Bazı Kur'an âyetlerinin anlam olarak çevirileri (mealleri) (11)

Bazı Kur'an âyetlerinin anlam olarak çevirileri (mealleri) (11) DİN
4,6
21.09.2015 15:20:21
A+ A-

"Ey Muhammed! Hevâ ve hevesini tanrı edinen, bilgisi olduğu halde Allah'ın şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünü perdelediği kimseyi gördün mü? Onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Ey İnsanlar! Anlamaz mısınız?" (Câsiye 45/ 23)

" 'Hayât, ancak bu dünyâdaki hayâtımızdır. Ölürüz ve yaşarız; bizi ancak zamanın geçişi yokluğa sürükler' derler. Onların bu hususta bir bilgisi yoktur, sâdece böyle sanırlar." (Câsiye 45/ 24)

"Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, delilleri yalnızca: 'Doğru sözlü iseniz babalarımızı getirin bakalım' demek olur." (Câsiye 45/ 25)

"De ki: 'Sizi Allah diriltir, sonra öldürür, sonra sizi şüphe götürmeyen kıyâmet gününde toplar. Ama insanların çoğu bilmezler." (Câsiye 45/ 26)

"Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Kıyâmet kopacağı gün, işte o gün, bâtıl sözlere uymuş olanlar hüsranda kalırlar." (Câsiye 45/ 27)

"Her ümmeti diz üstü çökmüş olarak görürsün. Her ümmet kitâbına çağrılır. Onlara denir ki: 'Bugün, size, işlediğinizin karşılığı verilecektir.' " (Câsiye 45/ 28)

" 'Bu kitâbımız gerçekten sizin aleyhinize konuşuyor. Biz yaptıklarınızı şüphesiz bir bir kaydediyorduk.' " (Câsiye 45/ 29)

"İnanıp, yararlı iş işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine garkeder. İşte bu, apaçık kurtuluştur." (Câsiye 45/ 30)

(...)

"İşledikleri kötülükler kendilerine belli oldu ve onları, alaya aldıkları şeyler kuşatıp mahvetti." (Câsiye 45/ 33)

"Onlara denir ki: 'Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi Biz de sizi unuttuk; varacağınız yer ateştir, yardımcılarınız da yoktur.' " (Câsiye 45/ 34)

" 'Bu, Allah'ın âyetlerini alaya almanızdan ve dünyâ hayâtının sizi aldatmış olmasından ötürüdür.' O gtün, ne oradan çıkarılırlar ve ne de özürleri dinlenir." (Câsiye 45/ 35)

(...)

"Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman inkâr edenler, kendilerine gelen gerçek için: 'Bu apaçık bir büyüdür' derler. Veya, 'onu Muhammed uydurdu' derler. De ki: 'Eğer onu uydurdumsa, beni Allah'a karşı hiçbir şekilde savunmazsınız; O, Kur'ân için yaptığınız taşkınlıkları daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şâhid olarak O yeter. O, bağışlayandır, merhamet edendir." (Ahkâf 46/ 7-8)

"Ey Muhammed! De ki: 'Ben peygamberlerin ilki değilim; benim ve sizin başınıza gelecekleri bilmem; ben ancak bana vahyolunana uymaktayım; ben sâdece apaçık bir uyarıcıyım." (Ahkâf 46 / 9)

(...)

"Kur'ân'dan önce, Mûsâ'nın kitâbı, Tevrât, bir rahmet ve rehberdir. Bu Kur'ân, zulmedenleri uyarmak ve iyi davrananlara müjde olmak üzere Arab diliyle indirilmiş, kendinden öncekileri doğrulayan bir Kitâb'dır. (Ahkâf 46/ 12)

(...)

"İşlediklerinden ötürü herkesin bir derecesi vardır. Herkese işlediklerinin karşılığı ödenir. Kendilerine haksızlık yapılmaz." (Ahkâf 46/ 19)

"İnkâr edenler, ateşe sunuldukları gün, onlara: 'Dünyâ'daki hayâtınızda sizin için güzel olan her şeyi harcadınız, onların zevkini sürdünüz; ama bugün, yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızın ve yoldan çıkmanızın karşılığında alçaltıcı bir azâb göreceksiniz' denir." (Akâf 46/ 20)

 

Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm ve Türkçe Anlamı (Meâl), Hazırlayanlar: Dr. Hüseyin Atay ve Dr. Yaşar Kutluay ( Hasan Hüsnü Erdem ve Yusuf Ziyaeddin Ersal'ın nezâreti altında); Redaksiyon Komitesi: Mahir İz, Osman Keskioğlu, M.Ziya Bilgin, Mahmut Öğütçü (Bu mealin ikinci baskısı Doç. Dr. Hüseyin Atay, Doç. Dr. Mehmet Hatipoğlu, Osman Keskioğlu'ndan kurulu komisyon tarafından  tekrar gözden geçirilmiştir.); Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, İlk Baskı:1961; yararlanılan: 15. Baskı, Ankara-1988)

 


 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.