Allah söze değil, kalbe bakar...

DİN
5,0
28.03.2014 17:14:00
A+ A-

Samimiyet...

Başlı başına bir yürek işidir samimiyet. Maddeden sıyrılıp, manaya uzanan bir yoldur kimi zaman. Sözden öte, kafiyeden uzak ama bir o kadar sıcak bir histir oysa. Uzakları yakınlaştıran, mesafeleri aradan kaldıran ama saygıdan ödün vermeden hissedilen bir duygudur samimiyet...

Önce kendine karşı samimi olmalısın. Dürüst, adil ve gerçekçi... Unutma ki; kendine yakın olmayan, başkasına da yakın olamaz. Yüreğinde hem yakınlığı hem samimiyeti hissediyorsan doğru yoldasın demektir. Ne yaparsan yap, her ne işle uğraşırsan uğraş veya ne söylersen söyle, kabuğundan ziyade, özünde fışkıran bir volkan gibi ısıtırsın etrafını. Çünkü sen dışa değil, tam aksine içe dönmüşsündür ve derinde, çok daha derinlerde olan huzuru yakalamışsındır. Huzurlu olan insan, samimidir, gerçekçidir, uysaldır. Ne kötülükten eser vardır yüreğinde ne de sinir ve stresten bir zerre. Görüyorsun değil mi? Kendini bilen insan, ahlakı bilir, rahmeti bilir ve gerçeği bilir. Burayı iyi dinle; Allah, amellerinde samimi olanı sever... Laf olsun diye dua eden, Hak yerini bulsun diye ezbere ibadet eden bir kul, samimiyetten nasibini almamış demektir. Sana bir öneride bulunayım mı? Hiçbir şeyi, olması gerektiği için yapma. Bu, sende mecburiyet duygusunu uyandırdığı için zihnin oyununa geleceksin. Çünkü zihin, mecburiyeti sevmez. Unutma ki sen ruhani bir varlıksın, yaşamı zihninde değil, ruhunda hissettiğin sürece yaşadığını anlarsın. Bu sebeple yapılması gereken ne varsa, Allah rızası için yap, severek yap, hissederek yap. Göreceksin ki dokunduğun her nesnede, baktığın her yerde ve yaptığın her işte O'ndan, Rabb'inden izler bulacaksın.

Şimdi bana kulak ver ve kendine sadece iki dakika ayır. Seninle küçücük bir terapi uygulayacağız. Nasıl mı? Beni iyi dinle; Olmasını istediğin ne varsa - bu bir dilek olabilir - kıbleye yönel, otur dizlerinin üstüne ve aç ellerini, kaldır usulca semaya. Hiçbir ayete, hiçbir sureye ve hadise takılı kalmadan, içinden geldiği gibi mutlak bir samimiyetle dua et Rabb'ine. Buraya dikkat et! Duaları, ayetleri ve sureleri kulak ardı et demiyorum, haşa ben sana tam aksini öneriyorum fakat aradaki ince çizgiye dikkatini vermeni istiyorum. Ezbere olan her şey uzaktır, soğuktur, ölüdür. Oysa ki hissederek ve yaşayarak yaptığın her bir şey yaşayandır, sıcacıktır. Unutma ki insan dua sayesinde insandır.Dilersen kaldığımız yerden devam edelim; İçinden ne geliyorsa söyle tek dostuna. Derdin mi var, anlat. Bir belaya mı maruz kaldın, açıkla. Bir şeye mi ihtiyacın var, iste... İçinden ne geliyorsa, her ne şekilde ve üslubla olursa olsun konuş Allah'la. Evet, yanlış duymadın konuş. Bir süre sonra içinde bir huzur ve yüreğinde eşsiz bir rahmet hissedeceksin. Ben bunu çok sık yaparım, hatta her an uyguladığım bir terapidir bu. Mesela bir örnek vereyim sana; Sabah evden çıkarken, " Allah'ım bu gün de beni hayırlı insanlarla karşılaştır ve işlerimde başarılar ihsan eyle." Der ve gerisini Rabb'ime bırakırım tam bir tevekkülle. Yolda yürürken mesela, " Ey güzel Rabb'im, şu anda işine gücüne giden her kuluna yardım et, işlerinde hayırlı olanı nasip et, şu yaşlı teyzenin üzerinden rahmetini esirgeme veya şu küçük çocuğun üzerindeki yükü hafiflet." Gibi küçük, küçücük dualar sayesinde konuşurum Allah'la. Alışverişe mi gideceğim hemen başlarım konuşmaya dostumla: " Allah'ım, yapacağım alışverişte hayırlı olanı nasip et, benim için şerre çıkan yolları kapat." Derim ve öyle hareket ederim. Görüyorsun değil mi? Her bir şeyin başında niyet önemli. Çünkü Allah söze değil, kalbe bakar... Burayı iyi dinle; Hazreti Musa, bir gün bir başına dağları dolanırken, uzaktan yoksul ve yanlız bir çoban gördü. Çoban dizüstü çökmüş, ellerini semaya açıp dua etmekteydi. Bu durum hz. Musa'nın çok hoşuna gitti, ama yaklaşıpta çobanın duasını duyunca şaşırdı. Çoban Rab'ine şöyle yalvarıyordu: Kurban olduğumAllah 'ım. Seni ne kadar severim, bir bilsen. ne istersen yaparım, yeter ki Sen iste. Sürüdeki en yağlı koyunu kes desen, gözümü kırpmadan keserim Sen'in için. Koyun kavurması güzeldir Allah'ım, kuyruk yağını da alır pilavına katarsın, tadına yenmez olur.

Hz. Musa duaya kulak kabartarak çobana yaklaştı. Çoban Duasına devam ediyordu: Yeter ki Sen dile, ayaklarını yıkarım. Kulaklarını temizler, bitlerini ayıklarım. Ne kadar çok severim ben Sen'i. Sana çok hayranım.

Duydukları karşısında hz. Musa öfekeden küplere bindi, bağıra çağıra kesti çobanbın duasını: Hz. Musa: Sus, seni cahil adam! Ne yaptığını sanırsın?Allah pilav yer mi? Allah'ın ayakları mı var yıkayasın? Böyle dua olur mu? Külliyen günaha giriyorsun. Derhal tövbe et! Çoban, Hz. Musa'dan azarı işitince kulaklarına kadar kızardı, utancından yerin dibine girdi. Bir daha böyle kendi kafasına göre dua etmiyeceğine gözyaşları içinde yeminler etti. o gün akşama kadar hz. Musa çobanın yanında durup ona temel duaları ezberletti. Sonra "Allah benden razı olur, iyi iş yaptım" diye düşünerek yoluna devam etti.

Hz. Musa o gece bir ses işitti, seselenen Rab idi: "Ey Musa! sen bugün ne yaptın? Sen ayırmaya mı geldin buluşturmaya mı? Şu garip çobanı azarladın. Onun bana ne kadar yakın olduğunu anlayamadın. Ağzından çıkan lafı bilmese de, O çoban inancında samimi idi. kalbi temiz, niyeti halisti. Biz kelimelere bakmayız, Niyete bakarız! kelamlara bakacak olsak yeryüzünde insan kalmazdı! Biz çobandan razıydık. başkasına medih olan söz sana zemdir. Ona bal olan sana zehirdir. Sen işittiklerini inkar ve küfür saydın ama bilsen ki bir kabahati varsa bile, ne tatlı kabahattır onun ki" Musa hatasını anlatı ertesi gün çobanın yanına gitti çoban duaya durmuştu yine, Ama dünkü heyecanından, samimiyetinden eser yoktu. Öğretildiği gibi yakarmaya gayret gösterdiğinden, aman bir yanlış laf etmeyeyim diye takılıyor, kekeliyor, terliyordu. Hz. Musa, çobana ettiğinden pişman olup sırtını okşadı ve dediki: " Ey dost, ben hatalıyım, ne olur affet. Bildiğin gibi dua et. Allah nazarında böylesi daha kıymetlidir.

Hiçbir zaman unutma; Sözlerinle değil, yüreğinle bir yerlere gelirsin. Çünkü, hayırlı olan her işte sözler değil, yürektir etkisi olan. Hala neyi bekliyorsun? Ceketini giyerken hatta ayakkabını bağlarken bile kalbindeki Rabb'ini hisset. O'na tevekkül et, O'na sığın ve bir tek O'na aç derdini. Unutma ki, herkes bir yana çekildiğinde, Rabb'in hala ellerinden tutuyor olacaktır...

Dua ile...

http://google.com/+farkındamısınsufi

http://www.facebook.com/farkindamisinsufi

http://blog.radikal.com.tr/Blog/farkinda-misin

http://farkindamisinsufi.blogspot.com

http://www.blogger.com/home

http://farkindamisinsufi.simplesite.com.tr

http://www.youtube.com/channel/UCINHdWqHyeftfdtTm4oR7GA

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.