Yanan ormanlar ve yok olan canlı yaşam....

24.08.2014 02:44:25
A+ A-

Yaz mevsimi geldi mi orman yangınları başlar. On yıllar boyu meydana gelen çam ağaçları ve onlarla birlikte ormanı oluşturan yeşil bitki örtüsü yok olur.

Defne, zeytin, mersin, keçiboynuzu, ardıç, makilikler vd. çamlarla birlikte kül olur, geride kapkara bir enkaz kalır. Yanan, yakılan ipek bir halı gibi uzayıp giden yeşil bitkisiyle birlikte biziz, bizleriz. Biz insanlarız.

Yanan bizim ciğerlerimiz, akciğerlerimizdir. Çünkü orman bizim akciğerimizdir.

Ormanlar bize temiz hava sağlar, bizim hayatımızın oksijen deposudur onlar. Yaz mevsimi başladı mı, hemen deniz kıyılarındaki ormanlık alanlarda yangınlar türer... Sanki gizli bir el kumanda ediyor gibidir.

Yangınlar nedense bu kıyı bölgelerde, turizm bölgelerinde olur. Kasıt var mıdır, bir ihmal sonucu mudur, anlamakta, yorum getirmekte zorlanıyor insan.

İhmal mutlaka var. Bir çoban ateşi, bir piknik ateşi, yolda giderken arabadan dışarı fırlatılan bir izmarit, anız yakılması, arazi içindeki çalı-çırpının tutuşturulması, yüksek gerilim hatları; orman yangınları için bir kıvılcım olmaya yetiyor da artıyor bile…

Kasıtlı çıkarılan yangınlar var mıdır? Mutlaka vardır. Amacımız komplo teorileri üretmek değil. Sonuçta hepimizin doğayı korumak gibi bir insani görev ve sorumluluğumuz bulunuyor.

Orman’ın bir sloganı var, “Ormanı sev, doğayı koru” şeklinde. Evet, ormanı, ağacı seversek; doğayı da korumuş oluruz.

Doğa, bize/insana can verdiği gibi; ormanlık alanın içinde ve derinliklerinde yaşayan yüzlerce-binlerce-milyonlarca kuş-böcek ve hayvan türünün de vatanı, anayurdudur aynı zamanda.

Orman yangınları söndürüldükten sonra, can kaybı var veya yok denir. Şu kadar hektar alan, şu kadar zeytinlik alan yandı denir. Nedense orada yaşayan kaplumbağanın, karıncanın, kuşun, tilkinin, yılanın, domuzun vd. canlıların kaybından söz edilmez hiç.

Oysa onlar da bir kayıptır bu doğa için. Çünkü onlar da bu doğanın bir parçası ve doğal denge unsurudurlar…

Tanrı, doğayı insanlar için var ederken, aynı zamanda yeryüzündeki diğer canlıların da yararlanması için var edilmiştir doğa. Doğa sadece insanlara ait değildir. Ormanlar da öyle.

Orman yangınlarının bilançosu çıkarılırken, orada bulunan, yaşam süren tüm canlılar hesaba katılmalıdır.

Ormanlarımızı yakmayalım. Piknik ateşimizi iyice söndürelim. Köylü-çiftçi kardeş, anız yakmayalım, tarlamızda çalı-çırpı tutuşturmayalım. Çoban arkadaş, dağda ateşine iyi sahip çıkmalısın. Çünkü doğa senin ve hayvanlarının besin kaynağı. Arabada seyir halinde olan baylar-bayanlar/beyler-hanımefendiler, aracınızın içinden dışarıya izmarit atmayın. Siz arabada giderken, geride bir yangın ateşi bırakmayın.

Yanan yerlerin tekrar ağaçlandırılması ayrı bir masraf, o alanda ormanı yaratmak için en az 20-30-40 yıl geçmesi gerekiyor… Dikkat edelim ve dikkatsizliklerimizin yarattığı orman yangınlarıyla havadaki, oksijenimizi azaltmayalım, doğal yaşam içindeki canlıların yok olmasına neden olmayalım…

Bir de rant elde etmek için ormanlarımızı yakıp, kıyılarımızı ve kara parçalarımızı çöle çevirmeyelim. Ormansız alanların iklimi sıcak, yağışı az, havası tozlu ve en önemlisi orası çöl olur...

Biz bu doğayı, ormanı, çamı, zeytini ve her tür bitkiyi, tarihi, kültürü; atalarımızdan miras almadık, çocuklarımızdan, gelecek kuşaklardan ödünç aldık. Emanete, hıyanetlik etmeden, onları, gelecek kuşaklara sağ-salim ve tam olarak bırakmalıyız.

Bu görev, şimdi yaşam süren biz kuşakların, gelecek kuşaklara karşı yerine getirmesi gereken en temel görev ve sorumluluktur. Görev ve sorumluluklarımızın bilincinde olalım lütfen!

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.