Aşktan aşka tılsımlı yolculuk

Aşktan aşka tılsımlı yolculuk DİN
4,6
18.07.2013 08:15:57
A+ A-

 

 

 

 

Ey Firari!

Bu kaçıncı kaçışın?

Kaçıncı gözyaşın?

Kaçıncı göz yaşım?

 

 

Sen sustukça ben yazdım....Bıkmadan.... Bıktırırcasına....Bıkarcasına....

Belki konuşursun diye... Benimle...                                                                              

Kendimle... Kendinle... Çığlığıma fısıldarsın dedim...Gelmedin...ÜŞÜDÜM...

 

Sen kaçtıkça ben sordum....Asırlarca... Kitaplarca... Korkakça... Hoyratça...

Belki geçmişin en derinliklerinden, en çekilmez yerinden, en ulaşılmaz ve/ya en dokunulmaz yüreğinden benliğimi alır çıkarırsın miraca dedim...Gelmedin...TİTREDİM...                         

Belki de gelecekteki geçmişin kuytu köşelerinden ruhumun parçalarını toplar,mahşer alanına sürüklersin en bütününden...En inkarından ve en sapasağlam günahlarımdan dedim... Gelmedin...AĞLADIM...

 

Binlerce ruh arasından, binlerce bakış eşliğinde ama tek çığlık beşiğinde yapayalnız uyandım sabaha...

Yine eteğimde; geleceğin sonsuzluk sınırına çarpa çarpa nasırlaşmış ve geçmişin geleceği olmayan matem sularında boğulan ve yosun tutmuş sorularım vardı sana...Varlığımın yegane varlığı... Belki önemli olan onların bu hiçlik ortamında varlıklarıydı... Önemli olan soru sormaktı...Sorulmaktı...

Peki ya cevaplar? Hiç mi önemi yoktu?  

Vardı... Üstelik tüm korkak yürekler tarafından asırlarca halı altına süpürülmüş...Evet korkak yürekler... Senin gibi... Benim gibi... Cevapların vardı asırlardan beri biriktirdiğin... Senin varlığından veya yokluğundan  beri sen uyurken bile Hacer_ül Esved Taşı'nın yüreğine dokunurcasına zamana ve mekana sığmayan kayıtlarda,bilinçlerde....

Zira "cevabın" hiçlikten varlığa geçiş hışırtısıyla uyandım...Sanki açık penceremin perdesini hoyratça kovalayan  rüzgarın hızıyla aklımdaki sorulara hücum etti...Bir eline geçmişin tüm ayrılıklarını,özlemlerini; diğer eline geleceğe dair umutlarını ve vefasızlıkların sızısını almış, avazında en heybetli çığlıklarla "sorulara"    "Güzelliğin on para etmez, bu bendeki aşk olmazsa..."   cümlesini haykırıyordu...

İrkildim... Sorgulandım... Haykırıldım...

 Uyandım seni göremedim...

Evet! Hayat,  aşıkla maşuktan ibaretti... Hayat sorulardan ibaret ama en hasret dolu, aşk dolu cevabından... Aşk; aslında cevabın soruya olan özlemiydi... Yani tanrının yolculuğuydu aslında... Belki de Sitemiydi(en sebepsizinden...)  Haykırışıydı... Arayışıydı.. Evet yanlış duymadın! Tanrının...Yaratanın...Ve  senin arayışın... Senin, sendeki sana olan arayışındır....Senin kendini baştan yaratma arayışındır....Kendindeki kendine  yolculuk macerası olan arayış...Kül olabilme arayışı... Zira kül olmadan nasıl baştan yaratabilirsin ki kendini?

 

Ey firari!

Dur! Gitme...!

Sana sorularım vardı... Ama küflü raflardan indirilen cevaplardan münezzeh olsun... En taklitsizinden... En masumundan... En geleneksizinden olsun.... Sen nesin? Var mısın yok musun? Bir anlam mısın? Algı mısın sadece? Bu kaçışın kimden? Kaçarak kendinle göz göze gelmekten kurtaramazsın kendini... Beni... Varlığı... Yokluğu...

Anlamak; zihinde geçmişten edinilen algısal kavramların karşılığına rastlanılmasıdır... Peki ya anlamaya çalıştığımız olgu,varlık ve(ya) yokluğun varlığını temsil eden kavramlar algısal dokulardaki birikimlerimizde karşılığı yoksa?  Öyle ise çoktan seçmeli bir zihinsel kavramlar topluluğundan ibaret bir kişilik tanrıyı nasıl keşfedebilirdi? 

Kendini yaratarak...

Evet kendini yaratarak! Tüm geleneksel,taklitsel ve tekrarsal kavramları zihninden söküp geçmişin kazılmış en büyük çukuruna gömerek...Çünkü yaratılmak için olmamak gerekiyordu... Başkaları olmaktansa olmamak...Belki de HİÇ olmak gerekiyordu... (Sahi hiç olmak mı, var olmamak mı? Acaba aradaki fark neydi?)

Kül olmak...İlk sevabım.... Benliğin en küçük günahı...Yokluğumda son günahım... Biteviye kaybediş....

 

Ve....

Sıfır kilometre olmak...Kollarını;ruhundaki  geçmişin tüm atasal ama ağır yükünden, belki sorgusal ama en ezberinden belki de mantıksal ama en düşüncesizinden kurtulmuş şekliyle sonsuz maviliklere açabilmek...

 

Ey firari!

Bu sana kaçıncı yalvarışım?

 Kaçıncı serzenişim?

Kaçıncı direnişim?                          

Kaçıncı bekleyişim?

"Ne hasta bekler sabahı,                                                                                                       

 Ne taze ölüyü mezar!                                                                                                               

Ne de şeytan bir günahı                                                                                                         

Benim seni beklediğim kadar.."

 

(NOT: Bu yazı, her zaman en kötü zamanlarda bile desteğini esirgemeyip yanımda olan B. E. 'nin takdire şayan samimi yüreğine ithaf olunur...)                                                                                                                                              



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

Aşk ve Şefkat -

Aşk sevginin en yoğun halidir. Aşık, maşukundan hep karşılık bekler. Bülbül, gülün açmasını bekler. Şefkat ise karşılık beklemeden sevmektir. Bir annenin çocuğunu sevdiği gibi.. Varlık öyle büyük bir nimet ki verilişi karşısında bir beklenti olsaydı mahvolurduk zannımca..

0 5
İNSANLIĞIN VİCDANINA DOKUNABİLMEK -

tümden gelimsel bir iniltinin tümevarımsal bir yolculuğu olmuş daha doğrusu aradaki aşkın açıklaması olmuş. duygu ve düşünceleri bu denli sağlam aktarabilen ve bu denli başarılı analiz sahibi bir kalemin bence gündemdeki konulara parmak basması, toplum için çok faydalı ve yönlendirici bir etki yaratacığını düşünüyorum. toplumsal vicdanın insanlık pazarına çevrilmesi açısından büyük bir misyon üstlenilmesi lazım gelir siz değerli kalemler için. tebrikler,kaleminize sağlık. (MELDA YETKİN,İstanbul)

0 1
Takdire Şayan Bir Yazı,TEBRİKLER -

yazılarınızı ilk defa okuyorum.rastlantı sonucu gezinirken gördüm. muhteşemsiniz hemen diğer yazılarınızı da okudum ve uzun bi aradan sonrailk defa bir yazıdan bu kadar zevk aldım ve heyecanla okudum. bundan sonra çok sıkı takipçinizim. lütfen bu tarzdan ayrılmayın. yüreğinize sağlık,tebrikler...

0 2
HAZİNENİN KEŞİF YOLCULUĞU -

Tanri,ben bir hazineydim kesfedilmek icin yarattim diyor.. Yaratilanin tum cevaplari yaratanda... Tanri bir cevaptir ve bundan dolayi sorulmayi bekler yaratilandan.. Bu yonuyle bakildigi zaman cevabin arayisi, askidir asil mevzu..Yorumlar icin teşekkürler...

Bir Duygunun Anatomisi -

bir duygu,hissediş ancak bu kadar güzel anlatılabilir. Ama bence sorunun cevaba arayışı olmalıydı haksız mıyım? Çok başarılısınız. Bu konuda bizlere çok katcağınızdan eminim.tebrikler

0 1
Kül olmayi basarabilmek -

Yazilarnzda felsefe,psikoloji ve zaman zaman da sosyilojiyi cok akici ve derin cumlelerle kullanyrsnz ve cok ozgunsnz tebrikler. Kucuk bir olumsuz elestri de yapmak istiyrm uzun suredir yazmyrdnz acaba baska yerlrde de mi yazyrsnz yazilrnzn devamini bekyrz saglicakla.

0 1
TANRININ KEŞFİ -

yazınız çok derin anlamlı,ilk bakışta anlaşılması zor,açık söylym hala aklım ermedi bazı cümlelerinize. yüreğinize ve yeteneğinize sağlık. cevabın aşkı konusunda bence karşılıklı bir aşk. daha önce soru açısından düşünmüştm farklı bir bakış açısıyla cevaptan bakmışsınız. umarım bi sonraki yazınız bunun devamı olur. bir de sorunun cevaba olan aşkı olmalı bence.saygılar

0 1
TILSIMLI BİR YOLCULUK -

geçmişin geleceği olmayan matem sularında boğulan ve yosun tutmuş sorularım vardı sana... muhteşem olmuş! derin anlamlı ve aşka dair analizlerinize bayıldm. yüreğinize sağlık. yazılarınızın devamını heyecanla ve merakla bekliycm.

0 5
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.