Başbakan Çıldırdı Mı?

Başbakan Çıldırdı Mı? DİN
3,5
06.11.2013 00:47:53
A+ A-

Başbakan sanırım çıldırdı. İkinci bir Gezi İsyanı çıkarmak için elinden geleni yapıyor izlenimi vermekte. İnsan hiç mi ders almaz? Ölenler oldu, gözü çıkanlar, yaralananlar, tacize uğrayanlar oldu. Hiç mi umurunda değildi? Hala kalkmış ''kızlı-erkekli'' aynı evde kalan öğrencilere laf ediyor, bir de valileri göreve çağırıyor! Bu tavırda ısrar ettikçe kendi kitlesini kemikleştirip yüksek oy alacağını düşünüyor galiba. Her şey kitlesini sağlama almak için. Kendi kitlesini neye dönüştürdüğünün, kendiyle toplumun yarısı arasındaki gerilimi kendi kitlesiyle toplumun diğer yarısı arasına sokmakta olduğunun farkında değil. Bence başbakan genç kadın ve erkeklerin aynı evde kalmasının sonuçlarını değil, kendisinin özel yaşam sınırlarını ihlal eden nefret söylemlerinin doğuracağı toplumsal sonuçları düşünse daha iyi eder.

Düne kadar türbana karışılıyor diye ağlaşanlara bakınız. Buldukları ilk fırsatta kendileri nelere karışıyorlar!

Senin için günah olan, benim özgürlüğümdür! Muhafazakarlar şunu anlamalı artık: Sizin için türban ne demekse bizim için de hayat tarzı özgürlüğümüz odur. Sen nasıl serbestiyet ve saygı bekliyorsan ben de bekliyorum.

Başbakan, Mecliste türban sorunu kalkınca diğer ezilenlerin sorununun gündeme geleceğini (Kadıköy'deki Alevi mitingi sonrası) net gördü. Burayı kapatmak için hayat tarzına saldırıyor. Özgürlük kavramını istismar etmeyi bıraktı, ahlak kavramını istismar edip milyonlarca insanı yargılamaya, yaftalamaya yelteniyor. Oysa Gezi İsyanında toplum başbakana çok net bir mesaj vermişti. Bizi bizden nefret ederek, polisi saldırtarak, gaza boğarak, aşağılayarak yönetemezsin demişti. Ama başbakan anlamamış görünüyor. Hala aynı kibir, aynı nefret!

Başbakan konuşmasında şöyle diyor: "Kişilerin müstakil özel evlerinde bir farklı kız, bir farklı genç ikisinin aynı evde kalması ne denli acaba uygun olabilir? Siz kızınıza, oğlunuza böyle bir şeyi hoşgörü ile karşılayabilir misiniz?"

Belli ki bu durum başbakana uygun değildir. Ama kendine uygun olmayanın kimseye uygun olamayacağını nereden çıkarıyor acaba? Buradan hareketle valileri göreve davet etmek, kendine benzemeyeni ötekileştirmek neyin nesi?

Farklı olan garipsenip yadırganacak ve bu tür sorular sorulacaksa biz de soralım: ''Savaşta ele geçirilen, gözünün önünde kocası, babası, kardeşi, oğlu öldürülen kadınların cariye edilip zorla ilişkiye girilmesine onay veren bir anlayışa 'din' demeye, onun koyduğu kuralları savunmaya, adına da 'ahlak' demeye senin için siniyor mu, bunu hoşgörüyle karşılayabilir misin?''

Türbanlı kadınlara da soralım: ''Erkeğe göbek ile diz arasını kapamak kafiyken sana sırf cinsiyetin farklı olduğu için baştan ayağa örtünmeni emreden bir zihniyet içine siniyor mu?''

Soruların arkası gelir mi: ''Kendi yarattığına öfkelenip cehennem adlı bir yerde diri diri yakan, derisi piştikçe ölmeyip yeniden acı duysun diye yenileyen ve yeniden yakan, bunu sonsuza dek sürdüren, içi bu kadar nefret dolu, işkenceci bir Tanrı tasavvur etmek ve bu anlayışa kul olmak içinize siniyor mu?''

Bizde soru çok: ''Cinselliği sevgiden ayrı tutan, cinsellik yaşayan insanların 'kirlendiğini' savunan, ahlakı özgürlüğe zıt biçimde kavrayan bir zihniyet içinize siniyor mu?''

Sorular hiç bitmez: ''Sahih sayılan hadislerde peygamberin Ayşe ile kız henüz altı yaşındayken evlenip kız dokuz yaşına gelince ilişkiye girdiği anlatılıyor, bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz, içinize siniyor mu?''

Yine başbakana sorarak bitirelim: ''Çocuk yaşta imam nikahıyla evlendirilenler içinize siniyor mu? Bunlara karşı valileri harekete geçirmeyi ne zaman düşüneceksiniz?''

 Aslında sorulması gereken asıl soru belki de şu: ''Kendi doğrunuzu başkalarına dayatmak, sizden farklı olanı yadırgamak içinize siniyor mu? Bu hakkı nereden alıyorsunuz? Neden herkesi kendinize benzetmeye kalkıyorsunuz? Kendinizi mükemmel mi sanıyorsunuz?''

Mesele kendinden farklı olanı yadırgamaksa bunu kimse dincilerden daha fazla hak etmez!

Kız öğrencinin erkekle aynı evde kalması ailelerin nasıl olur da içine sinermiş?!
İçimize siniyor evet!
Çünkü biz kızımızı 'az kullanılmış' tutup yüksek fiyattan satma hayalleri kuran insanlar değiliz!
Çünkü biz kızımızı az kullanılması gereken bir nesne değil, kendi istekleri olan bir özne olarak görüyoruz.
Çünkü biz sevişmenin sevmekten geldiğine inanıyoruz.
Çünkü biz sevginin kirletmediğine, temizlediğine inanıyoruz.
Çünkü biz evlilik içi tecavüz ve ensestler olabildiğini biliyoruz, bu yüzden meşruiyeti nikahta değil karşılıklı arzu ve sevgide arıyoruz.
Çünkü bize göre en yüce duygu aşktır ve biz aşka saygı duyuyoruz.

Yeterli mi?

Başbakan, sorduğu soruya kimsenin çıkıp da ''Evet, içimize siniyor!'' diyemeyeceğini varsayarak konuşuyor. Cüretini buradan buluyor. O halde çıkıp söylemek gerekiyor. Kendi hayat tarzımızı, değerlerimizi, dünya görüşümüzü savunmamız gerekiyor.

En az nerede duracağını bilmeyen dinciler kadar cesur olmamız gerekiyor!

Başbakanın amacı ne? Türban serbestisine evet diyen laikleri pişman etmek mi? Çünkü hiç kimse, kendi özgürlüğüne saygısız insanların özgürlüğünü savunmaya taraftar olmaz. Mecliste türban serbestliğini ben de savundum fakat başbakanın bu açıklaması üzerine kendimi aptal gibi hissediyorum. Başbakanı ise anlayamıyorum. Başbakan sanırım, seküler kesimin yaşamına karıştıkça kendi kitlesinden destek göreceğini düşünüyor. Eğer bu toplumun AKP'ye oy veren yarısı, diğer yarsının özgürlüklerine din ve ahlak adına sınır konmasını destekliyorsa çok vahim! Bu noktada sorumluluk AKP seçmenine düşüyor. Başbakana dur demesi gereken en başta onlardır. Birileri, başkalarını kendine benzetme derdindeyse, kendinin mükemmel olduğunu sanıyor demektir. Fakat İslamcılar mükemmel olmanın veya ahlaklarıyla örnek olmanın fazlasıyla uzağındadır.

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.