"Adam dediğin kimdir?"

"Adam dediğin kimdir?" DİN
5,0
11.10.2014 04:01:11
A+ A-

Bu yazı, Muhyiddin İbn Arabî'nin (d.1165- v.1240) 18 cilt olarak Türkçeye çevrilmiş Fütûhât- Mekkiyye adlı eserinin 18. cildinde geçen bazı sözleri içerir.

İlk söz, yazının başlığındaki sorunun cevabı olan söz.

"Adam dediğin, kendisine hikmetin verilip de onu içine sığdırabilen kimsedir." (Fütûhât-ı Mekkiyye, 18. cilt, sayfa:106, Muhyiddin İbn Arabî, Çeviri: Ekrem Demirli, Litera Yayıncılık, İstanbul-2012)

"İnsanların bir kısmı hakkında şaşılacak olan şudur: İman ettiği bir işi inkâr etmektedir." (a.g.e., sayfa:100)

"Akıllı aklını soyutlayıp mümin olması itibarıyla şeriata uyan kişidir." (a.g.e., sayfa:92)

"Akıllıların en kâmili imanı ile aklı müsavi olandır ki o da az bulunur." (a.g.e., sayfa:92)

"Akıl tasarruf etseydi akıl olmazdı; tasarruf akla değil, bilgiye aittir." (a.g.e., sayfa:92)

"Allah ve mümkünlerden başka bir şey yok! Allah mevcut iken mümkünler sabittir. Demek ki yokluk yoktur." (a.g.e., sayfa:90)

"Arif kendi nazarî / teorik düşüncesi ve aklına göre değil, şeriata göre Allah'a ibadet edendir." (a.g.e., sayfa:86)

"Saadete ermiş insan -başka bir şeyin değil- sadece şeriatın bağladığı kimsedir." (a.g.e., sayfa:86)

"Keşif ve Hakkın öğretmesiyle hakikatleri öğrenen insan en kâmil kişidir. O mertebeden aşağıdaki kâmildir. Onların dışındakiler ya mümin veya akli düşünce sahibi olanlardır. Onların kemale girmesi söz konusu değildir. Böyleyken mükemmellikte (ekmeliyet) nasıl yerleri olabilir ki ? Bunu bilmelisin." (a.g.e., sayfa:76)

"Allah'ı bilmekten daha üstün bir iş yoktur. Sen de o bilgiyi araştırmak ve O'ndan almaktan başka bir işle meşgul olma." (a.g.e., sayfa:65)

"Arif bir işi sahiplenmeksizin yapan kişidir. Demek ki arif bütün gayretini harcar. Bu esnada ise amel edenin Allah olduğıu hakkında rabbinden açık ve kesin bir delile sahip olur. Başka bir ifadeyle kulun yerine getirdiği amelin yapıcısı Allah'tır. Arif gayretini harcamasaydı yükümlülük olmazdı. Bu itibarla amelde kula ait bir nispetin ve bağın bulunması kaçınılmazdır. Amel Hakka ait iken nispet yaratılmışa döner. Bu durum kulun şereflendirilmesi anlamına gelir. Başka bir ifadeyle amelin kula izafe edilmesi onun teşrifi (şereflendirilmesi) demektir; kulun bunun farkında olup olmaması durumu değiştirmez." (a.g.e., sayfa: 88)

"Nefsin herhangi bir bedenden soyutlanabileceğini ileri süren kişinin nefsin mahiyetinden hiçbir haberi yoktur." (a.g.e., sayfa:124)

"Müslüman olmanı sağlayan cümleyi ısrarla söylemelisin. O cümle 'Allah'tan başka ilah yoktur (La-ilahe illallah)' cümlesidir." (a.g.e., sayfa:187)

"Akıl olmaksızın şeriat iddiasında bulunanın iddiası doğru değildir. Allah aklı sağlam ve derin kişiyi yükümlü tutmuş, deliyi veya çocuğu veya bunağı sorumlu tutmamıştır. Şeriat olmaksızın hakikati bildiğini iddia etmek doğru değildir. Bu nedenle Cüneyd şöyle demiştir: 'Bizim bu ilmimiz' yani Allah ehlinin getirdiği hakikatler, 'Kitap ile ve Sünnetle sınırlıdır.' Yani bu hakikatler ancak Allah'ın kitabına, Peygamberin sünnetine göre amel edenlerce elde edilebilir ki o da şeriat demektir. Hz. Peygamber şöyle buyurur: 'Beni Allah edeplendirmiştir, ne güzel de terbiye etmiştir.' Kastedilen Allah'ın şeriatidır. Kim Allah'ın şeriatına uyarsa, edepli olur; kim edepli olursa erer.' (a.g.e., sayfa:115)

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.