Bediüzzaman Kastamonu Lahikası?nda Nur talebelerini nasıl uyarmıştı?

Bediüzzaman Kastamonu Lahikası?nda Nur talebelerini nasıl uyarmıştı? DİN
0,0
22.06.2013 16:48:17
A+ A-

Bediüzzaman Kastamonu Lahikası’nda Nur talebelerini siyasi ve toplumsal hayata dalarak iman hakikatlerini anlatmaktan uzaklaşma, münafıklara benzer bir kişilik geliştirme tehlikesine karşı şu sözlerle uyarıyor:

Bu zamanda iman hakikatlerinin birinci maksat, birinci vazife, asıl amaç olması gerekir. Bunun dışındaki şeyler ikinci, üçüncü, dördüncü derecede kalır. Risale-i Nur’la onlara hizmet etmek en birinci görev, merak konusu ve asıl amaç olmalıdır… Risale-i Nur çerçevesi dışında bulunan âlimler belki de veliler bu siyasi ve toplumsal hayatın bağları sebebiyle iman hakikatlerinin önemini ikinci, üçüncü derecede bırakıp, o akımların etkisine maruz kalarak, kendi ile aynı fikri paylaşan münafıkları bile sever hale geldi… Hem Risale-i Nur’un gerçek talebeleri ölümsüz elmaslar seviyesinde olan iman hakikatlerini anlatma vazifesi içinde iken zalimlerin satranç oyunlarına benzer konularla ilgilenerek onların kutsal vazifelerini sekteye uğratmamak ve anlayışlarını karıştırmamak gerekir diye düşünüyorum. Kastamonu Lahikası, s.84 -85

Bediüzzaman talebelerini iman hakikatlerini anlatmaları konusunda Kastamonu Lahikası’nda uyarıyor. Nur talebelerinin ahir zamanda hem iman hakikatlerine önem vermesi, hem de Hz. Mehdi ile Hz. İsa’nın geldiğini müjdelemeleri gerekiyor. Fakat Nur talebelerinden Bediüzzaman’a çok yakın olanlar ve az bir kısım dışında diğerleri Hz. Mehdi’nin şahs-ı manevi olarak kabul ediyor, Hz. İsa için “geldi ve tekrar göğe alındı” diye konuşuyorlar. Bir kısmı da Bediüzzaman’ı Hz. Mehdi kabul ediyor. Hâlbuki Bediüzzaman Risalelerde kendisinden sonra gelecek olan Hz. Mehdi’yi müjdeliyor. Ne diyor: “Mehdi Darwinizm ve materyalizmle mücadele edecek, İstanbul’da çıkacak” diyor, “imanın nuruyla anlayacaksınız” diyor, bu kadar. Anlayan anlar, anlamayan da anlamaz. Bak: “Bedahet derecesinde herkes anlayamaz” diyor. Biz diyebilir miyiz; “öyle bir şey olsa Bediüzzaman bize söylerdi yerini, ne yapacağını.” Bize ışığını veriyor, işaretini veriyor, diyor ki, “Darwinizme, materyalizme karşı mücadele edecek, vakti ve zamanı olmayacak, küçük bir ekibi olacak” diyor, “hazır alimlerin eserlerinden istifade edip bazı eserler hazırlayacak. Hayatın geniş dairesinde,” işte internette, televizyon, radyonun olduğu bir dönemde, “benden 100 sene sonra” diyor, bunu 1912 yılında söylüyor, “benden 100 sene sonra çıkacak ve faaliyet yapacak.” Beş yerde söylüyor kendisinden 100 yıl sonra Hz. Mehdi’nin geleceğini çok net söylüyor.

Samimi Nur talebelerine Hz. Mehdi’nin ve Hz. İsa’nın geldiğini müjdelemek istiyorum. Hz. Mehdi’nin ve Hz. İsa’nın gelmeyeceğini, Hz. Mehdi’nin şahs-ı manevi olduğunu, Bediüzzaman’ın Hz. Mehdi olduğunu söyleyenlere karşı dikkatli olsunlar. Hak yoldan ve doğruları konuşmaktan asla vazgeçmesinler.

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.