Allah'ı gerçekten tanıma (mârifet) meselesi

Allah'ı gerçekten tanıma (mârifet) meselesi DİN
5,0
30.09.2014 18:31:53
A+ A-

Sadreddin Konevî (d.1210- v.1274), gerçek mârifeti (Allah'ı tanımayı) şöyle ifade eder: "Gerçek mârifet, Hakkın, kendisine, kontrol edilemeyen ve nitelenemeyen bir tecellî ile ansızın geldiği kimsenin mârifetidir." Büyük ârif ve düşünce insanı, Allah'ı tanımama hallerini de şöyle sıralıyor: 

Allah'ı, vahid / bir olması açısından bilen, O'nu tanımamıştır.

Allah'ı, Allah vasıtasıyla bilen, O'nu tanımamıştır.

Allah'ı , deliller, şahitler ve âyetler vasıtasıyla bilen, Allah'ı tanımamıştır.

Allah'ı, talebin neticesinde meydana gelen bir delilin şahitliğiyle bilen O'nu tanımamıştır.

Allah'ı, kendisinden gelen belirli bir tanıtma vasıtasıyla bilen, O'nu tanımamıştır.

Allah'ı, nefsinin bir hali açısından bilen O'nu tanımamıştır.

Allah'ı bilmesi; ilim, amel, kasıt veya çaba ile Hakka yönelmesinin ve teveccühünün neticesi olan, O'nu tanımamıştır.

Mârifetinin neticesi, bir şeyi benimsemek, bir şeyi terk, bir şeyi tashih veya başka bir şeyi tezyif veya onaylamak veya karşı çıkma veya tercih veya yüz çevirmek olan kimse, O'nu tanımamıştır.  (tezyif: sahte, değersiz olarak gösterme; eğlenme, alay etme.)

Hakta fenâ tadını alan ve bunu netice olarak gören, Hakkı tanımamıştır.

Mârifeti bir sebebe ya da bilinen veya bilinmeyen sebeplere bağlı kalan, O'nu tanımamıştır.

 ( İlâhî Nefhalar, sayfa:125-126, Müellif: Sadreddin Konevî, Tercüme: Ekram Demirli, İz yayıncılık.)



ETİKETLER: Haber, Haberler, Karşı, Allah,

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.