Allah'tan korkma!

DİN
5,0
23.03.2014 20:59:36
A+ A-

Korku...

Telaffuz etmesi ve hatta düşünmesi bile ürkütücü. Samimiyetten uzak, soğuk bir kavram korku... Korkuyla aynı anda sevgiyi ve saygıyı düşünemiyor insan, kimileri korkuyu saygı sanır, kimileri de saygıyı korku... Düşünecek olursan eğer, birine karşı mahcubiyetin, eksikliğin veya ona karşı kendini hazır hissetmediğin anlarda korkuyu hissedersin. Aslında zihnin bir yanılgısıdır bu, zihnine sistemimize edilmiş hatalı bir programdır.

Allah, kullarını sevgiden, merhametten ve aşktan yaratmıştır. O, kendi ruhundan üflemiştir kullarının ruhlarını... Şimdi sorarım sana; Korkunun olduğu yerde sevgi olur mu? Korkunun hissedildiği bir zihinde merhamet zuhur bulur mu? Çocukluğundan beri sana Allah'tan korkman öğretildi. O'na yakınlaşman yerine sen farkında olmasan da Allah'tan uzaklaştırıldın. O'na sığınmak yerine, O'ndan ürkütüldün... Ve sen istemeden de olsa bu güne dek ibadetten ve inançtan uzak bir şekilde bu güne dek geldin. Evet evet, itiraf et aynen bu şekilde yaşadın tam da bu ana kadar. Şimdi sen bana, ama ben inançlıyım, Allah'a inanıyorum diyorsun hissediyorum. Buraya dikkat et! Ekmeğin seni doyurduğunu bilirsin, bunun için her tür iddiaya bile girersin çünkü bundan eminsin. Fakat ekmeği yemezsen aç kalacağını ve güçsüz düşeceğini de bilirsin. Demek ki ne diyoruz? Ekmeğin seni doyurduğunu bilmek yetersiz kaldığı gibi, Allah'a inanıyorum demek de O'na olan inancının öngördüğü görevlerini yerine getirmediğin sürece bu inanç, sadece telaffuzdan ibaret kalacaktır. Bu gün, tam bu anda bu tabuyu burada yıkmış bulunuyorum. Bildiğin tüm kitapları bırak ve beni dinle... Allah'tan Korkma ! Bunu hiçbir zaman yapma...O'nu sev, O'na sığın ve O'nu her daim an... Her ne günah işlediysen, her ne kadar Allah'tan uzak kaldıysan yine de şunu hiçbir zaman unutma ki Allah, affetmesi bol olan, bağışlayan ve kullarını her ne olursa olsun çok sevendir...

Şimdi beni iyi dinle;

Şems-i Tebrizi güzel bir bahar gününde, bahçesinin duvarını örmekle meşgulmüş kerpiçle. Kendini bilmez ve ilmine çok güvenen bir zat gelmiş üstadın yanına ve başlamış kendini beğenmişliğini sergilemeye.

- Size üç soracağım bilirseniz ilminizi takdir edeceğim. Demiş.

- İlk sorum şu; Allah Allah dersiniz ve O'na inanırsınız... Hadi O'nu bana gösterin de inanayım varlığına...

- İkinci soruma gelince; Şeytan ateşten yaratıldı dersiniz ama onun gazabı yine ateşten olacak dersiniz, hiç ateş ateşe zarar verir mi?

- Son olarak da derim ki; Yok şu günahmış, yok bu harammış... Rahat bırakın insanları da istediklerini yapsınlar... Buna ne diyeceksiniz?

Şems-i Tebrizi hiç kendinden ödün vermeden eline kerpiç parçasını aldığı gibi adamın kafasına vurmuş. Adam feryat figan acısının verdiği bir tepkiyle doğru kadının yolunu tutmuş... Kadı duyduklarına inanamasa da çağırmış huzuruna Şems'i...

- Ya sayın üstadım, sen koskoca Şems'sin nasıl olur da sana yöneltilen bir soruya yanıt vermez de üstelik adamın kafasına vurursun?

Şems, kendinden emin bir vaziyette;

- Bana, görmediğiniz Allah'a nasıl inanırsınız, gösterin de inanayım dedi. Ben de kafasına kerpiçle vurdum, ağrıdığını söylüyor, hadi bana ağrıyı göstersin de inanalım, demiş... İkinci olarak şeytanın ateşten yaratıldığını ve ateşten olan bir şeyin nasıl olur da cezasının yine ateşle verileceğini açıklamamı istedi. Elimdeki kerpiç de çamurdur ve insanoğlu da çamurdan yaratılmıştır, çamur çamura zarar verebiliyorsa ateş de ateşe gazap olur." diye yanıtlamış. Son olarak da o günah, bu haram der durursunuz, bırakın insanları da istediklerini yapsınlar dedi, ben de öyle yaptım. Demiş...

İdrak edebildiysen eğer, inanmak için görmek değil, hissetmek lazım...Artık bırak Güzel Allah'tan korkmayı, sen duanı et ve bırak, gerisini O halledecektir...yeter ki sen O'na inan ve güven...



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.