Bölgesel tehlike IŞİD

DİN
0,0
01.07.2014 15:06:57
A+ A-

Bölgedeki tehlike: IŞİD
Halil İMREK

 

ABD ve başta AKP Hükümeti olmak üzere bölgedeki sadık izleyicilerinin elbirliğiyle büyüttüğü IŞİD şimdi tüm bölgeyi tehdit eden bir bumeranga dönüştü. Şii-Alevi kesimlerle Sünniler arasında gerilim ve düşmanlık yaratma politikasının açtığı zeminde gelişen IŞİD terörü bölgede halkları tehdit ediyor.  En son Musul'da Türkiye konsolosluğu işgal ederek çalışanları rehin aldı. Öncesinde ise onlarca Tır şoförünü rehin almıştı.

Suriye ve Irak'ta IŞİD, kadınlara karşı dinsel temalı bir savaş yürütüyor. Bir kısım kadın inançları üzerinden "cihat evliliği" adı altında tecavüze ikna ediliyor. Binlerce kadın da IŞİD militanları tarafından zorunlu "cihat nikahı" adı altında tecavüze uğruyor. Geçtiğimiz günlerde, Musul'da IŞİD çetelerinin evleri gezerek, "evlenecek kadın" sorgusu yaptıkları ve verilen cevaplara inanmayıp, kendilerinin arama yaptığına dair haberler gazetelere yansıdı.

IŞİD çeteleri; kafir ilan ederek veya mezhepçi/ırkçı fetvalarla "helal" kabul edilerek kendi İslam yorumları dışındaki Sünni inançlardan, özellikle Alevi, Şii, Hıristiyan inançlardan, Kürt ve diğer milliyetlerden kadınları sistematik olarak öldürmekte ve tecavüz etmektedirler. IŞİD'ın yüzlerce Kürt çocuğu da kaçırarak zorla şeriat eğitiminden geçirip savaşa zorladığı bilinmektedir. Bu çocukların aileleri ve özellikle anneleri için de, sonu belirsiz derin bir acıdır.

Bu gelişmeler, yüzlerce yıldır kadın mücadeleleriyle yaratılmış kazanımların bir çırpıda yerle bir olduğu; militarist ve din maskeli erkek egemenliğinin en saldırgan, en vahşi ve en ilkel şiddetiyle karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. Kuşkusuz savaşın, egemenlik paylaşımının arkasındaki gerçek nedenler petrol ve enerji alanlarına yönelik emperyalist planlar ve onlarla iş birliği yapan bölge devletlerinin egemenleridir

ABD emperyalizmiyle AKP gericiliğinin Suriye'ye müdahaleyi kolaylaştırmak için desteklediği El Kaide terör çetesinin uzantısı IŞİD, Suriye ve Rojava'daki katliamlarından sonra Irak'ta da Felluce'den başlayarak Musul'a doğru ilerlemiş, bölgeyi adım adım işgal ederek ilerlemesini sürdürmekte; bölgede yaşayan insanları yerlerinden etmekte, kan dökmektedir.

IŞİD'in yolunu açan politikalarda AKP Hükümeti'nin büyük sorumluluğu vardır. Türkiye Hükümeti Suriye'ye müdahaleye ortam hazırlamak için hem bu güçleri destekledi, hem de mezhep çatışmalarını kışkırttı; bu elverişli ortam içinde bu örgüt, Irak ve Lübnan'da da yerleşme imkanı buldu. Başta Şii Araplar, Kürtler ve Türkmenler olmak üzere yüz binlerce insan, işgalcilerden kaçmak için göç etmek zorunda kalmıştır. Bu nedenle IŞİD'in Musul'u işgal etmesinden sonra Batılı emperyalistlerin ve AKP'nin gelişmelerden habersizmiş gibi davranmaları ve ancak Irak'ın petrol-enerji kaynakları için stratejik öneme sahip Musul ve Kerkük tehdit altına girince harekete geçmeleri ikiyüzlü bir politikadır.

IŞİD'in Musul'da Türk Konsolosluğu'ndakileri rehin almasından sonra sıkışan Dışişleri Bakanı Davutoğlu, "Biz IŞİD'i desteklemedik" açıklamasını yapmak zorunda kalmıştır. Ancak IŞİD'in başındaki Çeçenler başta olmak üzere, el Kaidecilerin Suriye'ye Türkiye üzerinden giriş yaptıkları ve yaralandıklarında Türkiye'de tedavi gördüklerine dair sayısız bilgi, belge bulunmaktadır. Yine Türk istihbarat birimlerine göre IŞİD'in içinde 3 bin Türkiye vatandaşı savaşırken Davutoğlu'nun IŞİD'i Şam'ın desteklediğini söylemesi, suçunu örtme çabasından başka bir şey değildir. Öte yandan AKP Hükümeti'nin Irak'ta Maliki Hükümeti'ne karşı sahip çıktıkları, siper oldukları Tarık Haşimi'nin Musul'un düşüşünü kutladığını söylemesi, AKP'nin Bölge politikasını bütün açıklığıyla gözler önüne sermektedir.

IŞİD'in Rojava'dan sonra Irak'ta da Kürt yerleşim yerlerine saldırması, mezhepler ve halklar arasında düşmanlıkların kışkırtılmasından beslendiğini göstermektedir. AKP'nin bu çeteleri Suriye'de sadece Esad rejimine karşı değil, Rojava'da Kürtlere karşı da kullandığı bilinmez değildir. Sınır kapılarının bu çeteler tarafından ele geçirilmesini destekleyen ve Rojava'ya bu kapılardan saldırmalarının önünü açan da AKP Hükümeti'dir. Bu çeteler Rojava'ya saldırıp insanları katliamlardan geçirirken sessiz kalanlar, şimdi Bölgesel çıkarları tehlikeye girince harekete geçmeye başlamıştır. Ancak ilişkilerini utangaçça perdeleyen AKP Hükümeti yetkilileri, açıklamalarında IŞİD terör örgütünü hala masum göstermeye çalışmaktadır.

Irak'taki bu gelişme yakın gelecek bakımından belki Irak'ın üçe bölünmesiyle sonuçlanacaktır. Ama orta vadede bu gelişmenin tüm bölge için çok daha önemli olacak sonuçlar doğuracağını söylemek bir abartı olmaz. Çünkü bu gelişmeler içinde en önemlisi bölgedeki çatışmanın açıkça bir Alevi-Sünni, Şii-Sünni kamplaşmasına dönüşmesi ihtimalidir, ki bu aslında emperyalistlerin Ortadoğu'ya yeniden düzen verirken, hazırda tuttuğu senaryolardan birsidir de.

IŞİD, ABD emperyalizminin ve AKP gericiliğinin Bölgeye müdahale politikasının büyüttüğü bir canavardır. Bu nedenle, bu canavarın en büyük hedeflerinden biri hakların kendi yönetimlerini oluşturdukları Rojava'dır, hakların kendi demokratik barışçıl geleceklerini kurmalarını engellemektir. Bu canavarı yok etmenin yolu, Bölgeye her türlü müdahalenin son bulmasından ve halkların demokrasi, barış ve kardeşlik için ortak mücadelesinden geçmektedir. Türkiye halkları ve demokrasi güçleri IŞİD tehdidine, bu terör örgütünü destekleyen iktidarların gerici ve savaşçı politikalarına boyun eğmeyecek, bölge halkları ile dayanışma içerisinde, demokrasi mücadelesini büyütecektir. Ortadoğu halklarının başındaki belaları defetmenin yegane yolu bu birlik ve mücadeleden geçmektedir.

 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.