Bir Tüketim İkonu Olarak Mevlana

Bir Tüketim İkonu Olarak Mevlana DİN
0,0
16.11.2012 18:32:46
A+ A-

Kapitalist sistem, başkalarının hayatını kendinin hayatıymış gibi yaşamaya başlayan bireylerin omuz vermesiyle hükümranlığını pekiştiren bir yapıdadır. Bireyin kendine ait, kendine dair, şahsına özel bir hayatı yok. Hayatının eklemlendiği tekno süreçler var. Birey bu tekno süreçler içerisinde alabildiğine kendinden kurtarılarak, kendi dışına çıkartılarak sisteme eklemlenmektedir. Bireyi bir takım kadim aidiyetliklerden kurtararak onu özgürleştirdiğini iddia eden sistemin bu iddiasının aksine modern birey tarihinin en sıkı markaja alınmış döneminde yaşamaktadır. Modern dünya zorunlu eğitim, askerlik, bürokrasi ve iş düzeneği gibi mekanik süreçlerle bireyi otomatlaştırır. Modernitenin paradigmasında özgür bireyler olarak lanse edilen birey bu katı örgütlenme sistemi içinde zamanla buharlaşmaktadır. Sonrasında bireyin yerini bir otomat imge doldurur olmuştur.

Günümüzde bireyin kuşatılması yalnızca maddi alanlarda gerçekleştirilen bir kuşatılmışlık hali değildir. Sosyolojik, kültürel ve moral değerleri de içine alan bir kuşatılmışlık mevzu bahistir. Kültür adına üretilenler sistemin tezgahında geçerek geçerlilik kazanır. Bu tezgahta üretilen malzemeler de kültürün kendisi değildir. Kültür insanın doğayla, tarihle ve kendisiyle girdiği ilişkilerin, mücadelelerin, zıtlıkların ve benzerliklerin sonucunda meydana gelen bir maddi, manevi değerler bütünüdür. Modern tüketim dünyasında ise kültür adeta sentetiktir. Fabrikalarda, tezgahlarda üretilen ve anında tüketime sunulan nesne gibidir. İnsanı müstahkem bir mevkide konumlandıran, onun hayat karşısındaki duruşunu kavileştiren bir moral değerine sahip değildir. Kültür, tüketilebildiği oranda, kitle iletişim araçlarının büyülü dünyasına malzeme üretebildiği oranda yaşayan ve yaşatılan bir metadır. Kültür adına, kadim öğretiler ve modern düşünme biçimleri tüketimin emrine amade kılınır.

Modern kapitalist tüketim kültürü kendini rasyonel, görülebilir, dokunulabilir olarak tanımlar. Kadim kültürün her türlü hurafesinden, korkularından arındığını vurgulayarak kendine yer açar. Yalnız kadim tarihi olayları, kişilikleri bir tüketim nesnesi kılarak buradan rant alanı oluşturmayı da hiçbir zaman yadsımaz. Tarihi, tarihi kişilikleri sonuna kadar kullanmada bir beis görmez. Yani ikiyüzlü bir tavır içindedir. Bütün değerleri kolaylıkla ekonomik bir metaya çevirirken; Gerçekten bu anlam dünyalarına bağlı bir yaşam sürdürenleri kendisi için tehlike olarak görür. Bütün muhaliflerinden nefret eder ama buradan malzeme çıkarmayı ve buradan devşirdiklerini tüketime sunmayı çok da iyi becerir. Nostaljik bir figür olarak, modern hayatımızın bir köşesine iliştirilmiş olarak duran tarih, modern kapitalist kültürün çok sevdiği bir durumdur. Buradan bir direniş hattı örgütlemek isteyenlerden ise nefret eder.

Modern kapitalist yaşam, her türlü inanç sistemlerini ve inanç önderlerini popülerleştirerek bir anlamda bunların ölümüne sebep olur. Tarihi kişilikleri ve önderleri ikonlaştırır. Bunlardan kült yaratır. Bu kültlerin etrafında oluşturduğu gizemli havada edebiyat yoluyla rant yaratır. Sentetik edebiyatçıların kaleminde tarihi şahsiyetler kişiliklerini yitirerek hiç de hak etmedikleri yerlere savrulurlar. Edebiyat hem tarihi kişiliklerin deforme edildiği hem de kapitalizme kan pompalayan bir yapıya dönüşür. Modern sistem, her şeyi sıradanlaştırır, kolaylaştırır. Her şeye kolayca ulaşabilen modern birey her şeyi kolayca da tüketmektedir.

***********

Modern kapitalist tüketim kültürünün yeni ikonu Mevlana Celalettin Rumi'dir. Pop çağının, popülist kültürün yeni ikonu Mevlana. Bir modern çağ kültü. Tarihten nefret eden ama tarihi sömürmekten, bozmaktan, tahrip etmekten sonsuz haz alan modern paradigma için Mevlana dehşet bir malzeme sağlar. Modern kültürün lojistik destekçisi olarak görülebilir.

Önüne gelen her şeyi azgın bir iştihayla tüketen günümüz tüketim toplumlarına yeni malzeme bulmak gerçekten zordur. Yeni şeyler bulmakta zorlanan modern tüketim mantığı, geleneksel kültür kodlarını da tüketimin renkli dünyasına sunar. Düşünme kapasitesi ve kelime hazinesi facebook ve twitterin karakter dünyasıyla sınırlanan günümüz insanı kültürlenme sürecini modern iletişim araçlarının kendine sağladığı imkanlar ölçüsünde gerçekleştirir. Gerçek kültürlenmenin meşakkatli, zor, sabır isteyen süreci böylelikle atlatılmış olur.

Günümüz tüketim kültüründe önemli olan bir nesneyi, kültürü, malı tüketmek değildir. Nesne, kültür ve mal üzerinden üretilmiş olan göstergelerin, imajların tüketilmesidir. Önemli olan Mevlana'yı okumak, anlamak değildir. Modern tüketimin Mevlana'ya yüklediği imajlar üzerinden pay sahibi olmaktır.

Modern kapitalist tüketimin hangi karakterde olduğunu anlamamız açısından Mevlana Celaleddin Rumi prototip olabilir. Mevlana belki de modern kapitalist paradigmanın bir eşini benzerini bulamayacağı tüketim nesnesidir. Her bireye söyleyebilecek sözü olan. İnsanı sınırları belli olan bir dünyaya çağırmayan yada en azından böyle lanse edilen. Postmodern bulanıklığa kolayca eklemlenebilen. Velhasıl kelam bir bitmez tükenmez rant kaynağı.

İkoncan Mevlana, moda ikonlarının yanına düşünce ikonu olarak iliştirilen bir eski zamanlar insanı. Yaşadığı dönem itibariyle de etrafında bir sis perdesiyle anılmaktadır. Moğollarla olan ilişkisi, hatta Moğol ajanı olarak nitelenmesi, Selçuklu'da yaşamasına rağmen farsça yazması gibi olgular dolayısıyla eleştirilmektedir. Bunlar en azından şimdilik bizim konumuz dahilinde değildir. Mevlana üzerinde oluşturulan imgelem modern anlam dünyasının çoğul yapısına uygun, her kalıba sokulabilen bir imgelemdir. Bu da hakikatin tekliğini, tek hakikat olduğunu savunan bir mana ikliminin çocukları olan bizler için sıkıntılı bir durumdur.

Modern dünyanın sahip olabileceği bir hakikati yok. En azından modern felsefi, düşünsel disiplinlerin vaz ettiği şey budur. Modernlik sonrası düşüncenin de insana sunduğu, sunacağı bir netliği yok. İnsan sayısı kadar doğru var. İnsan sayısı kadar tüketim düşüncesi.

Mevlana. Filozof, şeyh, derviş, mürit, terapist, ilişki uzmanı, psikolojik danışman, yaşam koçu. Yani kendinden başka her şey. Tam da günümüz için biçilmiş kaftan. Her yerde olan hiçbir yerde konumlandırılamayan bir modern zamanlar kültü. Velud bir toprak. İşlendikçe bereketlenen bir vadi. Edebiyatın her alanında (şiir, roman, hikaye, deneme, anı) iş yapan, kitap sattıran, gizemli varlık. Gizemini ranta çevirenlere büyük paralar kazandıran kazanç kapısı.

Mevlana, Mevlevilik ve ritüelleri modern tüketim felsefesi açısından çok kayda değer bir yapıdır. Sema ayini, semazenlerin bir terbiye içinde gerçekleştirdikleri ritüeller günümüzde renkli bir karnaval havasına dönüştürülmüştür. Anlamsal içeriğinden boşandırılan Mevlevilik sadece bir dans olarak tanımlanan sema gösterisine indirgenmiştir. Yani pagan âdetleri yeniden canlandıran günümüz eğlence endüstrisi sema ayinini de keşfederek kendi dünyasına ilintilemiştir. Artık otomatik semazenler var. Düğmesine dokununca dönen semazenler. Döndükçe para kazanan, kazandıkça kazanan bir modern ayindir sema.

Modern tüketim, tarihteki seçkin yapıları sıradanlaştırarak kitlelerin tüketimine sunar demiştik. Aynı şeyden Mevlevilikte payına düşeni almıştır. Artık yeni açılan mahalle bakkalları bile açılış yaparken sema gösterisi tertip etmektedirler. Hatta defilelerde mankenler semazenlerle birlikte dönmekteler. Podyumlarda manken semazen kol kola.

Modern paradigma, düşünce olarak liberal, hümanist, ekonomik model olarak kapitalist, siyasal model olarak demokrat, ahlaki model olarak hedonist bir Mevlana tipolojisi husule getirmiştir. Aynı zamanda Modern tüketim endüstrisine yeni bir branş eklemlenmiştir: Tasavvuf. Tasavvufi anlam dünyasına ait terimler reklamların emrine amade kılınmıştır. Birbiriyle hiçbir şekilde anlaşamayacak iki semantik düzlem. Kapitalist dünyanın reklam sloganı "Anı yaşa" ile tasavvuf terminolojisinde yer alan "ibnül vakt" (vaktin insanı) birbiriyle asla örtüşmez. Ama günümüzde bu iki dil birbirini tamamlayan bir sürece evrilmiştir.

Bütün bunlar bir yana modern insanı gözlemlediğimizde büyük çaresizliğin ve moralsizliğin içinde debelenip durduğunu görüyoruz. Modern pop çağın, popüler kültürün, modern bireyin Mevlana'ya bu düşkünlüğü ve onu dönüştürme gayreti bir moral, değer arayışını da gösteriyor. Hurafelerle dolu, yalan yanlış yaşamında Mevlana'dan bir yaşam tasdikleyicisi üretme çabası içinde günümüz insanı.

******

Bilindiği üzere modern cemaatler markaların etrafında bir araya gelen, bir olan, cemaat olan yapılardır. Bu cemaatlerde neyi düşündüğünüzden ziyade neyi tükettiğiniz önemlidir. Bu tüketim sadece maddi alana mündemiç değildir. Düşünce, fikir, ilim, alışkanlık.

İşte Mevlana üzerinden de böyle bir katmanın oluştuğunu görebiliriz. Dini bir kültür öğesi olarak gören, dini motifleri yalnızca evlerinde dekor, üzerlerinde giysi mesabesine indirgeyen muhafazakarlar Mevlana'nın etrafında bir cemaat oluşturmuştur.

Mevlevilik ülkemizde siyasi açıdan da ilginç bir tablo oluşturmaktadır. Mevlevilik bir tasavvuf ekolu olarak bu topraklarda siyasi otoritelerce her zaman desteklenmiş ve himaye edilmiştir. Cumhuriyet dönemiyle birlikte bütün tarikatlar kapatılmıştır ama Mevlevilik yoluna devam etmiştir. Hepimizin dikkatini çekmiştir devlet protokolü iki ekolün düzenlediği etkinlikte tam takım hazır olur: Mevleviler'in ve Bektaşiler'in. Normalde tekke ve zaviyeleri kapatan devrim kanunları yürürlükte olsa bile. Bu da gözden kaçırmamız gereken bir ayrıntı olarak değerlendirilmelidir.

Mevlana. Filozof, şeyh, derviş, mürit, terapist, ilişki uzmanı, psikolojik danışman, yaşam koçu. Yani kendinden başka her şey!

Mevlana. Bir tüketim tezgahının piri. Modern düşüncenin çok sevdiği bir figür. "Gel ne olursan yine gel." sözüyle demokratik söylemin bayraktarlığına soyundurulan tarihi şahsiyet!

Muhafazakarların çok sevdiği, en çok sevdiği Hazreti Pir!

Peki senin Mevlana'n hangisi?



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.