Yeni Dünya -çevrebilimsel uygarlık

09.09.2015 12:17:16
A+ A-

Evinin önünü temiz tutmayana ve çöplerini ayrıştırarak teslim etmeyen uyarılmalı ve uyarıya uymayana ceza kesilmeli. Tabi ki bunun için önce belediye kurumunu ayrışımlı çöp toplama göreviyle bağlamak gerekir. Bu çevre güvenliği için elzemdir.
 
* Tüketilen her şey en yüksek oranda geri dönüşüme alınmalıdır. Dünya üzerinde uygarlık çöpü bırakmayacak bir amaçla geri dönüştürme yatırımlarına önem ve öncelik verilmelidir. Su havzalarını korumak için havza çevresini insan yerleşimine ve tarımsal çalışmaya koşulsuz kapatmanın yanında, atık sular da geri dönüşüm sistemine alınarak yeniden kullanılabilir yapılmalıdır…
 
*İnsan nüfusunun sürekli artışından dolayı Dünya İnsan Uygarlığını tehdit eden unsurlar ya işlevsiz kılınmalı ya da bir çözüm yoluna sokulmalıdır. Demokrasiyi insan haklarıyla uzlaştırıp, gerektiğinde bir ailenin kaç çocuk bakabileceğini belirleyen kıstasları düzenleyen kanunlar yapabilmeliyiz.
 
*Sürekli artacak olan insan nüfusu bilimsel aklın çözümleriyle beslenebilir olsa da doğal yaşamın canlı çeşitlerinin sürdürülebilir var oluşları için insan nüfusunun nicel bir düzeyde dengeye alınması bence en gerekli koşuldur. Kanımca bu yüzyıl sonunda yeteri kadar çoğalmış oluruz. Bireysel ve toplumsal yaşama sorumluluk yükleyen çevreci kültür bilinci ancak çevreci tüketimle birlikte çevreci bir insan sayısını kararlı bir düzeyde tutma önceciliğiyle oluşabilir. Tabi ki bunu savaş ölümleriyle yapacak değiliz, savaş tek başına bir doğal çevre yıkımıdır zaten.
 
* Küresel ısınmanın artmaması için fosil yakıtlardan tamamen vazgeçilecek bir enerji politikası belirlenmelidir. Bunun en hızlı biçimde gerçekleşmesi için BM tarafından küresel bir eylem planı yapılmalıdır. Plana katılmayan veya katılıp da uymayan ülkeler katılımcılar tarafından küresel ekonomi ve hatta kültürel ilişkilerden soyutlanmalıdır.
 
*Çevre koruyucu önlemler şehirleşmenin öncelikli politikası yapılmalıdır. Bina cephe ve çatılarının güneş enerji panelleriyle kaplanması, binalara yüksek yalıtım yapılması ve bina çatılarının çiçek ve sebze bahçesi yapılacak biçimde inşa edilmesi zorunlu tutulmalıdır.
 
Şehirleşme, çevreci politikaların en yoğun uygulanması gereken uygarlık alanıdır. Kırsal kesim nüfus azlığı nedeniyle çevreci uygarlıkta ikinci öneme alınabilir, fakat asla ihmal edilemez. Özellikle tarım yatırımları çevreci uygarlık ilkelerine uygun yapılmalıdır. Şehir içi yollar mutlak biçimde toplu taşımaya ve bisiklet sürmeye uygun yapılmalıdır. Ayrıca her konut ve işyeri bir otopark tapusuyla alınıp satılmalı veya kiralanabilmelidir. Belediyeler geri dönüşümlü çöp toplamayı asli görevleri yaparak öncelikli yatırım listesinin başına almalıdırlar.
 
 İnsanların özel kapalı yaşam alanları dört boyutu da kullanılan odacıklar biçiminde tasarlanmalıdır. İhtiyaç dışı, lüks yaşam ferahlığı için geniş tutulan evlerden çevre işgal vergisi alınmalıdır.
 
Çevreci politikalara uygun inşa edilmiş şehirler yaşanabilir uygarlık ortamını sağlayacak olsa da benim pek de sevebileceğim bir dünya değildir; çünkü ben mavinin ve yeşilin güneşi öpmesini, gecenin yıldızlarını ve ay ışığını üstüme serpmesini özleyecek bir insan neslinden geliyorum. Bana rağmen şehirler çevreci politikaların uygulama alanı yapılmalıdır. Serçeler benim kadar zor beğenir değillerdir; onlar çevreci bir şehir yaşamındaki park ve bahçelerde insanların merhametini varlık nedeni yapmayı benden önce öğrenip sevebilirler.
 
*Sait Faik, “Son Kuşlar” eserinde şöyle bir endişesini dile getirir:
 
“Dünya değiştiriliyor dostlarım. Günün birinde bahar geldiğinde ağaçlar çiçeklenip yapraklanamayacaklar. Ağaçların kuruyan dallarında tüneyen kuşların ölüsü dökülecek kafanıza. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçları arasında bir papatya göremeyeceksiniz. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük, ama sizin için kötü olacak çocuklar. Benden size hikâyesi kalacak”
 
Umarım bilim adamlarının “dünya kuruyacak” öngörüsü ve Sait Faik endişesi hikâyeden kalır. Herkes yaşı kadar ağaç dikse ve baksa bu sorun felakete dönüşmeden çözülür mü acaba? Tabi ki çözüm sadece ağaçlandırma olamaz. Ağaç yeteri kadar görünür büyüklükte bir simgedir sadece. Tek başına çözüm olmasa da en azından çözümün önemli bir parçası olacaktır. 62 yaşımdayım ve sayabildiğim 70 ağacım var. Tabi ki hemen hepsi de meyve ağacı. Çoğu henüz meyve bile vermekten aciz küçük fidanlar. Bana hayırları dokunmayacak olsalar bile onlar geleceğin müjdesi hayırlardandır.
 
Suyu, toprağı ve havayı kirletmeden kullanabileceğimiz bir uygarlık yaşantısını tasarlayıp kurumsallaştırmalıyız. Sürdürülebilir medeniyet bilgisini yaşamsal gerçekliğimiz yapmalıyız. Daha doğrusu doğayı yağma zihniyetiyle değil de, varlığına saygılı ve yenilenmesine yardımcı bir bilinçle kullanacak kadar medeni bir insanlık kurabilmeliyiz…
 
Bir zamanlar bir Kızılderili şefi de (Şef SEATTLE), ‘Beyaz Adam’ın çevreyi hunharca yok etmeyi sürdürmesi halinde, bir gün Kızılderililer gibi kendi yok oluşuna seyirci kalabileceği endişesini dillendirmişti.
 Bknz:
http://blog.milliyet.com.tr/kizilderili-seften-mektup-var/Blog/?BlogNo=228916
 
*Ben insanın doğa ile uyumlu var olmasına, dünya yokluğunda bile insan uygarlığının sürdürülebilir yapılmasına zaman kazandırıcı fayda olarak bakıyorum. Doğanın doğallığına yardım etmek gelecek nesillerin dünya dışında kendi yaşam doğalarını yaratabilmeleri için zaman kazanmaktır. Şöyle ki, her şeyin zaten bir sonu var; ölümün bile… Yani, doğanın ekolojik sistemini sonsuza kadar koruyamayız. Bence bu sonsuzluk doğanın evrimsel gerçekliğine de aykırı olurdu. Ne var ki, dünya doğasının nasılsa bir sonu gelecek umursamazlığıyla zorlamalı bir erken ekolojik denge bozulması küçük kıyametlere neden olabilir. Bunu istemeyiz; bu yüzden doğanın kendi ekolojik dengesi içinde dünyanın sonuna kadar yenilenip dirilmesine yardımcı olmalıyız. Bu da ancak ekolojik sistematiği kollamayı kendine görev sayan küresel insan uygarlığıyla olasıdır. Eko-insan bu uygarlığı hem talep eden hem de yaşantısını ‘ekolojik doğaya’ uyarlama çabasında olan insandır.
 
Doğanın kendi ekolojik evrimi içinde yok oluşundan önce, umarım insan uygarlığı evrende bir yerde var olabilmek için yapay yaşam doğasını üretmeyi başarır. Bir gün gelecek dünyayı terk etmek zorunda kalacağız; işte o gün insan başka dünyalarda, hatta uzay gemilerinde yaşamını sürdürmeye yeterli ortamı yaratabilecek bilgi ve beceriye sahip olarak dünyayı terk edebilmelidir. Eh, bu bilgi ve beceriyi de ister istemez dünya üzerinde edinmek zorundayız.
 
Doğanın ekolojik döngüsüne yardımcı olmak, romantik gün batımlarını, özgür mavileri, huzurlu yeşilleri korumaktan ileri bir anlam ifade etmelidir. Dünya Kıyameti sonrası yaşamaya devam etmek isteyen insan, evrende ve hatta evren dışında kendi yaşam ortamını kurabilmenin bilgisini şimdi içinde var olduğu doğadan öğrenecektir. Bu da onu yok etmeden veya dünya kendiliğinden yok olmadan, yeni bir doğa yapabilecek kadar bilgiyi çözümleyebilmekle olasıdır sanıyorum. Bu yüzden yapay doğa bilgisini üreten GDO bilimini önemsiyorum. Ancak GDO’lu ürünlerin insan ve doğa evrimine etkileri tam bilinmeden siyasi çıkar için sosyal yardıma ve kapitalist ticarete malzeme yapılmasını istemem.
 
Sermaye en az maliyetli ürünü en yüksek fiyatla sunmak istediğinden; tüketici de hem gelir darlığından hem çokluğundan dolayı tüketim ihtiyaçlarını çevreci bir sistematik içinde karşılamayı umursamayabilir. İnsan çöpleri bunun en somut kanıtıdır; çöp olan ekmekler, sebzeler, teknolojik kullanımdan çıkan ve son kullanma tarihi geçmiş ürünler... Dünya su kaynağının yarıya yakını çöpe giden tarımsal ürünlerin sulanmasına harcanmaktaymış. Çevreciliğin bu yüzden eğitimsel bilinç edinimiyle küresel bir uygarlık kültürü yapılması gerekiyor. Sadece ulusal çapta somutlaşan çevre politikaları ulusal çevre mülkiyetini kurtarmaya bile yetmez. Çünkü dünya doğası bir bütündür ve hiçbir ulusal sınırla parçalanamaz.
 
Bugünkü insan uygarlığının doğal çevreyi yağmalayan, bozan ve kirleten hâl ve gidişatıyla dünyanın doğal sonuna kadar sürmeyeceği endişesi bende de zaman zaman ruhuma basan bir kötümserlik uyandırmaktadır. Neden dersen, hayatın doğası insanın varlığını sürdürmesini umursamaz. Dünya doğasını insan soyunu yok edecek kadar bozabiliriz de; ancak hayat insanı yeniden yaratmayı umursamadan farklı doğal ortamlar oluşturmaya devam edecektir. İnsanı hayatın bir mucizesi sayan aklım mucizenin ikinci kez oluşabileceğine inanmaz; zaten tekrarı olası olan hangi şey mucizeden sayılır ki? Endişem bu yüzden sıkıntı basar geleceğin hayaline. Bu nedenle insan uygarlığı aklın bilimini kendine yol yaparak varlık nedeni olan dünya doğasını korumayı geleceğinin sigortası saymalıdır.
 
Tüm kötümserliğime rağmen, son kıyamet gelmedikçe, dünya doğası alt üst olsa bile insan bence bir yolunu bulup yaşamaya ve üremeye devam edecektir. Yeter ki aklın ve bilginin sonu gelmesin. Bilginin doğrusu çoktur, fakat aklın yolu birdir. İyimser bir öngörüyle, insan soyunun ve insanlık bilgisinin dünya üstünde dünyadan önce yok olmayacağı sanısındayım. Dünya durduğunda bile insanlık yürüyecek, fakat yaşam biçimi değişecektir. Ne de olsa dünya doğası uzay koşullarında sürdürülebilir değildir. Japonlar yapay fotosentez ile karbonhidrat üreteceklerdi; epey de ilerlemişlerdi; belki de başarmışlardır bile.
 
Esas olan insan uygarlığını barışçıl ve huzurlu bir yaşam ortamına dönüştürmektir. “eko-insan” tarzı yaşamdaki doğayı koruma, kollama ve yenileme çabası bu amaca hizmet etme bilinciyle anlam kazanır. Yaşadığımız dünya bizim değerlerimizden başka bir şey değildir. Biz her şeyden önce, en büyük ve pahalıyı, en lüks olanı satın alabildiği için insanın özlük değerinde bir artış olmadığını bilincimize dank ettirmeliyiz…
 
Deniz Kızılçeç çevirisi, "Marx'ın Ekolojik-İktisat ve Doğa Üzerine Düşünceler" adlı kitabın tanıtım sözcesinden bir alıntı:
 
*"Marx'a göre insan, doğadaki güzelliğin yasaları doğrultusunda üretmeyi ve tüketmeyi hedeflemelidir ki bu en yüksek idealdir". Bence, insan uygarlığının onuru olabilmenin en bağlayıcı ipucu budur işte. İnsanlık ancak çevrebilimsel uygarlığıyla kendini yüceltebilir…
 
Muharrem Soyek
 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.