Yeşil Yol

12.07.2015 11:29:36
A+ A-

Umudunun bittiği yerde inadı başlayan insandır Karadeniz insanı. Kimisi fırtınaya benzetir bunu, kimisi Karadeniz’in dalgalarına. Kim neye benzetirse benzetsin biraz fırtınadan biraz da dalgadan geliyor bu kişilik.

Zora düşüldüğünde söylenen klasik bir cümle vardır. “... üzerinde çirkin oyunlar oynanıyor”

Evet Karadeniz’in üzerinde çirkin oyunlar oynanıyor.

Kim olduklarını ve amaçlarının ne olduğunu bildiğimiz birileri doğamıza ve yeşilimize saldırıyor.

Yol yakınken dönün, yol yakınken durun, yol yeşilken durun; yapmayın.

Yol yeşilken direnin. Aksi halde ne mi gidecek ?

İçindeki yılanından, böceğinden korkmadan girip yüzdüğümüz; çıkınca soğuktan dudaklarımızın mosmor olduğu derelerimiz gidecek.

İçindeki ayısından, domuzundan envai çeşit yabani hayvanından korkmadan derinliklerine dalıp ahırdaki hayvanımıza yiyecek topladığımız ormanımız gidecek.

Tepesine kurulup her gün şehirden gelecek Ford marka minibüsü beklediğimiz, beklerken tükürükle üzerine kına yaptığımız taşlarımız, kayalarımız gidecek.

Kovuğunda ateşler yakıp sabahı beklediğimiz tepelerimiz gidecek.

Her iki tarafındaki yeşilin ve çam ağaçlarının arasından giden patika yollarımız, bize yeten araba yollarımız gidecek.

Yol yeşilken direnin. Aksi halde ne mi gelecek?

Samsun’dan başlayıp Artvin’e kadar uzanan, onlara göre medeniyet bizlere göre katliam yolu gelecek. Hem beton, hem otoban, her iki tarafında  demir bariyerleri olan. Ortasından ne inek ne de insan geçebilecek. Hadi biz geçeriz de o inekler nasıl geçecek. O koyunlar, keçiler, köpekler nasıl geçecek?

İlahi Sezai’cim; ineğin, koyunun, köpeğin nasıl geçeceğini mi düşünüyorsun. Tek sorunun bu mu şimdi? Evet tek değil fakat sorunlarımdan biri de bu. İstemiyorum otobanın ortasında ölmüş hayvanları görmek. Burası İstanbul değil, şehirleri bağlayan devlet yolu değil. Burası Karadeniz..

Bu otoyolların belli yerlerine dinlenme tesisleri kurulacak. Restoranlar, petrol ofisleri, marketler açacaklar. Onlar istihdam sağladıklarını düşünecekler biz doğayı katletmelerini izleyeceğiz.

Bu tesislerin bazıları şehirlerin, yaylaların yakınlarına kurulacak. Yatırıma hazır, paraya aç iş adamlarımızdan bazıları buralara akın akın gelecek, onlara göre doğa ile uyumlu, ilk başta ahşap sonra da beton rezidanslar yapacaklar. İlk başta ahşap yapacaklar ki doğa ile uyumlu olsun, tepki çekmesin.

Bazıları iki katlı villalar yapacak, sonra üç katlı binalar, sonra daha çok katlı binalar. Ev üstüne ev insan yiyen dev misali binaları konduracaklar birbirlerinin yanına. Yeşil, soluk bir yeşil olacak. Tabi geride yeşil bir doğa, ağaç kalırsa.

Bu merkezlerin yanlarına büyük marketler açılacak. İstanbul’daki her şey 12 saat sonra orada da olacak. Bizim Soğuk Su dediğimiz manav yok olacak. Bakkal amca artık büyük marketlerle rekabet edemeyecek. Yaylalara giderken incir, kavun, karpuz aldığımız seyyar tezgah artık olmayacak.

Büyük marketlerde kara lastik ve plastik top satılmayacak. Şehirliler gibi ayakkabı giyecek çocuklarımız. Nike marka, adidas marka. Kimi orjinal kimi çakma.

İstanbul’un veya herhangi bir şehrin gürültüsünden bunalıp yaylalara kaçmak artık bir hayal olacak insanlar için. Çünkü sadece doğanın sesini duymak mümkün olmayacak. Otobandan geçen araçlar doğayı katledecek.

Toprak betonlaşacak, yağmur yağdığında toprak ve ot değil de beton kokacak. Yağmur yağdığında topraktan gelen o kokunun solucanlardan geldiğini düşüneceğiz. Ya bu betondaki koku. O da üzerindeki asfalttan, ziftten geliyor diyeceğiz.

Çamlıkların arasında kaybolmak, çam ağaçlarından çam sakızı toplamak hayal olacak. Elimizde kalan son çam sakızını çocuğumuza verdiğimizde çocuğumuz “ama bu dişlerime yapışıyor” diyerek atacak. Çünkü çocuğumuz ne çam bilecek ne çam sakızı. Ama o, markette her yılbaşında satılan çam ağacını bilecek. Plastik çam ağacını.

Her gün modernleştiğimizi zannederken her dakika biraz daha geriye gideceğiz. Daha geriye. Karanlıklara doğru. Bizi tarih bile kabul etmeyecek. Tarih bile bizi yazmayacak sayfalarına.

Çünkü biz yeşil yolun Yeşil Yol olmasına izin vermiş olacağız. Her yerde olan o yolu özelleştirmiş, özel isim yapmış olacağız.

Yeşil yol, Yeşil Yol olmuş olacak.

Sezai Akbıyık

sezaiakbiyik@gmail.com

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.