"Allah'tan, kulları içinde, ancak âlimler korkar"

"Allah'tan, kulları içinde, ancak âlimler korkar" DİN
5,0
26.10.2014 21:53:13
A+ A-

Başlık yaptığım söz Allah kelâmı olup Kur'ân'ın Fâtır Sûresi'nde (Sûre:35) 28. âyette geçen bir cümlenin Türkçe meâlidir. ( Kur'ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm, İkinci Cild, Yedinci Baskı, Balıkesir'li Hasan Basri Çantay, 1972, Nâşiri: Mürşid Çantay, Bayezid-İstanbul )

Adı geçen eserde, bu ilâhî sözün meâline ait dipnotta, İbni Abbas radiyalllâhü anhümâ'ya göre manânın şu olduğu belirtilir: "Allah'tan, kullarının içinden, ancak O'nun ceberûtunu, izzetini, saltanatını bilenler korkar (Hâzin). Burada 'âlimler'den murad Cenâb-ı Hakkı sıfatlarıyla bilip de O'nu tazîm edenlerdir. Kimin ilmi artarsa o nisbette Allah korkusu da artar. Ebû Hanîfe, İbni Abd-ül Azîz, İbni Sîrîn hazretlerine göre 'Haşyet 'den murad tazîmdir, büyük saygıdır (Medârik). 'Haşyet'in şartı marifet-ullahdır, Cenâb-ı Hakkın sıfat ve fiillerini bilmektir (Beyzâvî).
İki hadîs-i şerîf meâli:
1) "Âlimin âbide üstünlüğü, benim, sizin en aşağı mertebede olanınıza üstünlüğüm gibidir. Şüphesiz Allah, Allâh'ın melekleri, göklerde ve yerde ne varsa hepsi, hattâ yuvasındaki karıncalar, hattâ balıklar insanlara hayr öğreten kimsenin yarlığanmasını isterler (Tirmizî, Taberânî, Ebû Ümâme radıyallâhü anh)
2) Âlimler yeryüzünün kandilleri, peygamberlerin vekilleri, benim ve öbür peygamberlerin de ilim mirascılarıdır (İbni Adiyy "Kâmil", Ebû Nuaym: Aliyy-ül Murtezâ radiyallâhü anh ve kerremallâhü vecheh).

Bazı kelimelerin günümüz Türkçesinde karşılıkları:

Meâl: anlam, mânâ, kavram; kelime kelime olmaksızın asıl anlamı ifade etmek suretiyle yapılan Kur'an tercümelerine verilen isim; anlam olarak çeviri.
Nâşir: neşreden, yayınlayan.
Radıyallâhü anh/üma: Din büyüklerinden söz ederken "Allah ondan râzı olsun' anlamında kullanılan dua sözü (adı geçen kişi veya kişilere göre radıyallâhü anh-anhâ-anhüm-anhümâ- anke şekilleri de vardır.
Ceberût: Allah'ın her şeyin üstünde olan büyüklüğü, kudreti.
İzzet: kıymet, itibar, büyüklük, yücelik.
Saltanat: egemenlik, hakimiyet.
Murad: maksat, anlaşılması gereken, amaç
Tazîm: büyük sayma, yüceltme, büyük saygı gösterme.
Haşyet:Allah'ın büyüklüğünü, yüceliğini idrak eden kulun O'nu hakkıyle tazîm edememek ve kulluğuna lâyık olamamak kaygısıyla hissettiği ürperme, korku; havfın bir üst derecesi.
Marifet-ullah: Allah'ı bilme, tanıma.
Âbid: ibadet eden, kulluk eden kimse.
Yarlığanma: bağışlanma, mağfiret edilme.
Kerremallâhü vecheh: Kısaltılmış olarak 'kv.' diye yazılır ve Hz. Ali'nin ismi anıldığında belirtilir. Kendisi hiç putlara tapmadığından, çocukluğundan itibaren mümin ve Müslüman olarak peygamberimizin yanında yer aldığı için, "Allah vechini (yüzünü) mükerrem (şerefli, hürmete lâyık) kılsın" anlamında bir duadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.