Akıl, mantık ve Tanrı

Akıl, mantık ve Tanrı DİN
3,5
22.08.2015 22:52:53
A+ A-

Evren ve zamanda yeterince geriye gittiğinizde yaklaşık 13,7 milyar yıl önceki büyük patlamaya rastlarsınız. Zamanı daha da geriye sarın. Büyük patlama öncesine.

Eğer büyük patlamadan önce hiçbir şey yoksa, mutlak bir yokluktan söz ediliyorsa, mutlak yokluktan nedensiz varlık meydana geldiğini düşünmek ve iddia etmek hiçbir şekilde aklın kabul edebileceği bir şey değildir. Çünkü "mutlak yokluk" demek ne enerjinin, ne maddenin ya da antimaddenin bilinen ve bilinmeyen her şeyin yok olduğu anlamında gelir. Eğer ortada hiçbir şey yoksa mevcut şeylerin var olmasına neden olabilecek bir şey de yoktur demektir. O halde aklen ve mantıken evrenin ya da varlığın herhangi bir anında mutlak yokluk olamaz. Eğer bir anlığına bile ne Tanrı ne de başka bir şeyin olmadığı bir mutlak yokluk olduğu düşünülürse bu varlığın meydana gelmesi için herhangi bir nedeninin de olmayacağı anlamına geldiğinden[1] böyle bir durumda varlık olmamalı idi. O halde her halukarda her zaman var olan bir güç, enerji, potansiyel ve kelam ve felsefi tabiriyle varlığı zorunlu varlık ?vacibül vucud- mevcut olmalıdır.

İster ateist olun, ister materyalist akıl ve mantık bunun dışında bir açıklamayı kabul etmez. Yani akıl ve mantığın birinci kabulüne göre mutlaka baştan beri her zaman bir şeyler var olmalı, ezeli olmalıdır. Aynı şekilde mutlak yokluğa gömüldükten sonra tekrar varlık meydana gelemeyeceğine göre bu varlık ebedi olmalıdır.

Ateizm ve materyalist felsefe önceleri bu varlığın maddeden ibaret olabileceğini düşündüler. Fakat big bang vb. keşifler onları bu fikirlerinden vazgeçirse de bu kez enerjinin ya da başkaca sonsuz evrenlerin olması gerektiğini iddia etmekteler.

İronik olarak ezeli ve ebedi olan Allah/Tanrı fikrinden kaçan ateizm neticede "ezeli ve ebedi olan bir güç ya da varlığın sürekli var olması gerektiği" fikrinden kaçamamaktadır. O halde inanmak zorunda kaldığınız bu zorunlu varlığın adına "Allah ya da Tanrı" demekten kaçınmanız onun olmadığı anlamına gelmeyecektir. 

 İkinci olarak:

Ateizm ya da materyalizmin "bu zorunlu varlık durumunu" bir tür enerji olarak kabul ettiklerini varsayalım. Onların bir şeylerin zorunlu olarak var olmasının gerekli olduğunu fakat bunun iddia edildiği gibi Allah olmadığını, bir tür güç ya da enerji olduğunu düşündüklerini ve iddia ettiklerini varsayalım.

Onların bu iddiaları bu seferde "hayat, bilinç ve zeka" olan üç temel unsurun varlığıyla yanlışlanacaktır. Şöyle ki:

Eğer kabul edilmek zorunda kalınan ve Tanrı yerine konan varlığı zorunlu güç, enerji ya da potansiyel her ne ad verirseniz farketmez; eğer bu güç "hayat, bilinç ve zeka" sahibi değilse o zaman bu durum bu gücün kendinde olmayan bir takım özellikleri var ettiğini iddia etmek olacaktır. Zira evrende hayat, bilinç ve zeka mevcuttur. Oysa ki aklen ve mantıken herhangi bir güç ya da potansiyel kendiliğinden, kendinde olmayan tamamen başka bir özelliği var etmesi imkansızdır. Eğer aklen ve mantıken kabul edilmek zorunda kalınan bu zorunlu varlığın "hayat, bilinç ve zeka"ya sahip olduğu da kabul edilirse o zaman bu varlığın teizmin kabul ettiği "Allah" tan hiçbir farkı kalmamaktadır. Zira teizme göre ezeli ve ebedi bir hayat sahibi olan, bilinç ve ilmi (tabir-i caizse zeka) ile evreni, hayatı ve varlığı var eden güce "Allah" denir.

O halde ateizm;

-          ya evrenin ya da varlığın mutlak yokluk anından onu var edecek herhangi bir sebeb de ortada yokken birden kendiliğinden meydana geldiğini iddia edecektir ki bu hem akla hem mantığa aykırıdır.

-          Ya varlığı zorunlu olan bir varlığın, bir gücün, mevcudiyetiyle birlikte bu gücün "hayat, bilinç ve zeka" sahibi olmadığını iddia edecektir ki bu da akla ve mantığa aykırıdır. Zira evrende hayat, bilinç ve zekanın parıltıları görülmektedir.

-          Ya da teizmin varlığına inandığı vacibül vücud olan hayat, ilim ve bilinç sahibi  sonsuz kudret olan Allah'ın varlığını ?mecburen de olsa- kabul edecektir.

Aksi taktirde ateizm, akıl ve mantığa aykırı fikirleri dogmatik olarak insanlara dayatmak gibi bir suçlama ile karşı karşıya kalmaktan kendini alamaz.


[1] Mutlak yokluk anında varlığın meydana gelmesi için gerekli sebep de yoktur. Dolayısıyla böyle bir an olsaydı varlık asla meydana gelmezdi.

 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.