Budizm ve İslam İkileminde Ertuğrul Özkök

Budizm ve İslam İkileminde Ertuğrul Özkök DİN
5,0
25.11.2013 08:15:51
A+ A-

Budizm ve İslam İkileminde Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök'ün Butan Krallığı'ndaki Tibet Budizm tecrübelerini köşesinde paylaşması, Türkiye medyasında bir tepki uyandırdı. Muhafazakar yazarlar İslam dışındaki bir dinin beğeni ile sunulmasındaki rahatsizliklarini dile getirdiler. Özellikle Myanmar'da Müslümanlara karşı yapılan insanlık suçundan sonra, ister istemez Budizm kelimesi Müslümanlar'da doğal ama haklı olmayan bir antipati oluşturmaya yetti. Özkök yazıları hakkında yerli ve yersiz çok eleştiri aldı. Yersiz ve haksız olan eleştirilere değindikten sonra, Özkök özelinde gazete yazılarındaki tecrübe ve bilgi tutarsızllığının toplumda oluşturduğu bilgi kirliliği ile yazımı bitireceğim.

Budizm batı dinlerine mukayesle, farklı coğrafyalara uyum sağlamada en esnek dinlerdendir. Ulaştığı cofrafyanın toplumsal ve kültürel etmenleriyle yoğrulmuştur. Bu, bütün dinler için az çok geçerli olsa da, Budizm bu konuda had safhaya ulaşmıştır. Buyüzden dünyada herkesin ittifak ettiği tek bir Budizm yok, fakat budizmler var. Japon Budizmi ile Theravada Budizmi (Güney Asya ülkelerinde Burma, Kambodya, Srilanka gibi ülkelerde yaygın olan Budizm) arasında o kadar fark var ki, inandıkları Buda inancı dahi birbiriyle uyuşmaz. Therevada Budizm'inde Buda'nın insani yönü ağır basarken, Mahayana Budizm'inde  (Çin, Japonya, ve Tayland gibi uzak doğu asya ülklerinde yaygın olan Budizm) Buda'nın insan üstü bir varlık olduğu inancı hakimdir. Aynı zamanda Mahayana Budizmi kendi içinde de farklılıklar gösterir. Mesela Japon Budizm'inde manastır hayatı kısıtlamaları sadece 10 kural ile sınırlı iken, Çin Budizm'inden bunların sayısı 200'ü geçer.

Sonuç olarak Myanmar'da Müslümanlara eziyet eden Budistler, Butan'da Özkök'ün ziyaret ettikleri Budistlerle hem doktrinel hem de rituel açıdan farklıdır. O halde topyeküncü bir anlayış, hem Özkök'e hem de Butan'daki Budistlere haksızlık yapmaktır. Bugün Müslümanlar islamofobik davranışların kurbanı iken, başkalarına da öyle yaklaşmaları hakperestsizlik ve samimiyetsizliktir. İslamofobinin kurbanı olarak empati yapmamız gerekir. Ayrıca unutulmaması gerekir ki, Aralık 2012'de 20'nin üzerinde etkin Budist lider Burma'daki olaylardan dolayı üzüntülerini dile getiren ve bu kıyıma son verilmesi için çağrı yaptı. Özkök'e olan eleştirilerin pek çoğu Myanmar'daki Müslümanlara yapılan eziyet kaynaklı olduğunu düşündüğümüzde, aşikar ki kendisine haksızlık yapılmış olacaktır.

Aynı zamanda bir kişinin meditasyonla huzur bulması kişisel bir tercihtir ve mümkündür. Meditasyon bir metottur, din değildir. Tarikatlar meditasyon metodunu kullanırlar ama tarikatlar meditasyonu İslam içinde yoğurmuşlardır. Budizm'de, meditasyon kişiyi dünyevi saplantılardan beri etmeyi ve var olan şeylerin geçiciliğinin farkındalığını sağlamayı hedeflediği için, onunla huzur duymak ve mutlu olmak mümkündür.

Özkök'le sorunum dinlerle ilgili yaptığı genellemelerle ve tecrübelerini hakikat olarak sunmasıyla başlar. "Tek tanrılı dinlerin baskısında hayal kırıklığına uğrayan vicdanım" derken, Butan tecrübelerini kişisel bir gözlem ve yorumlama değil de gerçeklik ve hakikat olarak sunmuştur. Tecrübi bilgilerle tasvir yapılır, ilmi ve objektif bilgilerle değerlendirme. Etnografi bir bilimsel metottur, fakat her disiplin gibi bilimsel yöntemlere uygun olmalıdır.

Aslında tek tanrılı dinlerin tarihine baktığımızda baskıdan çok insanlara kurtuluş vaad ettiği görülür. Kadının, kölenin, ve zayıfın hiç bir hakkı olmadığı donemde, zamanın değer ve normlarını göze alarak onlara sahip çıkmak en büyük kurtuluş vaadidir.

Cuma Ozkan,

25 Kasım 2013, Baltimore, Maryland, USA

Not: Kapak resmi http://www.hurriyet.com.tr/_np/4755/22194755.jpg linkinden alınmıştır.



YORUMLAR

ARAP "HAYRANI" ... Doğru ya (!) "kadının saçı uzun aklı kısa" değil mi ? -

".. Arab coğrafyasında bin bir türlü eziyet maruz kalan zayıflar, köleler ve kadınlar İslam'ın mesajı ile kurtuluşa (ahiret kurtuluşu diğer bir tarafa) ermişlerdir." deniliyor(!)Peki suna ne dersiniz ; "..- Çocuk yaşta evlilikleri, çok eşliliği, kölelik, cariyelik, buda yetmedi "öteki dünyada" bereket ki, bu kez cehennem değil cennette(!) hurilik! Ne harika değil mi? - O bahsi geçen "güç-tanrı" , neden kadını biyolojik olarak güçsüz yarattı? Erkekler rahat dövsünler bizi diye mi? Neden "kızlık zarı" var kadında? Erkekler bu durumu kullanıp bize baskı kursunlar diye mi? - O yaratan "güç", neden hamileliği, çocuk emzirmeyi, ev işlerini hep kadına yaptırır? Erkek Paşa olsun diye mi? Kadın neden acı çekerek doğum yapar, ona eziyet ve işkence olsun diye mi? - Ama o aynı kadın, dininin emri gereği, mesela mirastan erkeğin yarısı kadar pay alırken, bir zina durumunda da, erkekle aynı cezayı alıyor. Peki bu nasıl bir adalet ve "adil düzendir" böyle yere göğe sığdıramadığınız? Ayni şekilde bir kadının şahitliği, mesela, erkeğe göre "yarı değerdedir"! İşte ben buna ölürüm be! Bu nasıl güzel bir dindir böyle? Doğru ya "kadının saçı uzun aklı kısa" değil mi? Peki bu kadını açıkça aşağılama değil de nedir, sizce? - Yeri-göğü yaratan o "güç-tanrı" adına kalkıp, her şey Allah'ın mülküdür diye, inanılan böylesi bir din, "Dar-ül Harp" yaptığı yerlerde, her türlü hileye baş vurması, inanmayanları kılıçlardan geçirip, cariyelerle birlikte, bu "gaza, yağma ve ganimet"lere el koyması İslam'da ahlaki midir? Peki bu bir "sömürgecilik" değil de nedir? Din de, hiç sömürgecilik olur mu? Bir sevgi dini bunu yapar mı? Yaparsa karşılığında insanlarda oluşan o düşünce ve duyguların neler olduğunu düşünüp tahmin edebiliyor musunuz? Mesela dinde zorlama yok diyorsunuz, ama zorunlu din dersleri var, peki İslam'a inanan bir devlette ki Diyanet buna gözünü kapar mı? - Deniliyor ki, Hz. Muhammet köleliği kaldırmak istiyordu. Peki o zaman bizzat o yürüttüğü savaşlarda, kendi cariyesi dahil, o cariyeleri neden özgür bıraktırmadı? Cariyeler bir savaş esiri olduğuna göre, savaş esirlerine sizin inancınız da tecavüz etmek doğru mudur, ahlaki midir? - Bakın ne diyor o gökten inen ayetiniz, diyor ki; "harpte elinize geçmiş kadınlar hariç olmak üzere, nikahlı kadınlarla evlenmeniz de haram kılınmıştır". (Nisa süresi 24) Peki bu ne demektir? Yukarıda belirtildiği gibi neden hep belden aşağıdır bu söylenenler? - Evet Muhammet'in serveti yüklü, zengin eşi Hatice sağ iken, böylesi cinsiyetçi, "belden aşağı" söylemleri yoktu. Nedense, eşinin ölümünden sonra çok eşlilik gibi, cinsiyetçi "ayetler" yeryüzüne inmeye başladı! Bu durum da akla değişik sorular takılıyor elbet! Yoksa o yaratıcı "tanrı-güç" Hatice'den korkuyor muydu? Bu olanlardan nasıl bir şey anlıyorsunuz? (...) yasar Ekin

2 3
"Tek tanrılı dinler kimi kurtarmış?" başlıklı yorum üzerine -

Bu yorum, yazarın dediklerini iyi anlamamayı, İslâm'a karşı olumsuz anlamda ön yargılı olmayı ve İslâm hakkında bilgisizliği yansıtıyor. Bir de nezâket eksikliğini.

3 1
Yazıdaki cümle düşüklükleri ve bazı kelimelerin keyfî yazılışı -

Yazıyı kaleme alan kişinin Türkçesi mi iyi değil, yoksa dikkatsizlik sonucu mu, cümle düşüklükleri ve bazı kelimelerin keyfî olarak yazılması('declare' gibi) dikkati çekiyor.

1 0
tek tanrılı dinler kimi kurtarmış? -

Tek tanrılı dinlerin baskısında hayal kırıklığına uğrayan vicdanım" derken, karşılaştığı tecrübelerinin yanlış bir şekilde gerçeklik olarak sunmuştur. Tecrübeler tarafsız bilgilerle test edilmesi gerekir. Aslında tek tanrılı dinlerin tarihine baktığımızda baskıdan çok insanlara kurtuluş vaad ettiği görülür. Arab coğrafyasında bin bir türlü eziyet maruz kalan zayıflar, köleler ve kadınlar İslam'ın mesajı ile kurtuluşa (ahiret kurtuluşu diğer bir tarafa) ermişlerdir. ......tek tanrılı dinler kimi kurtarmış şimdiye kadar ? Bugün Afganistan ,Pakistan ,Suudi Arabistan 'daki kadınlar özgür mü? Komik olma Allasen :) Ertuğrul Özkök ü eleştirirken Budizm türlerini sayıp bilgi eksikliğinden dem vuruyorsunuz. Peki İslam'da mezhepler arasında farklılıklar yok mu? Şimdi bir İngiliz gazeteci ülkemizdeki bir dergaha gelip İslam ile tanışsa ve ülkesine döndüğünde İslam ile ilgili bir makale yazsa ona '' Hayır efendim ,bir kere tek İslam yok (buna hemen karşı çıkarsınız tek İslam var diye. Ama sizin demenizle değil, neticede her ülke kendi bildiği şekilde uyguluyor)bilgi eksiğiniz var ,nasıl yazarsınız böyle vs vs mi diyeceksiniz. Hiç sanmam !''Adam hidayete erdi ,gerçeği buldu ,hak yoluna döndü ''cümleleriyle alkışlardınız. Komiksiniz ya :)

1 1
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.