"Bâtıl, yokluk ve varlığı olmayan demektir."

"Bâtıl, yokluk ve varlığı olmayan demektir." DİN
5,0
21.11.2014 16:42:09
A+ A-

Bu yazının başlığı, Muhyiddin İbn Arabî'nin (d.1165-v.1240) bir sözüdür. (Fütûhât-ı Mekkiyye, 11. c., s.196, Muhyiddin İbn Arabî, Çeviri: Ekrem Demirli, Litera Yayıncılık, İstanbul-2009)  Merhûm Hasan Basri Çantay, "es- Sâffât" sûresinin 8. ve 9. âyetlerinin meâlini birlikte verirken " 'Mele'-i a'lâ' ya" sözüyle ilgili dipnot'ta (7) "El Muallekât-üs sebi' " şairlerinden Lebîb'in Arapça  bir kıt'asını latinize olarak aktardığı gibi Türkçesini de şöyle ifade etmiştir: "Kâinâtın bütün satırları, iyi düşün ki, 'Mele-i a'lâ'dan sana (hitâb eden) risâlelerdir. Onlarda yazılanların hulâsası da, teemmül edersen, şundan ibârettir: 'Gözünü aç. Allah'dan başka herşey bâtıldır.' " (Kur'ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm, İkinci Cild, Yedinci Baskı, Balıkesirli Hasan Basri Çantay, H.1392 - M.1972, Naşiri: Mürşid Çantay)    (teemmül etmek: iyice, etraflıca düşünmek)

İşte şair Lebîb'in bu sözünde geçen 'bâtıl'ın anlamını, M.İbn Arabî, alıntıladığım ve bu yazıya başlık yaptığım  sözüyle açıklamış oluyor. Yani Lebîb'in dediği de "Allah'tan başka ilah / mabud / mevcûd yoktur" sözünden farklı değil.

Başlıktaki sözün geçtiği eser ve ciltten seçtiğim dizeler ve sözler oluşturacak bu yazıyı. Bu eseri dilimize kazandıran Ekrem Demirli'nin bir konuşmasında geçen şu anlamdaki bir sözü beni çok etkilediydi: "İnsanı dönüştürme potansiyeli yönünden İbn Arabî gibisine rastlamadım." Ben de öyle düşünüyorum. Bu büyük sûfî ve düşünürün eserlerinin  çevirilerinde anlamadığım kavramlar, terimler, ifadeler oluyor elbette, ama o kitapları bir tarafa bırakamıyorum; nasıl olsa anlamıyorum diyerek umutsuzluğa düşmüyorum. Tekrar tekrar okuyorum. Gerek Muhyiddin İbn Arabî'nin gerek Sadreddin Konevî'nin eserlerinin böyle bir özelliği var. İnsanı kendilerinden uzaklaştırmıyorlar. Yine Ekrem Demirli'nin bir konuşmasından şu anlamdaki sözlerini hatırlıyorum: "Fusûsu'l-Hikem'i okumak bir ömür mücadeledir. İnsan için bir kitap bir yolculuktur."

Alıntılamaya başlıyorum. Hepimize bereketli olması dileğiyle.

"Bilgi güneşleri kaybolunca / Delil ile bilgiye ulaşan akıllar hayrete düşer" (a.g.e. ve c., s.9)

"Yükseklik, özü gereği yüksekliğin sahibi olan Allah'tan meydana geldiği için, menzilini yükselttiği herkesin yüksekliğini de Allah korumuştur." (a.g.e. ve c., s. 90-91)

"Yükseklik, azap eden Allah'a ait bir niteliktir." (a.g.e. ve c., s.92)

"Peygamber, Allah'ın yaratıkları hakkındaki fiili ile Allah'ın kendiliğinde bulunduğu hali ve kendisini nitelediği durumları bize bildirir. Bunların (bir kısmı), Şâri olmaksızın, kendi deliliyle hareket eden aklın imkânsız saydığı şeylerdir. Öyleyse üstün akıl sahibi, şeriatın hizmetinde hor ve el pençe divan durur. O, peygamberin Rabbinden bildirdiği kendisiyle ilgili bütün durumları kabul eder." (a.g.e. ve c., s.93)   (Şâri: Şeriat koyan. Esas Şâri olan Allah'ın gösterdiğine ve bildirdiğine göre hüküm veren Hz. Peygamber.)

"Allah razı olduğu işleri yapmayı sana nasip etsin, bilmelisin ki: Şeriat, beyaz yol, mutluların yolu ve mutluluk caddesi demektir. Onun üzerinde yürüyen kurtulurken onu terk eden helak olur." (a.g.e. ve c., s.120)

"Her tövbekâr için şart: / Doğru bir niyet ve pişmanlık"  (a.g.e. ve c., s.99)

"Ey samimi dost ve asil arkadaş!  Allah senin basiretini nurlandırsın ve sana yardım etsin, bilmelisin ki: Allah peygamberinin ahlâkı, Kur'an idi ve o ilahî isimlerle ahlâklanmıştı." (a.g.e. ve c., s.100)

"Dostum! Sana gelen arzuların şeriattaki hükmünün ne olduğunu iyice incelemelisin! Şeriat 'yapmak' şeklinde bir hüküm verirse, onu yap! 'Terk' etmeni gerektiren bir hüküm verirse, onu yapma." (a.g.e. ve c., s.125)

"Bilgi ikidir : verilen ve kazanılan bilgi / Kulun ulaştığı en hayırlı bilgi, verilen bilgi" (a.g.e. ve c., s.135)

"Hiçbir şeyin benzemediği zat hakkında düşünmek / Bilgisizlik! Aklın peşinden koşma" (a.g.e. ve c., s.135)

"Dostum!  Bilmelisin ki, Allah peygamberleri boş yere göndermedi. Akıllar, tek başlarına mutluluğu sağlayacak hususları bilselerdi, peygamberlere gerek kalmaz ve peygamberlerin varlığı anlamsızlaşırdı. Fakat kendisine dayandığımız varlık bize benzemediği gibi biz de O'na benzemeyiz. Benzeseydik, O'na dayanmamız O'nun bize dayanmasından öncelikli olmazdı." (a.g.e. ve c., s.156)

"Allah'ın yaratıklarını sınadığı ilk şey, onlara başkalarından değil, içlerinden bir peygamber göndermesidir. Allah'ın peygamberlerin doğruluklarını kanıtlamak üzere verdiği mucizelere rağmen, insanlara hakim olan haset duygusu, onları, doğruluğunu bildikleri ve kesin olarak inandıkları bir şeyi, taşkınlık ve büyüklenme nedeniyle inkâra zorlamıştır." (a.g.e. ve c., s.157)

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.