Atatürk İslam’ı nasıl övüyordu?

Atatürk İslam’ı nasıl övüyordu? DİN
0,0
30.10.2014 19:17:38
A+ A-

 

Atatürk Allah’a ve İslam’a inanan samimi bir dindardır. Fakat bazı çevreler özenle Atatürk’ü topluma dinden uzak bir insan gibi göstermeye çalışmışlardır. Bir kısım din aleyhtarı Marsistler Atatürk’ün laiklik ilkesini adeta dinsizlik gibi göstermişlerdir. Oysa laiklik dindarın da dinsizin de aynı toplumda birbirlerine saygı duyarak özgürce yaşamalarıdır. Atatürk’ün dinimize bakış açısını anlamanın en güzel yolu Atatürk’ün kendi sözleridir. Şimdi o değerli, topluma yol gösteren sözlere bakalım:

"Ey Millet! Allah birdir. Şanı büyüktür. Allah'ın selameti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Koyduğu esas kanunlar, Kur'ân-ı Azimüşşan`daki ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhunu vermiş olan dinimiz son dindir. Ekmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, hakikate uymamış olsaydı, bununla diğer ilahi ve tabii kanunlar arasında aykırılıklar olması gerekirdi. Bütün ilahi kanunları yapan Cenab-ı Hak`tır." (Atatürk`ün S ve D. c. 2, s. 93)

"Kuran 'Kitab-ı Ekmel'dir. (En mükemmel kitap)Kuran'ın tercüme ettirilmesini emrettim. Bu da ilk defa olarak Türkçeye tercüme ediliyor. Hz. Muhammed'in hayatına ait bir kitabın tercüme edilmesi için de emir verdim." "Camilerin mukaddes mimberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edilmekle Müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur."

"Milletimiz din gibi kuvvetli bir fazilete sahiptir. Bu fazileti hiçbir kuvvet, milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz."

"Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur."
"Türk Ulusu daha dindar olmalıdır. Yani tüm sadeliği ile dindar olmalıdır. Dinime, bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum..." (Atatürkün Söylev ve Demeçleri, cilt 3,s.69-70, 29.10.1923, Fransız yazar Maurice Pernotya verdiği demeç)
Mustafa Kemal’in Cumhurbaşkanı seçildikten sonra TBMM’ye teşekkür konuşmasını şu şekilde bitiriyor:

"Ancak böylelikle ve ALLAH’IN YARDIMIYLA, bana verdiğiniz ve vereceğiniz görevleri iyi bir biçimde yapabileceğimi umarım. "

"Bence, dinsizim diyen mutlaka dindardır. İnsanın dinsiz olmasının imkânı yoktur… Dinsiz kimse olmaz…"(02. 02. 1923, İzmir, Türkiye’nin Geleceği Üzerine Konuşma)

“MİLLETİMİZ, DİN VE DİL GİBİ KUVVETLİ İKİ FAZİLETE SAHİPTİR. Bu faziletleri hiç bir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz.” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, sf.66)

"DİNSİZ MİLLETLERİN DEVAMINA İMKAN YOKTUR. HER FERT DİN VE DİYANETİNİ, İMANINI ÖĞRENMEK İÇİN BİR YERE MUHTAÇTIR. Orası mekteptir. Fakat nasıl ki her hususta yüksek mektep ve ihtisas sahipleri yetiştirmek lazımsa, dinimizin hakikatini tetkik, tetebbu (derinlemesine araştırma) ilmi ve fenni kudretine sahip olacak güzide ve hakiki ulema yetiştirecek yüksek müesseselere sahip olmalıyız. "

"ALLAH, DÜNYA ÜZERİNDE YARATTIĞI BU KADAR NİMETLERİ, BU KADAR GÜZELLİKLERİ İNSANLAR YARARLANSIN VARLIK VE BOLLUK İÇİNDE OLSUN DİYE YARATMIŞTIR."

" Bizim dinimiz hiç bir vakit kadınların, erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. ALLAH’IN EMRETTİĞİ ŞEY, MÜSLÜMAN ERKEKLE, MÜSLÜMAN KADININ BERABERCE DİN ÖĞRENEREK EĞİTİLMESİDİR. KADIN VE ERKEK BU İLİM VE EĞİTİMİ ARAMAK VE NEREDE BULURSA ORAYA GİTMEK VE ONUNLA MÜCEHHEZ (DONATILMIŞ) OLMAK ZORUNDADIR. "

Atatürk Hafız Yaşar’ın ilmini kıraatini sever ve çok beğenirdi. Bazı zamanlar ‘Hafızı çağırın’ derdi. Salonda Hafız Yaşar’ın makamı ileokuduğu Kuran-ı Kerim surelerini huşu ile dinlerken gözlerinden yaş aktığına şahit olunmuştur. Atatürk bazı kereler çalışırken okuduğu tefsirlerin çok tesirinde kalırdı ve de ‘HEY BÜYÜK ALLAH’IM.. KURAN’A İNANMAYAN KAFİRDİR, BİZE NASIL YOL GÖSTERİYOR? BUNLARI TÜM DÜNYAYA OKUTMALIYIZ’ DİYE SÖYLERDİ. SONRA O AN YANINDAKİLERE ‘OKURKEN RUHUM COŞUYOR, SİZE DE OLUYOR MU? ‘ diye sorardı.
"Uhud savaşında hazreti Resulullah düşmana yalnız gitti; neye güveniyordu? Neye sığınıyordu? ALLAH’A DEĞİL Mİ? BEN DE ALLAH’A SIĞINIYORUM. "

Uhud Savaşı’nın planını çizdikten sonra İnönü’ye dönerek şöyle devam etmiştir: ‘BİR KOMUTAN OLARAK BAK BAKALIM BUNDAN DAHA MÜKEMMEL BİR SAVAŞ YAPABİLİR MİYDİN?’ ‘..HZ. MUHAMMED’İN HAYATINA AİT BİR KİTABIN TERCÜME EDİLMESİ İÇİN DE EMİR VERDİM...’ Yakın arkadaşlarından Hafız Yaşar Okur, Atatürk’ün PEYGAMBER EFENDİMİZ’DEN HER ZAMAN BÜYÜK TAKDİRLERLE BAHSETTİĞİNİ ve O’nun yaşadığı yıllar için hep ‘HZ. PEYGAMBER’İN ZAMAN-I SAADETLERİNDE...’ şeklinde saygı ifadeleri kullandığını aktarmıştır.

"Cedlerimizin, Selahaddin’in idaresi altında, uğrunda Hıristiyanlarla mücadele ettikleri topraklarda yabancı hakimiyet ve nüfuzunun tahtında bulunmasına müsaade etmeyeceğimizi beyan edecek kadar bugün, ALLAH’IN İNAYETİ İLE KUVVETLİYİZ. Avrupa bu mukaddes yerlere temellük etmek (sahiplenmek) için yapacağı ilk adımda bütün İslam aleminin ayaklanıp icraata geçeceğine şüphemiz yoktur."“Halbuki elhamdülillah hepimiz Müslümanız, hepimiz dindarız...”(Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II sayfa 131.)

"Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa halkın menfaatine uygundur; biliniz ki o bizim dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, milletin menfaatine, İslam'ın menfaatine uygunsa kimseye sormayın. O şey dinidir. Eğer bizim dinimiz aklın mantığın uyduğu bir din olmasaydı mükemmel olmazdı, son din olmazdı." (Atatürk'ün S.D. II, 1923, s. 127)

Kaynak: http://ataturkveislamiyet.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: http://mertaslanoglu.blogspot.com/

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.