Su yaşamdır, satılamaz!

25.03.2015 11:29:07
A+ A-

22  Mart tarihi, 1993 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda ilan edildiğinden bu yana Dünya Su Günü olarak kutlanıyor. Bu yıl da çeşitli kuruluşlar yaptıkları etkinlik ve açıklamalar ile suyun insan ve doğa için önemini vurguladılar, tehlikeye dikkat çektiler.

Su gezegenimizdeki yaşamın temel varlıklarından biridir ve tüm canlılara aittir. Sularımızın bir takım ticari çıkarlar ve politik kaygılar uğruna sorumsuzca kullanılması kabul edilemez. Su varlıklarımızı savunmak gezegenimizde yaşamın sürdürülebilirliği açısından hayati önemdedir.

Hükümetler ve hizmet ettikleri endüstriyel sistem sularımız için en büyük tehdit olmaya devam ediyor. Bilimsel araştırmalar küresel iklim değişikliğinin etkisiyle Türkiye’nin yakın gelecekte su fakiri bir ülke olacağını gösterirken, günü kurtarma peşindeki politikacıların başka havzalardan su taşıma önerileri hiç inandırıcı olmuyor.

AKP hükümeti çağdışı enerji politikalarıyla iklim değişikliğini hızlandırmakta, uyguladığı tarım ve sanayi politikalarıyla gittikçe azalan su kaynaklarının kirlenmesine ve tükenmesine göz yummakta, suyu canlıların değil şirketlerin yararına tahsis etmektedir. Bugün ülkenin dört bir tarafında her akarsuyun üzerine onlarca HES yapılmakta, halka ve doğaya ait olan su yok edilirken su kaynakları özel sektöre peşkeş çekilmektedir.

Bursa’da da HES projelerinin ard arda hayata geçirilme çabaları devam ediyor. Son olarak Ketsel ilçesindeki Güvercinlikli ve Akçay dereleri üzerinde yapılmak istenen HES projesine karşı bölgedeki dört köy karşı çıktı ve ÇED toplantısını yaptırmadı. Ancak tehlike sürmekte.

Temiz ve sağlıklı suya erişim tüm canlılar için bir haktır ve tüm canlıların ihtiyaç duyduğu suyu sağlamak kamunun görevidir. Bu temel hakkımızın piyasa koşulları çerçevesinde bize satılması kabul edilemez. Ancak ne yazık ki yakın zamana kadar çeşmeden içtiğimiz suyu artık şişelenmiş olarak marketlerden almak zorunda kalıyoruz. Çoğunlukla musluktan akan su ile aynı kaynaktan gelen ambalajlı su, çeşme suyunun 300 ila 500 kat fazlasına satılmaktadır.

Ambalajlı suya, yani damacana ve şişe sularına bütçemizden daha fazla pay ayırarak yoksullaşırken, bu suların ambalajını oluşturan pet şişeler doğada birikerek kirletmekte, yaşam alanlarımızı yok etmektedir. Su hakkımızı savunmaz, musluktan temiz ve içilebilir kalitede su talebimizi yeterince haykırmazsak çocuklarımızı çok daha zor bir yaşamın beklediğini unutmayalım.

Bursa Başköy halkı su kaynaklarını kirleten taş ve maden ocaklarına karşı verdikleri kararlı mücadele sonucu şimdilik kazandılar, ocaklar kapatıldı. Ancak sermaye kazanç uğruna bu mücadeleden vazgeçmezken, Başköy halkı da sularını, yaşamlarını savunmaktan vazgeçmeyecek. Su diyarı diye bilinen Bursa ve Uludağ su şirketleri tarafından parsellenmiş olup, sularımız şişelenerek satılmaktadır. Biz su fakiri durumuna düşerken, şirketler su zengini olmaktadır.

2014 yılı itibarı ile ülkemizde kişi başı yıllık ambalajlı su tüketimi 135 litreye ulaşmıştır. Bu rakam Avrupa ortalaması ile hemen hemen aynıdır. Pek çok konuda Avrupa ülkelerinin çok gerisinde olduğumuz halde, doğal zenginlikler açısından şanslı bir ülke olan Türkiye’nin ambalajlı su tüketiminde Avrupa ortalamasında yer alması dikkat çekicidir.

Çocuklarımız, torunlarımız için bir görevimiz var. Tüm canlılar için su hakkının tanınmasını ve anayasal güvence altına alınmasını, su varlıklarının korunmasını, suyla ilgili kararların toplumun tüm kesimlerin katılımıyla ve doğayı ve gelecek kuşakların haklarını gözeten emanetçilik anlayışıyla alınmasını talep etmek ve bunları kararlılıkla savunmak gerekiyor.

Su yaşamdır ve halka aittir. Satılamaz!

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.