Tıngır Mıngır

25.09.2014 16:36:30
A+ A-

 

 

Koltuk Sevdası

Yaşlı olmaya bile özeniyor insan. Nerede mi? Toplu taşıma araçlarında. Daha duraktan gelirlerken hissediyorum neler olacağını. Yedik mi şimdi yine fırça. Ah şu genç olmak yok mu? Yurdum insanının manzaraları kaldığımız yerden devam ediyor. Sorun yer kavgası değil de toplumsal baskı. Bangır bangır biri bağırıyor, şöyle herkesin duyabileceği cinsten. İma edenler, hani diri diri öldürür ya sizi o cinsten. ‘Hamile var hamile…’ Zannedersin ultrasondan yeni çıkmışlar müjdeyi veriyorlar. Ne yapalım mesela? Hiçbir şey de istemiyorlar gayet makul istedikleri. Koltuk sevdası. Yer ver yeter. Olay bu kadarsa yaparız bir sevap. Kısmet o ya bir iki derken hamileler çoğaldı otobüste. Ayakta bırakılır mı? Bizim insanımız öldü mü? O kadar ölmedik. Onlar duyurdular müjdelerini, peki ya koltukta oturup sesini çıkarmayan da hamileyse? Boşa mı yedi şimdi o kadar fırçayı acaba? Öyle ya, şuram ağrıyor, buram da kusur var diye dile mi dökmek gerek mesela. Toplumsal demagoji olmazsa olmaz, hanım ablalar nasihatta. ‘Yarın öbür sizde anne olacaksınız’. Hadi bakalım inşallah.

Hele o okul çağında ki çocuklara yapılan konuşmalar artık bir zulüm. Tatlı tatlı fısıldıyorlar yine arada. Hamileler, yaşlılar, hastalar, gaziler onlar koltuk bulur, bulmaz olur mu hiç. Yurdum insanı o kadar aciz mi? Takınılan tavır hep aynı,  nutuk atma her alanda bulunur.

Bugün korumak istedim genç olanları, insanlık duygusunu aslında derinde hissedip bu yer verme konusunda bir kalıba konanları, edebini bozmayanları. Unutamadığım bir hanım teyzeyi de anımsadım. Kendisine yer verilmesine rağmen, ‘oturun evladım ben eve gidip oturacağım, siz ya sıra üstünde ders, ya da masa başında iş yapıyorsunuz helak oluyorsunuz yavrum, siz oturun ben eve gideceğim…’ diyen o teyzenin sözleri seneler geçse de kulaklarımda. O sözde nezaket, incelik ve merhametin doruğu yaşanıyordu çünkü.

İstediğim şu, yer kavgasında ortaya çıkan bir takım kuru gürültü yapan sosyal mesaj içerikli kişilerin durması o kadar. 'Herkes böyle' demek olmaz. Herkese laf atmakla da sonu gelmez. Bu işin çokta yaşla ilgili değil, insanlık ve nezaket kurallarında yattığına inanıyorum. Kibarlık ve nezaket bırakın karşınızdakinden gelsin. Çok konuşmadan evvel beklemek gerek. ‘Herkesleşme.’

 

Öylece Koşturuyoruz

Okula gidenler, okuldan gelenler, işe gidenler, markete girenler, sokakta gezinenler, olta atanlar… Her gün be insanoğlu her gün. Aklınıza takılıyor mu hiç? Zaten dünya nimetlerini ve mucizeleri akılla anlayamayız da, sormadan edemiyorum yine kendime. Kim kendi garantide ve tamamen mutlu hissediyor şu hayatta? İnce ince düşündüğümüzde işin içinden çıkamayacağımızı da adımız gibi biliyoruz aslında. Geçiştiriyoruz işte. Hayat diyoruz. Öyle böyle akıyor da, biraz farklı pencereden bakmak gerek. Daha çok bakmak gerek. Maneviyatımız eksikse, hayat daha zor demek. Ulvi bir şey var bu hayatta, bunu idrak ettiğimiz her andan daha çok nasipleneceğiz ama dertlere dalıp unutuyoruz kimi zaman. İşin özü, her güne aynı şeyleri bölmemek için, ne yapmamız gerektiğini artık iyi düşünmek gerek. Öylece mi koşturuyoruz, öylesine mi, yoksa ölürcesine mi? Her davranışta bunu sorgulamak gerek.