Açlık oyunları!

Açlık oyunları! DİN
0,0
30.06.2014 04:45:29
A+ A-

Hani bazı hamur işi tarifleri vardır "alabildiğine un" ibaresi ile yapılır. Biz de sahurda alabildiğine yiyoruz. Kapasite önemli bir şey, istiap haddi de denir. Ancak söz konusu mide olunca haddi aşmak, daha doğru ifade ile hadde zam yapmak, şişirmek daha doğru bir tabirdir. Mide denilen organ genişleme kapasitesine sahiptir. Her gün kendi sınırlarını aşar, ihtiyacının üstünde yükleme kapasitesine ulaşır.

Konuya neden buradan girdim bilmiyorum, ancak ben de dahil çoğumuz midemizi alabildiğine doldurduktan sonra akşama kadar bunlar ile idare etmenin oruç tutmak olduğunu sanıyoruz. Hal bu ki belki de tutmamız gereken midemizdir. Daha fazla genişlemesine engel olarak, daha fazla tüketmemek, bereketi artırmaktır.

Sonra hocalarımız çıkar ve şöyle söyler "Ramazan da aç kalarak, fakirin, açın halinden anlamamız amaçlanır" Yapmayın hocam! Bizimkisi açlık değil, doymamazlık. Midemizin verdiği sinyal, vücudumuzun isteği değil, şeker dengesizliği. O sırada bir imkan olsa küçük bir şeker yesek geçecek. Fakirlere de mi şeker dağıtacağız? Gerçekten aç kalan kaç kişi vardır ki? Artık enerjinin tamamen tükendiği, sanrı görmeye başladığı, domuz yemeye izin verilen hale gelmiş, çevresinde börtü böcek, leş bulsa yiyecek duruma gelen. Bizim açlıktan anladığımız, az sabretse mükellef sofraya kavuşacak ve herşey bitecek. Belki bir erzak yardımı yapacağız, biraz para, sonra yıl boyu yan gel mideyi büyütmeye devam!

Bir de şöyle söylerler; "Oruç tut sıhhat bul." Özünde bu cümleye karşı çıkmasam da uygulama da düzensiz yemenin ve aşırı tüketimin şeker dengesizliğine, yağlanmaya, çarpıntıya, baş dönmesine, bağırsak fonksiyonlarının bozulmasına neden olduğu çok açık. Bizim açlıktan zannettiğimiz sorunların çoğu aslında tokluktan kaynaklanıyor. Görüldüğü gibi çoğumuz için ortada bir açlık durumu söz konusu değil, biz açlık oyunu oynuyoruz. Böyle olunca da açın halinden bir türlü anlamıyoruz.

Geleneksel yorumda namazın müminin miracı olarak ödül gibi sunulmasına benzer bir şekilde oruç ta Müslümanların Allah'a kulluklarını gösterecekleri bir ibadet olduğu anlatısı var. Kuran'da orucu tamamlamanın bizim için daha hayırlı olduğu belirtiliyor. Ancak yine Kuran'da bazı suç sayılacak eylemlerden sonra karşılık-kefaret olarak oruç tutulması gerektiği de yazılıyor. Bu durumda orucun aynı zamanda bir ceza olduğu yorumu da çıkabilir. Bu durumda Ramazan orucu da diğer 11 ayın bir kefareti olabilir mi?

Yukarıda biraz bahsetmeye çalıştım. İmkanı olan birisi için ramazanda oruç tutmak aç kalmak değil, dengesiz-alışılmışın dışında beslenmek demektir. Yani iyi ya da kötü vücudumuzun sahip olduğu dengenin şaşması demek. Örneğin yıl boyunca oruç tutsanız vücut bu yeni dengeye alışacağından muhtemelen sorun yaşamayabilir. Zaten belki de bu yüzden oruç sayılı günlerdedir ibaresi kullanılmış olabilir.

Yine geleneksel söylemde "fakirlere yardım, açın halinden anlamak, nefsi terbiye etmek..." gibi eylemler, bir Müslüman için yılın bir ayı değil bütün hayatı boyunca yapması gereken eylemlerdir. Dolayısı ile ramazan ayı ile sınırlı olmadığı gibi yaşam şeklimizi-anlayışımızı belli bir süre değil sürekli değiştirmemiz anlamına gelir.

Şu an Türkiye'de nüfusun çok büyük kısmı yoksulluk sınırının altında bir kazanca, dolayısıyla tüketime sahip. Böyle olunca da yetersiz beslendiği kesin. Yine önemli bir kısmı da açlık sınırının altında ücret ile yaşıyor. Resmi verilere göre asgari ücret açlık sınırının altında bir rakam. Kayıt dışı çalışanların ise önemli bir kısmının bu rakama dahi gelmediği biliniyor. Peki bunca insan aç ise, yani yıl boyu oruç tutuyor ise ramazan ayında aç kalma ibadeti yapmak ne fayda sağlar ki? Zaten aç olan bir insana aç kal sevap kazan denir mi?

Başka birşey olmalı!

@AlkanIrfan



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.