Aradayım, Tam Arada: Allahu Ekber Woo-Hoo?!

Aradayım, Tam Arada: Allahu Ekber Woo-Hoo?! DİN
2,9
07.01.2013 19:05:33
A+ A-

Gündelik lisanı, hayli mümin(!) bir vatandaşım.

 

Cümlelerimin içeriğine mercek tutulsa, “Allah’a şükür”; “Allah ıslah etsin”; “Allah yazdıysa bozsun”, ”Tövbeler tövbesi”, “Allah’ım sen aklıma mukayet ol”; “Yarabbim sen yarattın sen takip et”;” Allah korusun”.. cümlelerini içeren uzuuun bir liste çıkar.

 

Bu bir kıstas değil elbette inanca dair, olamaz da.. Zaten pek çoğumuz, kulak alışkanlığıyla, bu sözleri kullanıyoruz. Fakat fark ettim ki, bu cümlelerin bazıları, sadece laf olsun diye sarf edilmiş değil benim için.

 

Örneğin “Yarabbim sen yarattın; sen takip et” derken, hakikaten, Allah Baba’nın yukardan GPSle bu baş belasını bulup, cımbızla çekip şöyle bir kendine getirmesini istiyorum.

 

Lakin, bir türlü, kendimi bu “Allah-Peygamber-Kitap” birliğinin kudretli kollarına da bırakamıyorum.

 

-.-

 

Hani bazı insanlar vardır ya, “Allah yok” der;” kitap neymiş, yalan onlar” der..

 

Ya da koyu Müslümandır bazıları, bazıları da Hıristiyan.. Ama bi karar vermiştir işte canını yediklerim.

 

İnanmayanlar, misal, demişlerdir ki, “Tamam birader, Allah filan yok; her şey bilimsel temele dayanıyor. Birilerini havale edebileceğim tek yer de, zamanın kolları ve bizzat, şahsi aksiyonlarım.”

 

Ya da –mesela Müslümanlarsa- demişlerdir ki “Allah birdir. Hz. Muhammed onun kulu ve elçisidir”

 

Takdir edersin, tasdik edersin, toptan reddedersin..orası senin bileceğin iş.

 

Benim takıldığım nokta, öyle ya da böyle, bir karar verilmiş olması.

 

-.-

 

Ya ben?

 

Bi taraftan kader diyorum, kısmet diyorum; öbür yandan yazılı kurallara gelemiyorum.

 

Dünya bu kadar hızlı değişirken, sabit bir metne dayanarak insanların birbirini yerden yere vurduğunu, öldürdüğünü, yargıladığını görüyorum. Uzaklaşıyorum cümle konseptten.

 

Mesela, biliyorum ki, sırf bu yazı yüzünden bana zarar verebilecek insanlarla, aynı topraklarda yaşıyorum.

 

Sormadan,dinlemeden, kendi yazdığı kurallar çerçevesinde (O'na soracak olursan, Allah'ın emriyle) bana diş bileyebilecek kişiler var..

 

Tabii –aynı şekilde- ateist olmayı, inançlar ve inananlarla dalga geçmek zannedenlerle de aynı havayı soluyorum.

 

-.-

 

İneğe-çiçeğe-böceğe tapanları aşağılayan adam, inancın özünü kavrayamamış demektir. Gözünü karartmış ve kendi sesinden başka ses duyamaz olmuş demektir.

 

İnanç -Türkiye’de aksini ispatlayan zilyon tane şey olsa da-  (Hayır!) siyasi bir olgu değildir. Toplumsal bir mevzu haline getirilmesi, her daim, birilerinin işine gelmesindendir.

 

Yoksa inanç, Allahına kadar, kişiseldir.

 

(Bak, mesela, bu da; benim çok kullandığı bir kalıptır okur'cuğum. Öylesine, konudan bağımsız olarak çıkıverdi elimden. Yazdıktan sonra güldüm zihnimin otomatikliğine. Ne kadar da amaca yönelik çalışmış bilinçaltım..)

 

-.-

 

Dünyanın en kişisel kararlarından biri hakkında, dünyanın en kişisel iç savaşını verirken bile, toplum fikrinden kurtulamıyorum sevgili okur.

 

Çünkü din; içsel bütünleştiricilik işlevinden çok, kitlesel bütünleştiricilik işlevi için kullanılır hale geldi.

 

Din kardeşliği, bir nev'i "harici tutkal"lık misyonunu yüklendi. Kalabalıklara ait ortak payda bulunamadı mı, yangın merdiveni gibi üstüne çıkılır oldu.

 

Bunu sadece Müslümanlar da yapmıyor. Dünyanın dört bir yanında, her inanç sisteminde, sayısız örnek mevcut..

 

Bir araya gelenler Pastafaryanlar da olsa; hadiseyi içsel niteliğinden uzaklaştırıp dışarıya çıkardıkları ve kitleye mal ettikleri anda, işler karışıyor.

 

-.-

 

Benzerlerimizi -akıl eşlerimizi, inanç ikizlerimizi- bulmak saadeti; her dem gözlerimizi kör etmeye gebe.

 

O yüzden en iyisi, inanç işlerini bireye bırakmak; dışardan fazla maydanoz olmamak  (Maydonoz? Maydanoz? Şimdi sözlüğe baktım; maydanozmuş doğrusu)

 

-.-

 

Benim durumum “2013 - Araf Sempati Güzeli “kıvamında.

 

Bir nev'i,  “Allahu ekber woo-hoo*” gibi, ortaya karışık, yanar döner bir kombo çekmiş durumdayım zihnimin içinde.

 

Ateist olamayacak kadar “mümin”(!), dindar olamayacak kadar “kafirim”(!)

 

(Off rezalet! Kavramların canına okudum resmen! Neyse, anlamışsınızdır derdimi )

 

Mesele şu ki, sorgularım devam ettikçe, anladım artık, hiç bitmeyecek benim bu gel-gitli yalpalamalarım..

 

-.-

 

Aslında, adını ne koyduğumuzun, hiç mi hiç önemi yok.

 

Mühim olan, akıl ve ruh sağlığımızı muhafaza etmemize yardımcı olacak, kaçış/sığınma noktaları bulmak ve kalbimizi, elden geldiğince, temiz tutmak.

 

Sırf ödüllendirileceğimiz için bir şeyler yapıyor ve cezalandırılacağımız için kaçınıyorsak bir şeyleri yapmaktan; biz dindar filan değil fırsatçıyızdır ancak.

 

-.-

 

Ben (iyi) niyeti önemsiyorum.

 

Ve eğer, klişenin dibine vurup, baba-çocuk yüzeyselliğinde ele aldığım inanç yaşantım ve Tanrıyla olan muhabbetimden öğrendiğim bi şey varsa;  o da şu ki, aslolan, “iyi bir insan olmak” gayesiyle yola çıkmak ve sevgiyle, hep daha iyi ve daha güzel bir şeyler için, adım atmak.

 

Niyet iyiyse, kalp temizse; gerisi, aksesuar ve teferruat bence.

 

-.-

 

Abilerim ablalarım.. İçeriğe dair, mesaj kaygılı fidyolar var aşağıda:

 

Arada Kaldım.. Anlarsınız ya!

 

 

Allahu Ekber Woo-hooo..

 

 

Son dakikada ruhumu ziyarete gelen empati kasırgası ve  "Lan acaba?" kaygılı not:

 

Kendi kendime debelenirken, herhangi bir inancı-inanç yoksunluğunu hedef almak ya da "iyi" kötü" sıfatlarıyla betimlemek gibi bir amacım hiç olmadı; şimdi de yok. Yine de, okuyan bir kişiyi bile rencide edecek bir sözüm olduysa, şimdiden affola. Bir yorumunuz olursa, yazmaktan çekinmeyin lütfen..

 

İşbu yazar; her daim, koca kulakları ve gözleriyle, paylaşmak ve öğrenmek için burdadır.

 

YORUMLAR

Yanlış anlaşılmalar, muğlak kavramlar, falanlarr ve filanlar -

Bu konu hayli karışık ve anladım ki yanlış anlaşılmaya da pek müsait. dengeler hassas, birbirimize ulaşan sözler de kısıtlı. Yine de değerli yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Hepimiz için cebe atılacak, kalbe kazınacak şeyler çıktı bence.

0 3
Merhaba -

Böyle bir forum havasında mesajlaşmak hoşuma gitmesde yapacak bir şey yok.Cevap niteliğinde buradan birşeyler yazmak durumundayım.Kategorize olmak benimde en nefret ettiğim şey.Ama ne yapabilirim,benim inanç sistemimi mi bu kelime karşılıyor.Yoksa bir boşluktan dolayı illa seçilmesi gerektiği için seçilme durumu değil.Benim o bahsettiğim yazımdaki ana amacım insanların ateizm ile(ne yapayayım kategorize etmemek için Allah tanımazlar mı diyeyim yoksa) sofuluk arasında kalmaları.Tanrıya yada yaratan herhangi bir güce inanmak bir dine bağlı olmayı gerektirmez.Mesela yarın bir uzaylı ile karşılaşırsanız sakın ona hangi dine bağlı olduğunu sormayın.Sizin yazınızda da Allah ve din kavramları birbirinin olmazsa olmazıymış gibi yazıldığından bende bu uyarıyı yapma gereği duydum.Umarım yanlış anlaşılmadım.

0 0
Yazdığıma cevabınla ilgili diyeceklerim -

Kendi bakış açım içinde bile iyi bakabilmiş miyim ki?.. Bakamamışım. Bakmak kolay mı? Öyle bir duyguya kapılmanız, Kur'an'ı okuduğunuzu fakat yeterli görmediğinizi söylemeniz yeter başarısızlığım için. Sadece Kur'an hakkında böyle demenden bile ben sorumluyum. Sana bunu dedirten, demene sebep olan benim. Allah beni affetsin. İncil ve Tevrat'ı okumamış olmam durumunda yorumlarımı ve seçimimi ciddiye almanın güç olacağını belirtmen de, sonraki dediklerin de yazdığım o metin yüzünden. Yazmak zor. İyi dileklerimle.

0 1
SABİT FİKİR -

Gerek inanç hususunda, gerekse herhangi bir konuda olsun, sabit fikirlilik çok tehlikeli bir durumdur. İnandığın her ne olursa olsun, günün birinde birisi karşına çıkıp düşündüğün her ne ise bunun aksini ispat ederse; fazla inatçı olmamak lazım. Yani değişime hazır olmak lazım. Gerçek orda bir yerlerde, araştırıp bulmak lazım. Belki de "mutlak doğru" diye bir şey söz konusu değildir. Dört Kitap'ın hemen hemen tamamını okumuş birisi olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki ülkemizdeki birçok din adamından daha fazla bilgim var bu hususta. Fakat kesin bir kanaate ulaşabilmem için daha fazla araştırma yapmam lazım. "İrtidat" isimli son kitabımda da buna benzer meseleler üzerinde duruyorum. Türkiye şartlarında tabu olarak nitelendirilebilecek birçok konuya değindiğim fantastik bir roman yazdım, bakalım tepkiler ne yönde olacak.

1 0
Cevabı verilmemiş sorunuzun geçiken, ayrıca yeni ve eksik kalan cevabı :) -

Yazınıza bir yorum yapmıştım. Sizin yaptığım yoruma yeni bir soru "gerçek inanç inkar etmektir belki. hani iman "La" yani "nehyetmek, kabul etmeme" ile başlar. Tanrıyı var kılmak tastik ile değil inkar etmekledir desem." cümlelerini açsanız desem? :) Bilgi eksikliğimden olabilir fakat tam olarak oturmadı ne yazık ki zihnimde.." yönelttiğinizi fark etmemişim, edememişim. Blok yazarı olmanın böyle bir sıkıntısı var sanırım. Yazılara ve yorumlara ulaşmak köşe yazarlarının yazılarına ulaşmak gibi kolay olmuyor. Sorduğunuz soru halen geçerli mi? onu bilmiyorum. Ama ben yine de sorunuza cevap vereyim istedim. Uzun bir zaman geçmesine rağmen. İnanmak/iman dediğimiz şey öncelikle belirtmeliyim ki tastik ile başlamaz. İnkar etmeden inanmak bir ?dogma?dır. Örneğin insan, anne-babasının inançlarını sorgulamadan inkar etmeden kabul eder veya hayatı düzeni vs? Soru sormadığımız, soramadığımız, sorgulamadığımız her şey dogmadır. Bu dogmalardan malum bir kısmı, sorgulamamızı gerektirmez. Sorgulasak dahi saçmalık olur. Örneğin: ?bu kadın benim neden annem oldu? demek gibi. Zaten olan olmuştur. Artık; beni doğuran kadını değiştiremem, vs. lafı uzatmayayım. Bu dogmalardan biride bize sorgulamamız gerektiği söylenen din düşüncesidir. Tanrı sorgulanmaz. Din sorgulanmaz. Peygamber sorgulanmaz vs? Oysa biz Tanrı vardı diye inanmaya başlamayız ?La ilahe? yani ?tanrı yoktur? diye başlarız. Tanrı yok diyerek başlıyoruz, var diyerek değil. Ardından ?İllallah? tanrı sadece ?Allah??tır diyoruz. Bu iki cümle arasında var olan düşünce biçimi ?var ile yok?, ?yok ile var? arasındaki paradoksun kendisidir. Belki şöyle desem daha anlamlı olacak. ?Yok olan var olamaz, var olan yok olamaz.? Bu bağlam da inanmakla inanmamak arasında bir fark yok. Kısaca Tanrının olmadığını söylemeden, sadece ?tanrı var? önermesini anlatan kişi gerçek dini düşünceye sahip değildir. Bir yorum a cevaben: ?Kur?an okudum yetersiz geldi? demişsiniz, haklısınız. Kur?an yetersizdir zira Kur?an bu yetersizliği kendisi söyler. Aynı zamanda ?yeterlidir? evet onu da yine Kur?an kendi söyler. Sizi iman etmeye değil, zaten iman etmemeye çağırıyorum. Çok mu tuhaf oldu? Öyleyse daha açık söyliyeyim. ?Tanrıya giden yol, yarattıkların adedincedir?

4 2
Kasmak derken? -

İnanç, bi blogda yazılan yazıya, kataloğa bakar gibi bakıp, seçilecek bir şey değil maalesef gözümde. Bir-şeyist olmak zorunda da hissetmiyorum açıkçası. Hepimizde, her şeyin potansiyeli var. Zaman zaman birine, zaman zaman diğerine kayabiliyor ağırlık merkezimiz. Bilgi eksiğim var mı? Evet, elbette. Fakat her şeyi bilip, tüm kitapları hatmetmek; inancı güçlendirir diye bir kaide de yok kanımca. Ben hala netleşmediğimi ifade ettim. Dindarlık ve dinsizlik yollarına mutlak bağlanmış olanların kafalarının daha rahat olduğunu düşünüyorum. Ve kararlarından çok, karar vermiş olmalarına özeniyorum. Bende mümkün olur mu bu, bilinmez zira ben bi kazağın kırmızını alınca bile, acaba mavisi mi daha iyiydi diye düşünüyorum.

0 0
şu cümle: -

"Niyet iyiyse, kalp temizse; gerisi, aksesuar ve teferruat bence." altını çizdim ve yorumlarıyla akıl vermeye çalışanlara hediye ettim.

0 1
Bak burada başka seçenekler de var. -

Merhaba;aslında kendini kasman konuyu tam bilmemenle alakalı olabilir.Zira Ateist olmakla dindar olmak arasında birçok başka yol var.Mesela ben deistim.Bu konuda bir yazı yazmıştım.Bir bak istersen kendine uyanı seç sonra. http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/inanc-sistemleri-uzerine-bir-yazi-13549

4 1
Uzun olsun bizim olsun -

Uzun olmasında bir sakınca yok elbette.. Ama bana kendi bakış açın dışında bakamadığını düşündüm. Yani bir şekilde "hak yolu doğrudur, ötesi için empati kurmaya gerek yoktur" tarzı bir duyguya kapıldım. Böyle düşünüyor ve hissediyorum. Kuranı okudum fakat yeterli görmüyorum. Seni tanımdan etmeden yargılar gibi olacak İncil ve Tevrat'ı okudun mu mesela? Aksi halde yorumlarını ve seçimini ciddiye almam güç olacak. Müslümanlığın bir tercihten ziyade, körü körüne bir inanış olacak. Umarım anlatabilmişimdir.. İnancın tartışılabilir bir şey olduğunu düşünmüyorum. İstersem ateist olurum, istersem kafam az buçuk karışık yaşarım. Hayat benim; yol benim. Ama Kuran'ı okumak -diğer tüm kitaplarla birlikte- önemli. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar, takozluktan öteye geçemiyor zira. Selamlar..

2 4
Kafa karışıklığından kurtulmak şart, ömrümüz böyle mi geçecek? -

İlk kez okudum bir yazını. Öylesine karışık ve karmaşık bir zihin ve gönül ahvâli ve şerâiti(halleri ve şartları) sunuyorsun ki bir şey söyleyip söylememekte bayağı tereddüt yaşadım. Bu kadar karıştırmanın âlemi yok elbette. Senin dışındaki şartlardan, tasvir ettiğin bazıları doğru ama bunları genelleştirmek yanlış. Bunlardan dünya görüşü inşa etmek de. İslâm dininin temelde sabit, değişmez ilkeler ifade ettiği anlamında bir söz söylüyorsun ve bu sana o dinin bağlanmak için yeterli ve inandırıcı gelmemesi yönünde bir argüman olarak gözüküyor. Bu kadar basit mi? Değil elbette. Tek olan Tanrı'ya(en özel ve önemli adıyla Allah) ve onun Hz.Âdem'den Hz. Peygamber'e(Muhammed Mustafa) kadar zaman zaman insanlar arasından seçerek görevlendirdiği peygamberlere inanmak, onların duyurduğu hakikat(ler)e, ilkelere bağlanmak o kadar zor mu? Kur'an okudun mu hiç, bilmiyorum ama, okurken insanın inanmıyorsa inanmaya yatkın duruma gelmesinin, inanıyorsa inancının artmasının farkında olmaması mümkün değil. Yani âyetler o herkesin peşinde olduğu hakikatı barındıran/taşıyan ifadeler. Yalnız onlar mı? Evrendeki her şey. İnsanın içinde ve dışındaki her şey hakikatı potansiyel olarak taşıyan işaretler. Kur'an âyetleri de bir kitap içinde toplanmış, harflerden, kelimelerden, cümlelerden oluşan hakikat içeren işaretler. Şeyler(eşya) ve yazılar. Hepsi hakikat arayıcılarına açık. Allah bize bizden yakın(şah damarımızdan yakın). Allah bizi her an görüyor. Melekler her an bizimle. Ama biz?.. Bizim kalbimiz(bu anlamda gözümüz) açık mı? Sorun burada. Bildiğimiz gözümüz görmüyor diye Allah'ı yok mu sayacağız? Keza melekleri? Kalbimizin genişliğinin ve görme gücünün farkında mıyız? Farkında olmak için ne yaptık? Başladık mı bir yerden? Kur'an okuduk mu ki, anlamıyoruz, anlamlı ve inandırıcı gelmiyor diyebilelim! Derlenip toparlanmak, kendimize gelmek, kendimizi tanımak, Allah'ı tanımak ve ona yaklaşma sürecine girmek gerekiyor. Yunus Emre, İbn Arabî, Mevlana, Sadreddin Konevî, Hacı Bektaş Velî ve 9. yüzyıldan bu yana gelip geçmiş pek çok Allah dostu bize hiç mi ışık tutmazlar? Kafa karışıklığı ve gönül yoksulluğu ile bir ömür tüketmek akla uygun mu? Ya da "buldum" sanarak bir ideolojiye bağlı yaşamak, yaşamak mı? Bu hayatın anlamı birden fazla değil. Bu anlam da, tek olan Tanrı'yı maksat bilmek ve onun rızasını talep etmektir. Hayatı değerli kılan budur. Uzunca oldu, bağışla.

3 2
Sayın Karaçor.. -

Çok mesudum :) Tek çocuklar birliği mi kursak, n'eylesek? 5 Yıldıza ısrarla basınca, radikalblogdaki toplam puan yükseliyomuş. Hiç vazgeçmeden, asılmaya devam edelim lütfen :))

0 0
e yine olmuş! -

bu benzerliğimiz tek çocuk olmamızdan mı kaynaklanıyo seninle? hala o tek çocuk yazını başucumda tutuyorum ama snaırım yeni bi tane daha buldum harika olmuş=)) 10 yıldız vercem ama 5 e kadar izin var:D

0 2
Bir sen, bir ben, bir gün, bir yerde.. -

@ 1_sen - Ben de bu yoruma bayıldımmmm :)) "Yazılarınla ilgili ne düşünülmesini isterdin" diye sorsalar, "Yazdıklarımı okuyanlar, sanki yanyanaymışız da ben bir şeyler anlatıyormuşum, muhabbet ediyormuşuz gibi hissetsinler isterim" diye cevap verirdim. O yüzden -ben de- ne şanslıyım ki, senin gibi, üşenmeyip yorum yazan ve bana oturduğum yerde göbek attıran okuyucular var. Sağ olunuz; var kalınız cümleten !

0 2
bayıldımmmm :)) -

öncelikle yazılarını okuduğum için ben de kendimi şanslı kılanlardanım.(yazılarındaki samimiyetten sizli-bizli değil senli-benli yazma hakkını buldum kendimde:) ) ama bu yazınla ilgili değil genel bir yorum yapmak istedim. birçok yazını okudum bugün peş peşe. Yazılarındaki samimiyet, dilindeki o karşılıklı konuşuyormuş hissi veren tat harika. Özellikle paylaşımlarını takip edeceğim. Çok teşekkürler, bu güzel yazılar için.. :)) Kalemine sağlık..

0 2
Anlamamak :) -

"gerçek inanç inkar etmektir belki. hani iman "La" yani "nehyetmek, kabul etmeme" ile başlar. Tanrıyı var kılmak tastik ile değil inkar etmekledir desem." cümlelerini açsanız desem? :) Bilgi eksikliğimden olabilir fakat tam olarak oturmadı ne yazık ki zihnimde..

0 1
Arada kalmak -

gerçek inanç inkar etmektir belki. hani iman "La" yani "nehyetmek, kabul etmeme" ile başlar. Tanrıyı var kılmak tastik ile değil inkar etmekledir desem.

0 0
:)) -

Çok teşekkürler

0 0
şanslıyım woo-hoo.:)) -

yazılarını okuduğum için şanslıyım..:))

0 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.