Başörtüsüne Avrupa penceresinden bakış

Başörtüsüne Avrupa penceresinden bakış DİN
0,0
01.11.2013 08:00:52
A+ A-

Almanya'nın Baden Württemberg eyaletinde Afgan asıllı ama, Almanya vatandaşı genç bir bayan öğretmen başörtüsüyle ders vermek istemiş ve okul yönetimince engellenmişti. Genç hanım da bu insan haklarına ve dini inançlarına karşı bir davranış diye okul yönetimini mahkemeye vermiş ve davayı kaybetmişti. Ama genç hanım pes etmemiş ve Anayasa mahkemesine kadar gitmişti hakkını aramak için.

Almanya Anayasa Mahkemesinin verdiği karar biz Türkiyeliler için ibret vericiydi ama, olay Almanya ve batı dünyasında bir hayli yankılandığı halde bizde hava raporu gibi kısaca geçiştirildi. Mahkemenin verdiği karara göre bir şahsın başörtülü olarak ders verip vermeme keyfiyeti o ülkenin veya eyaletin yasalarına göre düzenlenir. Bu eyalette de ne bu konudaki bir yasak, ne de serbest diye bir yasa maddesi vardı. Eyalet parlamentosu isterse yeni bir yasa maddesiyle bunu yasaklayabilir veya serbest diye bir yasa maddesi koyabilirdi. Onlar da kısa zamanda sadece öğretmenlere yönelik böylesine bir yasak maddesini meclisten geçirdiler. Bu kadar basit.

Almanya'da ve batı dünyasında bir hayli yankılanan bu konudaki değişik görüşler genelde şu şekilde odaklandı: İnsanların kılık kıyafetlerine kişi hürriyeti yasası açısından kimsenin karışmaya hakkı yok ama, çocukların gözünde de öğretmenin giyimi ve kuşamı bir sembol, bir örnek teşkil eder. Din ve inanç özgürlüğü bakımından da öğrencilere kimse belirli bir din tarzını empoze edemez. Çünkü başörtüsüyle kadın öğretmen öğrencilerine dolaylı da olsa  islam propagandası yapmış oluyor. Ve orada hıristiyanlık sembollerinden bir rahip kıyafetiyle de öğrencilere ders vermeğe müsaade yok.

1985 yılında Almanya'da başörtüsünü konu alan bir diploma tezini Meral Akkent adlı bir sosyoloji öğrencisi kitaplaştırdı. Dağyeli yayınları arasında çıkan "Das Kopftuch (Baş Örtüsü)" adlı kitabın dizgisini hasbel kader biz yapmıştık. Bizde çıraklık eğitimi gören ve kendisi de başörtülü olan bir kız elemanımıza on parmakla daktilo yazabildiği için koca kitabın Fotodizgisini ona yaptırmıştım.

Kitapta başörtüsü hem islamiyet çerçevesinden mercek altına alınarak anlamı irdelenmiş, hem Hıristiyanlık, hem Yahudilik ve hem de çeşitli toplulukların gelenekleri bakımından. Hatta bu konuda Kuran'da ilgili ayetin de Almancası yazılıydı. O ayette "de ki, başörtünüzün ucunu ön tarafınıza atın ki, mahrem yerleriniz (bununla kadının göğüsleri kastediliyor) görünmesin.

Dini konularda üçgüzarlık yapanlar ve kıraldan fazla kırallık taslayanlar "bak demekki başörtüsü mecburi" diyorlar. Böyle diyenlere ben de "bu günkü İsrail, Filistin ve Arap ülkelerinin çoğunda kızgın güneşin altında başını sıcaktan korumak için sadece kadınlar değil, erkekler de sarık türü çeşitli başörtüleri ve halen de takıyorlar. Bu giyim tarzı daha islamiyet gelmeden de vardı" desem de "ille de odunum" diyorlar.

Sonuç olarak başörtüsünün islama göre mecburi olduğu inanışı doğru değil. Her müslüman kadın başörtüsü takmak zorunda değil. Ve her başörtüsü takmayan kadına da dinsiz gözüyle bakmak dinsizliğin ta kendisidir.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.