Yiyoruz içiyoruz da arkamızda ne bıraktığımıza ne kadar bakıyoruz?

21.02.2014 10:59:07
A+ A-

Türk Mutfağı Dünya'da zenginlik açısından ilk sırlarda, sayın Prof.Dr İlber Ortaylı her fırsatta saray mutfağının ölmekte olduğunu çok önemli bir değeri kaybetiğimizi vurgular. Peki bu kadar zengin mutfağa ne kadar tüketiyoruz, bizim gibi Akdeniz ülkeleri masada uzun saatler geçiriyor. Aile ile akşam yemeklerinde buluşmak önemli de bir değer hala, çok da geçmişte kalmadı. Genç nüfus fazlası ile arttığı ve artık neredeyse 20 yaşından küçük nüfusun içte biri üniversite öğrencisi olduğu için yeme alışkanlıklarımız da değişiyor mu acaba?

Para harcama alışkanlıklarımıza yönelik en son erişebildiğim araştırma ne yazıkki 2006'da ama kendisi derki Türkler'in ev dışı tüketimlerinin en büyük kısmını restorant ve kafelerde yaptıkları giderler oluşturuyor. Özellikle kentteki yaşamın hareketlenmesi buradaki nüfus yoğunluğunun artması ayrıca eldeki zaman sıkıntısının bizi dışarda yemeğe ittiği söyleniyor. Youth İnsight'ın yakınlarda yaptığı araştırma sonucu ise üniversiteli gençlerin %97'sinin dışarda yemek yiyor. İşin üzücü kısmı şu çoğunlukla fast food tercih ediyorlar; fiyatların uygun oluşu hızlı servis olması ve yeni insanlarla tanışma şansının daha yüksek olduğunu da düşündükleri için ders aralarında ilk önce akıllarına gelen mekanlar fast food mekanları.  GSM firmalarının fast food zincirleri ile kampanyalar yapmasının sebebi bu. Ne kadar da üzücü, çünkü aslında uzun vadede hiç de sağlıklı olmayan bir karara yönelik onay ve teşvikten başka bir şey değil bu!

Öte yandan, iyi haberler de var, yeme içme sektöründe son dönem ekolojik ve organik ürünlere yönelme de mevcut zaten ekolojik pazarlardaki hareketlilik, talebi gören yatırımcıların bu alanda üretim ve satış yoluna yönelmeleri ileriki vakitlerde daha kaliteli beslenebileceğimizin de gösteriyor. Genel olarak, şimdilik en büyük sıkıntı organik ya da ekolojik ürünlerin fiyat farkı yaratmaları yani gençlere kadar indirgenebilmeleri için zamana ihityaç var. Henüz buralara yönelimi arttırarak talepte fark yaratabilecek herhangi bir çalışma ile karşılaşmadık, Türkiye'nin önde gelen firmaları belki onlarla da farklı bir proje geliştirebilirler, neden olmasın!

2012'de ABD'de yapılan bir araştırma, yeşil restorantlara olan talebin karşılanmakta zorlanıldığını gösteriyor. GRA (Green Restaurant Association, ulusal kar amacı olmayan yemek yerleri, yeşil restorantlara ve bu ekosisteme dahil olan kurumlardan sorumlu) 'ın yaptığı araştırmaya göre Amerikalılar yemeğe gelirlerinin %44'ünü harcıyorlar. Yapılan araştırmalar, restorantların "yeşil"leşmesi ciddi anlamda karbon ayakizi küçültmekte. Amerika'da tüketicilerin %64'ünün en sık gittikleri restorantların ilk üçünden 1'i yeşil sertifikalı, daha iyisi yeşil sertifikalı restorant tercih edenler oraya daha sık gidiyorlar.

Restorantlar; kamyonla malzemelrin taşınması, paketlenmiş yiyecek içecek kullanmaları ya da üretmeleri, fazlası ile temizlik suyu tüketmeleri ele alındığında büyük hatta kocaman karbon ayak izlerine sahipler. Yani aslında kendi karbon ayakizina dikkat eden birinin bir öğün dışarda sertifikasız bir mekan yemek yemesi o ayakizini katlama gücüne sahip. Artık Türkiye'de de hareketlilik kazanma zamanı gelmedi mi?

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.