Bu yazı orucu bozar mı?

Bu yazı orucu bozar mı? DİN
5,0
09.07.2014 05:41:35
A+ A-

Selam,

Aslında din, insana doğal olanı hatırlatan, doğala ulaşmak için yol ve yöntemler sunan bir kurumdur. Çünkü insan, azgınlığı ile doğalı bozmuş ve iradesi ile kurallar koyarak normlar oluşturmuştur.

Günlük hayatımızda doğalı geçtim, normları bile arar vaziyetteyiz. Çünkü her ne kadar doğruluğu tartışılsa da kuralları belli bir sistem içerisinde yaşamayı kabul etmek bile razı olunacak bir uygulamadır. Ancak bugün, normların bile kişilere göre değiştiği anormal bir sistemin içerisindeyiz.

Her ne kadar bilim çerçevesinde anomali bir hastalık olarak kabul edilse de günümüzde normallik algılanamaz bir hal almıştır. Körlerin ülkesinde normal doğan bir bebeğin gözlerinin çıban zannedilerek dağlandığı gibi, tepkilerimiz, isyanımız, haykırışlarımız,rahatsızlığımız, sorgularımız söküp alınıyor içimizden.

Geleneksel dinin bir çok yaklaşımında insanı Ateist olmaya sürüklediği için eleştirilen bilim, bu karmaşaya son vermek için bazı normalleri standart kabul etmiştir. Çünkü her toplum algısı için değişebilecek bir ölçü üzerinden evrensel ve zamanüstü çözümler üretmek, tezler ortaya koymak mümkün değildir.

Tıpkı metrenin, kilogramın evrensel ölçü birimi olarak kabul edilmesi gibi her bir bilim çerçevesinde çevresel şartların belli bir standartta-aralıkta olduğunun kabulü de sonuçların kıyaslanması açısından önemlidir. Bu sayede algılara göre değil, ölçülmüş değerlere göre doğru ve adaletli kıyaslamalar yapılabilecektir.

Bu kadar neden uzattığıma gelince; ramazan ayının şöhretinden yararlanarak ortalığa saçılan hoca efendilerin konuşmalarını muhakkak dinliyorsunuz. Her birinin ayrı telden çalmasını geçtim, bazen insanı dinden soğutacak laflarla karşılaşıyoruz.

Örneğin çok ünlü bir hoca-profesör efendi(!) “Bir erkeğin dokunmadan, kadına bakarken boşalmasının orucu bozmayacağını” söylemiş. Duyar duymaz “Oha!” dediğim bu cümlede eksik olan şey bilimsel yaklaşım. Siz lafı sadece bu şekli ile söylerseniz hatta bunu orucu bozmayan haller kategorisi içerisine alırsanız, herkes kendi bulunduğu şartlar üzerinden değerlendirecektir. Hal bu ki orucun doğasında kendini tutmak vardır. Bu örnekte ise “tutamamak” durumu söz konusudur. Yani bir anomali mevcuttur.  Dolayısı ile normal şartlar altında (NŞA) değil özel şartlar altında bireysel değerlendirme ve reçetelendirme yapılmalıdır.

Bilim boşalma kriterlerin belirlerken belirli normlar koymuştur. Cinsel ilişkinin hemen başında veya henüz başlamadan boşalmaya “Erken boşalma” der ve derecesine göre belirli sebepler ve çözümler ortaya koyar. Yani tedavisi mümkün bir hastalık-kusur olarak görür. Dolayısı ile cinsel birliktelik, gebelik gibi kriterleri belirlerken bu durumu kapsam dışında bırakır, farklı bir çerçeveden bakar.  

Profesöründen mahalle hocasına kadar din adamları(!) bilimsel çerçeveden haberi olmadığı için sorunu olan bir vatandaşın sıkıntılı bir durumunu alıp genel listeye ekler işin içinden çıkılamaz bir hale sokar. Örnekteki cümle aşırı baskı altında psikolojik sorunları olan, bastırılmış cinsellik duyguları içerisinde olan, tedaviye muhtaç garip bir vatandaşın dini duygu olarak kendisini kusurlu hissetmemesi için bilinçli bir hoca tarafından BİR KİŞİYE verilen bir vizedir. Muhtemelen kaynak olan asıl kitapta bu bir sorunun cevabıdır. Aslolan bu insanın tedavi olmasıdır, ancak bu süreç içerisinde kusurlarının hoşgörülebileceğidir. Yoksa, oruçlu iken şehvet duyguları ile bir kadına bakar, hayal kurar, sanal seks yaparsanız orucunuzu TUTAMAMIŞ olursunuz. Bu değerlendirmeyi yapmadan sadece listeye bakarsanız sanki porno film seyretmek orucu bozmazmış gibi bir algı da çıkabilir.   

Konumuza dönelim, din ile yaşamın birebir ilişkisi vardır, hatta birdir. Dini kurallar normal şartlara göre belirlenmeli, normal şartlar da tarif edilmelidir. Anormal durumlar için dinin getireceği kolaylıklar o soruna ve kişiye bağlanmalı ve genel kurallar listesine konulmamalıdır. Yoksa işin içerisinden çıkılamaz bir hal alır. Örnekteki cümleyi söyleyen her kimse  anomaliyi belirtmeden söyledi ise profesörlük ünvanını terk etmelidir. Çünkü kaç kitap yazarsa yazsın bunu hak etmiyor demektir. Zaten kaynağı doğru vermediyse ya da ana kaynağa gitmeden bu sonucu ürettiyse bu da konuya akademik yaklaşamadığı ve profesör olamayacağı anlamına gelir. Yoksa kaynak göstermeden kitabı ben de yazarım.  

Laf aramızda dini dogmaların tartışılmadan kabulü ve aktarımı üzerinden bir eğitim modelinde yetişen birisinin profesörlük ünvanı alabilmesi de ilginçtir. Standartların belirlenmesi, şartların oluşturulması, toplum modelinin incelenerek süzgeçten geçirilmesi ve bilginin yeniden üretilmesi gerekir.

Bu konunun çok önemli bir detayı daha vardır. Günümüzde aile içi cinayet boyutlarına varan şiddetin sebeplerinden bir tanesi de, özellikle erkeğin cinsel sorunlarıdır, erken boşalmasıdır. Bu durum dava dosyalarına da yansımakta hatta bu kusurun kadın tarafından aleni haline getirilmiş olması ya da erkeğin yüzüne söylenmesi ceza indirimine gerekçe yapılmaktadır. Ahkam keserek konuyu genelleştirmek istemem. Yukarıda söylediğim gibi bu sorun bir uzman tarafından hasta muayene edilerek çözümlenmelidir. Ancak sorun çoğunlukla endişe bozukluğu diyebileceğimiz bir sorundur. Sadece cinsel yönden düşünmeyin, stres, kaygı, aşırı yorgunluk, kötü sonucun etkilerini düşünme gibi sebeplerle günlük hayatta bir çok kişi bu durumu belli bir süre yaşayabilir. Bu tekrarlanan bir hal almışsa ya da kontrol edilemez boyutlara ulaşmışsa tedavi gerektirir. Ancak çoğu zaman önemsememek bile tekrarını engeller.

Siz süper egonuzu yüce olduğuna inandığınız dini duygular ile doldurduktan sonra bu olayı normalleştirecek kriterler içinde değerlendirirseniz kusuru kendinizde değil size bu durumu yaşatan unsurda ararsınız. Bu örnekte bu unsur “kuyruk sallayan kadındır”. Özellikle tırnak içerisinde yazdım, çünkü toplum içerisindeki algı bu şekildedir, ve kadının bu duruma sebep olacak yerlerinin kapatılması ile sorun çözülmeye çalışılmaktadır. Aslında bunun adı, olayın üstünü örtmek, yani küfürdür.

Siz süper egonuzu erk sahibi (güçlü) olduğunuza inandığınız erkeklik duyguları ile doldurduktan sonra bu olayı normalleştirecek kriterler içerisinde değerlendirirseniz kusuru kendinizde değil size bu durumu yaşatan güçsüz partnerde ararsınız. Dini değerlendirme ile kadını kapatırken güçlülük değerlendirmesi ile kadına sahip olduğunuz ve kullanma yetkisinin sizde olduğu, buna hakkınız olduğu düşüncesine kapılırsınız.

Gördüğünüz gibi bu olayı orucu bozmayan haller listesine ekleyerek normalleştirmek, uzman olmayan ancak normal sınırlarda olan insanların olayı anlayamamasına ancak dini olduğu iddia edildiği için de şüpheye düşmesine sebep olurken, anomaliyi yaşayan insanların da hastalıklarının tespitini zorlaştırarak çözüm araması yerine sorunun kaynağını dışarıda arayarak sorunu genişletmesine neden olmaktadır. 

YORUMLAR

Normallikteki anormallik -

Dinin normali diye üretilmiş normların, dinin bizzat kendisi, yani doğal haliyle kıyasladığınızda; aslında norm-al diye dayatılan standartların ya anormal, ya da hiç olmadığını görebiliriz. Ama benim dikkatimi çeken her zaman şu olmuştur: 1200 yıldır Müslüman olduğunu söyleyen bir toplum, aradan geçen 11 asra rağmen, neden en temel dini konularda bile bocalayıp, fetvaya ihtiyaç duymaktadır? İşte bu başlı başına bir dilemma..! Hayrettin Karaman veya diğerleri olsun, şahsi açıdan gözümde zerre değerleri yok. Ama şu da bir gerçek ki; dinin bu şuurla yaşandığı bir toplumda böyleleri sürekli olacaktır. Belki isimleri değişik olacak ama böyleleri hep var olacak. Sorunun çözümü dilemmayı ortadan kaldırmakta.

0 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.