Allah insana güvenmiyor, Prof Mehmet Okuyan yanılıyor savım

Allah insana güvenmiyor, Prof Mehmet Okuyan yanılıyor savım DİN
0,0
06.08.2015 15:59:58
A+ A-

Hep dedim; dine tek zarar veren, kötülük yapan dinsizler, dinsizlik değil dinlilerdir; bu bağlamdan olarak da dinlere örneğin İslamiyet'e tek zarar verenler de genelde Müslümanlar, özelde ise kitap okumayan, ezbere yaşayan, İslamiyet'in ruhunu-felsefesini-kuramını bilmeyen Müslümanlardır ki bunun içinde ilkokula bile gitmemiş olanlar da vardır, akademisyen olanlar da ve öyle ki İslamiyet akademisyeni olanlar da.
 
Dinlilerin temel sorunu, temel yanlışı dini ve dinlerini dini öğrenmek için değil kendilerini haklı, büyük, egemen, üstün göstermek içindir yani tıpkı bir futbol takımı tutar gibi bir davranış, tutum içindelik ki bu durum dinsizler için de geçerlidir, komünistler için de örneğin komünizımın(komünizmin) temelini oluşturan felsefeyi bilen komüniste rastlamak hemen hemen olanaksızdır ve hem felsefe diye hem çözüm, kurtuluş, özgürlük diye gelirler gelirler hem ekonomiye yani üretime yani mideye ve cinsel hormonlara dayanırlar ki sigaraya, içkiye ve ortalıkta cinsel sunuma karşı olan komünistler, dinsizler oluşmaya başladığı gün gerçek, doğru, bilimsel dinsizlik ve komünistlik de başlamış demektir.
 
Genelde dinli, özelde Müslüman bir akademisyenin ilk, temel yanlışı(hatası) konuya bilimsel değil kendini, dinini kanıtlamak, övmek, üstün göstermek için başlamasıdır ki o anda o kişi hem bilim hem din önünde yenilmiş olur da İslami deyimle Şeytan ona bunu zafer(yengi), başarı olarak gösterir. Yolun doğruluğundan ayrıldıktan, yolun dooğruluğunu önemsemedikten sonra doğruluğu savunduğunu söylemek bilim önünde bilimsizliktir.
 
Dün akşam HaberTürk'te Fatih Altaylı'nın Teke tek'inde İslamiyet ile ilgili konular vardı; rastlantı sonuçu(sonucu) gördüm ve birazcık izledim. Bence; konuşanların hemen hemen tüm söyledikleri yanlıştı(yanlışdı); tümünü bir tek yazıda yazmam olanaksız, denk geldikçe çok önemli gödrdüklerimi yazarım.
 
Yayında kimler vardı? Önce Fatih Altaylı, olağan olarak; sonra Prof Mehmet Okuyan, Prof Caner Taslaman, Mustafa İslamoğlu. 
 
Öncelikle Prof Mehmet Okuyan'ın şu sözünü göksel(semavi) din köken savına yani bu konudaki gerçeğe çok aykırı buldum; dedi ki 'Allah insana güveniyor'.
 
İşte burada; imamhatiplerde ve ilahiyat fakültesilerinde(fakültelerinde) felsefe ve mantık dersilerinin(derslerinin) okutulmadığı ve okutulmasının ne denli önemli, değerli, zorunlu olduğu da ortaya çıkıyor. Mehmet Okuyan en azından imamhatip okumamış, internetten öğrendiğime göre ancak ilahiyat fakültesi mezunu. Hadis 'Din ilimdir, ilmin olmadığı yerde din de olmaz; dinsiz de olsalar alimlerin yeri Cennet'tir; peygamberlerin varisleri alimlerdir' demesine karşın imamhatiplerde ve ilahiyat fakültesilerinde ilim okutuluğu, öğretildiği, savunulduğunu kim söyleyebilir, kanıtlayabilir? Kuşkusuz ki genelde İslam dünyasında, özelde ülkemizde din, İslamiyet 'Din ilimdir, ilim yoksa din de yoktur' hadisine uygun, bağlı olarak ilim olarak değil siyasete, siyasi düzene, siyasi yapıya uygunluk ve Arab kültürü, Arab tarihi, Arab dili, Arab olana boyuneğmek(boyun eğmek) olarak öğretilmektedir ve sonuçta demokrasiye, laikliğe düşmanlığa ve oradan da ilime düşmanlığa kadar gitmektedir çünkü demokrasi ve laiklik ilimin gereğidir yani sonuçta demokrasiye, laikliğe karşı olmak ilime de ve dolayısıyla dine de karşı olmaktır ki bu noktada olanlar dini dinden ayırıp İslamiyet içi ile sınırlandırmaya ve oradan da bunu da Arabçılıkla sonlandırmaya tutsak olurlar yani ileriye, evrene, bilimselliğe doğru gitmesi gereken din geriye, Arablığa, siyasete, bilimdışı inançlara doğru gider, götürülür.
 
Prof Mehmet Okuyan yanılıyor çünkü var olan verilere göre Allah insana üstelik de asla, sonsuza kadar, mutlak(salt) olarak güvenmemektedir. Bu konuda savıma kanıt olarak yalnızca tek birşey diyeceğim ve konuya ilişkin genel sunumumu bu konuyla ilgili başka yazımda yazacağım ki şimdi söyleyebileceğim tek şey şudur: Allah insana güveniyor olsaydı Cennet'inden dünyaya kovmazdı.
 
Yani düşünün ki bir arkadaşınızı, dostunuzu, akrabanızı bile evinizden kovuyorsanız ve üstelik de onu davet etmişken; bu, ona güvenmediğinizi gösterir çünkü insan güvendiği birini ve üstelik de arkadaşını, dostunu ya da akrabasını neden evinden kovsun; akıl var, mantık var değil mi? Yani bir insan bile bir insanı kovuyorsa ona güvenmediği içindir ve üstelik de güvenmemeyi de aşan birşeydir çünkü insan güvenmediği birine bile dostça, hoşgörüyle, zekice katlanabilir yani örneğin bir hırısızı kovar gibi kovması gerekmez.
 
Din ilimdir, alim işidir ancak her alim dinden anlar demek değildir örneğin elektıronik(elektronik) mühendisi olmasını karşın bırakın bozuk renkli televizyonunu, bozuk el radyosunu bile onaramayan mühendisler; edebiyat öğretmeni olmasına karşın dünya kılasiklerini(kasiklerini) bilmeyen, okumamış ya da bir şiir ya da öykü bile yazamayan öğretmenler vardır; tıb fakültesi mezunu olmasına karşın ameliyat yapamayan doktorlar vardır.
 
Alim olmak için alim olmak yetmez; mantık bilimi açısından da dürüst, tarafsız, adil, tutarlı olmak gerekir. Yani diplomalar ve akademisyenlikler düzene uygun sınavlar, ezberler geçildiği için verilmektedir, bilime yani bilimselliğe ait sınavlar değil. Alimlik bilimselliğe dayalı olmazsa, düzene uygun ezbere dayalı olursa an gelir alim ile cahil arasında hiç fark görünmeyebilir.
 
Alimlikte, ilimde rütbeye, mevkiye, makama değil öze bakılır.
 
Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk/Türkiye bilgesi
İnternette yayınlandığı zaman: 5.8.15/09.42