'Allah'a şükür bu Ramazan da nefsimizden zerre fire vermeden çıktık'

'Allah'a şükür bu Ramazan da nefsimizden zerre fire vermeden çıktık' DİN
0,0
25.07.2015 07:38:23
A+ A-

Ramazan ayı nefsten, bedenden, dünyadan inziva ayı olmasına ve oruç da nefsten, bedenden, dünyadan inziva demek olmasına karşın Ramazan ayı'nda nefs o kadar çok bir zirve(doruk) yapdı ki Ramazan sonunda ortalık sanki 'Allah'a şükür, bu Ramazan'dan da nefsimizden zerre fire vermeden çıktık' diyenlerle doldu gibi.
 
İnsanları hiç üniversite okutmadan üniversite mezunu yapmak, üniversite diplolmasılandırmak olanaklı. Nasıl mı? Hiç felsefe ya da doğru felsefeyi öğretmeden yani üniversite kavramının anlamını; üniversite demenin felsefe, bilimsellik, bilimcilik, insancılık, toplumculuk, evrensellik, haksızlıklara karşı gelmek, adaletsizliklere karşı gelmek, demokrasi, vicdan, merhamet, üniversite ahlakı, bilim ahlakı, insanlık için çalışmak, felsefe için çalışmak, bilim için çalışmak, barış için çalışmak, insanca bir dünya için çalışmak demek olduğunu öğretmeden; üniversitenin yalnızca meslek öğrenmek, iş öğrenmek, işe girmek, para kazanmak yeri olduğunu öğretip ya da duyumsatıp.
 
Din için de aynı olanak var yani insanları dini öğretmeden dinli yapmak da olanaklı yani örneğin dinin 'Bilim öğrenmek, bilimcilik, bilimsellik, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, insanlık için çalışmak, nefssizlik' olduğunu öğretmeden.
 
Bir Ramazan ayı daha geldi ve geçdi(geçti); insanlar, oruça(oruca) girenler dinin yukarıda saydığım şeyler; Ramazan'ın yani oruçun nefsten inziva demek olduğunu; sahurun ve iftarın anlamını bile öğrenmeden, bilmeden, yaşamadan ve tam aksine Ramazan'ı, oruçu özel bir ziyafet, şölen, nefse akın, nefse dizginsizlik yerine koyup öyle ki sokaklara iftar çadırıları(çadırları), iftar sofrasıları(sofraları) kuruldu, akşam yemeği iftar, iftar akşam yemeği sayılıp; o iftar çadırılarına, iftar sofrasılarına gidenlerin bir şişe su ya da bir paket bisküvi ya da bir avuç zeytin ya da bir simit alacak parasıları(paraları), olanakları yok muydu; evileri(evleri) yok muydu, evilerinde bir zeytin ya da bir yudum su yok muydu? Ve gösterişli kişiler gösterişli iftar çadırıları(çadırları), gösterişli iftar sofrasıları düzenlediler ve iftarlık diye akşam yemeğileri(yemekleri) verdiler, iftarlığa olanağı olan insanlara. 
 
Ramazan, iftar için özel yemekler, özel hamur işileri, özel tatlılar yapıldı ve televizyon yayınıları(yayınları) ile yaptırıldı; birgüzel(bir güzel) nefs keyifi yapıldı iftarlarda.
 
Ramazan, oruç, iftar bir özeleştiriye, eleştiriye değil havadansudan, siyasetten, ticaretten, nefsten söyleşişere, mutluluklara dönüştürüldü. Bangır bangır sözümona Ramazan davuluları(davulları) çalındı ve Ramazan paraya yani ticarete yani nefse dönüştürüldü.
 
Öğleden sonrasıları(sonraları) ekmek üretimi bile durdurulup yerine mis gibi sözümona Ramazan pidesileri(pideleri) üretildi.
 
Televizyonlar insanları nefse kışkırtan, yönlendiren yiyecek, içecek tanıtımları(tanıtımları) ile doldu öyle ki bu konuda ahlak, edeb bile tanınmadı.
 
Ramazan bayramı'nda Ramazan'a özel tatlılar yapıldı, tatlı keyifi yapıldı sanki Ramazan ayı, oruç nefsten inziva ayı değilmiş gibi.
 
Ramazan, oruç nefsten inziva yerine öyle nefs yapıldı ki gıda fiyatıları(fiyatları) düşmek yerine artdı(arttı) bile.
 
Yani Ramazan'da çok güzel nefs, keyif yapıldı, her zaman olduğu gibi. Allah'a şükür bu Ramazan'dan da nefsimizden zırnık fire vermeden; dinin 'Bilim' olduğunu, Ramazan'ın-oruçun-iftarın ne olduğunu öğrenmeden, kitap okumadan, bilim öğrenmeden, bilimle ilgilenmeden yine alınımızın(alnımızın) yani nefsimizin akıyla çıkdık(çıktık).
 
Bence sahuru kaldırıp iftarı öne almalı ki akşam yemeği ile karıştırılmasın, iftar akşam yemeğine yani nefse kurban gitmesin. 1400 yıl önceki iftar ve sahur sofrasıları ile günümüzdekiler arasında dağlar kadar fark vardır bence.
 
Ramazan bayramı'nda zili sökdüm(söktüm); evime nefs akını istemedim ve hiçkimsenin de Ramazan bayramı'nı yani 'nefs bayramı'nı kutlamadım. Ne mutlu bana ki bu Ramazan'da nefssizliğimden ve bilimliliğimden zırnık fire vermedim.
 
Öğrenilmeli artık din bilimdir; ve oruç fakirlerin(yoksulların) halinden ve nimetlerin değerini anlama, sahur tüm gün aç ve susuz kalmaya hazırlanma anı, iftar karın doyurma anı, Ramazan ayı ziyafet ayı, Ramazan 'bayramı' da nefs bayramı değildir. Ramazan, oruç, sahur, iftar nefsten inziva, özeleştiri ve eleştiridir.
 
Afrika, Asya ve Ortadoğu Müslüman dünyasında yine savaş, terör, yine kangövdeyigötürdü(kan gövdeyi götürdü). Bazılarınca Ramazan, oruç, iftar, sahur, din yine ticarete, siyasete ve nefse yani Şeytan'a alet ve zafer(yengi) edildi.
 
Ey nefs; hiç Ramazan ayı'ndaki kadar göklere çıktın mı? Ey cehalet; hiç Ramazan ayı'ndaki gibi yerde sürünmekten kurtuldun mu?
 
Olur böyle şeyler; Müslüman yöneticilerin saraylarda yaşadıkları, Müslüman başkanlarının 1 milyon Tl'lik arabalarda gezdikleri yerlerde olur böyle şeyler.
 
'Kabe'nin çevresindeki evler iki katı geçmeye başladığında evlerinizi Kabe'den uzağa yapmaya başlayın', 'Din ilimdir, ilimin olmadığı yerde din de olmaz', 'dinsiz de olsalar alimlerin yeri Cenneti'tir', 'Alimin uykusu bile cahilin ibadetinden hayırlıdır', 'Alimler peygamberlerin varisleridir' hadislerinin öğrenilmediği, öğretilmediği ya da ruha kazınmadığı yerlerde olur böyle şeyler.
 
Bu olanlar, bu yaşananlar din değil. Dünyada henüz din yok; dinin ayak sesileri(sesleri) var. Nefssiz alimler, nefssiz yöneticiler, dinsiz dinliler, 'Din ilimdir, ahlaktır, vicdandır, merhamettir, utanmaktır, özeleştiridir, öğretmenliktir, sevgidir, dostluktur, iyiliktir' diyenleri görmeye; ve aç iken bile 'Tokum' diyenleri görmeye; dinsizleri dinli, dinlileri dinsiz sanmaya; değil hakkı olmayanı almak, hakkını bile utana sıkıla alanları görmeye; nefs ve nefsli görünce utananları görmeye başladığınızda; din, gerçek din, doğru din başlamış demektir.
 
Evet o gün güneş tersinen doğacak, tersinden batacak çünkü herşey ters olacak. Mevlana dönüyor, dönüyor, dönüyor; 'Birgün herşey tersine dönecek' diyor.
 
Birgün herşey tersine dönmeye başladığında din, gerçek din, doğru din gelmeye başlayacak.
 
Noah'ın(Nuh'un) gemisi'ne de binmeyen nefsdi(nefsti) ve Noah'ın yeni gemisi'ne binen şu an hiç yok.
 
Nefshane bu Ramazan da tıkabasa doldu. Allah'a şükür bu Ramazan da nefsimizden ce cehaletimizden zerre fire vermeden çıkdık(çıktık). Başardık.
 
Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk/Türkiye bilgesi
İnternette yayınlandığı zaman: 20.7.15/02.46