kurumları; “Ekvator Prensipleri Finansman Kurumu (EPFK)” olarak bilinip, belirlenmiş sosyal ve çevresel prosedür ve politikalara uymayacak ya da uyamayacak olan yatırım projelerine kredi vermemeyi taahhüt etmektedirler.

Şeffaflık ilkesini benimseyen EPFK’lar uygulama ve deneyimleri hakkında, yılda en az bir kez resmi açıklama yapmayı da taahhüt etmektedirler. Proje finansmanını çevresel ve sosyal sorumluluk norm ve standartlarına bağlayan bu yaklaşım, EPFK’lar tarafından kabul edilebilir nitelikteki (“bankable” veya “EP/PS compliant”) yatırım projelerini, bu konularda daha duyarsız olan projelerden ayırt edebilme imkânı sunmaktadır.

Halen dünya üzerindeki 35 değişik ülke menşeli 78 farklı finansman kurumu, EPFK konumundadır. Bu kurumlar, uluslararası piyasalarda proje finansmanının %70’ten fazlasını sağlamaktadır. Ülkemizde faaliyet gösteren dış kaynaklı iki banka haricinde, bu listede Türkiye kökenli bir kuruluş yoktur (www.equatorprinciples.com).

Bazı EPFK’lar EP-III için bir geçiş süresi talep etmiş olup; bu geçiş dönemi 31 Aralık 2013'de sona erdi. Bu tarihten sonra yani 01 Ocak 2014 itibarıyla, EPFK’ların iş ve işlemleri EP-III uyarınca yürütülüyor. Bugün daha çok Ekvator Prensipleri olarak bilinen EP, önceleri “Greenwich Prensipleri” olarak adlandırılıyordu; zira bu konudaki danışma toplantıları Londra’nın bu banliyösünde yürütülmekte idi.

Daha sonraları, bu prensiplerin iki yarım kürede de eşit olarak uygulanmasını çağrıştırmak amacıyla, İngilizce “equal” sözcüğü ile de benzeştirerek, Ekvator Prensipleri ismi benimsenmiştir. Aralarında bu makalenin yazarı da bulunan bazıları ise “Ekvator” yerine “Eşitlikçi” sözcüğünü kullanmaktadırlar. Her iki halde de EP; özellikle, farklı farklı ülkelerde eş zamanlı olarak yürütülen sınırlar ötesine taşan büyük uluslararası projelerde yatırımın tamamına yönelik bütünleşik hususların istikrarlı ve tutarlı bir yaklaşım ile irdelenmesini temin amacıyla geliştirilmişlerdir.

Bugün sürdürülebilir proje finansmanı ve yönetiminde “altın standart” olarak kabul edilen EP, aşağıda verilen prensipleri (P-1 ila P-10) içermektedir (Kayadelen, 2011; IFC, 2012; www.equator-principles.com):

            P-1: Gözden Geçirme ve Kategorilere Ayırma (Review and Categorisation)

            P-2: Çevresel ve Sosyal Değerlendirme (Environmental and Social Assessment)

            P-3: Uygulanabilir Çevresel ve Sosyal Standartlar (Applicable Environmental/Social Standards)

            P-4: Çevresel ve Sosyal Yönetim Sistemi ve EP Eylem Planı (Environmental and Social Management System and Equator Principles Action Plan)

            P-5: Paydaş Katılım Planı (Stakeholder Engagement Plan)

            P-6: Şikayet Mekanizması (Grievance Mechanism)

            P-7: Bağımsız Değerlendirme (Independent Review)

            P-8: Taahhütler (Covenants)

            P-9: Bağımsız İzleme ve Denetim (Independent Monitoring and Reporting)

            P-10: Hesap Verebilirlik ve Şeffaflık (Reporting and Transparency)

            IFC ve EBRD, başta olmak üzere UFK’lar, “ölçemediğini geliştiremezsin” veya “ölçen bilendir” gibi ilkeler uyarınca, projelerde EP’ye ne ölçüde uyulduğunun tespiti için ortaya bazı ölçütler atmıştır.

* * *

Çevresel Etki Değerlendirmesi bizim gibi riskleri iyi yönetemeyen ülkeler için yeterli değil. Daha derin ve sonuçları iyi öngörülmüş analizler için Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirme (ÇSED) süreçlerine ihtiyacımız var.

Konuya sonraki yazılarda da devam edeceğim.

Hep sevgi ile kalın.

Murat SEVGİ
http://twitter.com/muratsevgi

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.