Ararsan Bulursun...

DİN
5,0
18.02.2014 20:29:39
A+ A-

Yıl 1992 Bursa ili Keles ilçesinden Nail Aytekin ile birlikte Bursa'ya gittik. Nail, seni biriyle tanıştıracağım dedi. Ulu Camii'nin bahçesinde koku satan bir kişiyle tanıştırdı. Koku satan kişi mezhepleri inkar ediyordu. Tanıştık sohbet başladı. Mezheplerin olmadığını sonradan çıktığını söyledi. Kişiyi dinledik. Evet mezhepler sonradan çıkmıştır.
         Mezhepler önceleri yoktu. Peki sordum nasıl namaz kılıyorsun, nasıl abdest alıyorsun? Anlattı. Peki bunlar mezhep değil miydi? Mezhepleri inkar edip, mezhebe uyuyordu. Tartışma hızlandı. Adam kızdı. Peki söyleyin bakayım. Peygamberimizin mezhebi ne idi? Dedik ki: Kur'anın ve peygamberin davranışlarının yorumuna mezhep denir. Bugün dahi anayasa herkes tarafından farklı yorumlanıyor neden? Herkesin akıl seviyesi farklı olduğu için. Mahkemenin verdiği kararı bir üst mahkeme bozuyor neden? İçtihat farklılığı. Mezheplerin çıkış sebebi de böyledir. Her sahabe peygamberi görmüş davranışlarına yorum getirmiştir. İşte bu uygulamaya mezhep denir. Her sahabe mezhep imamıdır, yani peygamberden gördüğünü yorumlamış anlatmıştır.
        Günümüzde Kur'anı bir kişi iyi biliyorsa açıklıyorsa oda mezhep imamıdır. Muhyiddin-i Arabi arifin mezhebi yoktur demekle bu konuyu açıklamıştır. Yani üç çeşit ulema vardır. Zahir ulema, batın ulema ve birde ulemayı rasuun yani velilerde içtihat yaparlar. Kur'ana baktığımız zaman eller dirseklere kadar, yüz yıkanır baş mes edilir ayaklar yıkanır abdestin alınışı böyledir. Bozuluş ise tuvaletten gelme, kadına yaklaşmadır. Abdesti bozar. Diğer şartlar yorumlardır. Biz bunları tartışırken yaşlı bir adam bizi dinliyordu.
        Bize, gençler gelin size çay ısmarlayayım dedi. Daveti kabul ettik. Ulu Camii'nin yanındaki nargileciler kahvesinde çay içmeye gittik. Yaşlı adam çaylarımızı içerken hiç konuşmadı. Bizleri baştan aşağıya bizleri süzdü. Daha sonra başladı konuşmaya.
        Bizlerin içlerini dışlarını fikirlerimizi başladı anlatmaya. Açık ve net olarak düşüncelerimizi ve gönüllerimizdekini okuyordu. Nail ve ben şaşırıp kaldık. Şu cümlesini hiç unutmadık. Allah sana onu layık görmüyor. Sen neden ısrar ediyorsun dedi. 
       Ben Yalova'daki oğlumu ziyarete gelmiştim. Birde Ulu Camiiyi  ziyaret edeyim dedim. Ben Karlıova belediye başkanının dayısı Şeyh Mahmut'um yolunuz düşerse beklerim dedi. Ne demişler her gördüğünü hızır san yanında hazır say. Arayan Mevla'sını da bulur ...


YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.