BÜTÜN KAİNAT BİRBİRİNE SEVGİ İLE BAĞLANMIŞ. HZ. MEVLANA

DİN
0,0
28.06.2014 12:14:33
A+ A-

BÜTÜN KAİNAT BİRBİRİNE SEVGİ İLE  BAĞLANMIŞ.

HZ. MEVLANA

 

 

 

 

Bir Ramazana daha kavuştuk.

Sağlıkla, sevinçle…

Bir ay uzun bir süre, eğer istersek çok şeyler yapabiliriz?

Gönlümüzü bu mubarek günlerde arındırabiliriz.

Para hırsımızı tatile gönderebiliriz. Kinimizi uzaklara fırlatabiliriz. Nefis terbiyesinin her duyu için geçerli olduğunu bilebiliriz.

Kırdıklarımızı arayabilir, kırgınlıklarımızı yok edebiliriz.

Hatta güzellikler yapabiliriz. Hatta sevindirebiliriz.

Kimleri mi? Herkesi.

Büyüklerimizi, küçüklerimizi, ailemizi, kardeşlerimizi, dedim ya tümden dostlarımızı.

Bilmediklerimize de bir şeyler yapabiliriz.

Benim rahmetli babam, ‘iftarda bir misafir olmalı’ derdi. Bazen tanımadıklarımızla açardık iftarlarımızı, bazen uzun süre görmediklerimizle.

Nurlar içinde yatsın benim büyük adam babam derdiki:

“Ne kadar şanslıyız, allah bize bu mübarek ramazanı görmeyi nasip etti. Hadi bakalım çocuklar, orucumuzu tutalım, namazımızı kılalım, dualarımızı edelim. Kalbimizi temizleyelim.”

 

Ben çocukken kalbin nasıl temizleneceğini bir türlü anlamazdım, yine babamdan bana geçen huyumuzu terbiye edelim sözlerinin de ne ifade ettiğini bilmezdim. Çocuk aklı ve kalbimizi temizleyim sözleri!

Deterjan ve kalbin bir arada olmayacağını biliyordum bilmesine de nasıl temizleneceğini bilemiyordum.

Biray uzun zaman, oruçlu günler de öyle… Sahura kadar çok zaman var.

Babam bu zamanların nasılda tadını çıkartırdı Yarabbi?

Konuşurdu ne güzel, anlatırdı ne kadar doğru.

Düşünsenize çocuksunuz bildiğiniz, güvendiğiniz, imrendiğiniz en çok da gururlandığınız büyük adam dediğiniz babanız, sizi adam yerine koyuyor, karşısına alıyor zamanı yok ediyor ve size doğruları anlatıyor.

Kırk bin kere maşallah.

Biz ne kadar şanslıymışız ve ne yazıkki çocuk kalbimiz bunları tam bilememiş.

Yıllar sonraki değerlendirmeler de artılar o kadar çokki gözleriniz yazdıklarınızı göremeyecek kadar duygu yüklü.

 

Kalbimizi temizleyelim de ne yapalım.

Kendimizi terbiye edelim.

Nasıl?

Basit!

Sadece insan olduğumuzu bilelim.

Ölümün olduğunu unutmayalım.

Bu dünyanın geçici olduğunu her gün sona bir adım daha yaklaşıldığını da asla unutmayalım.

Bunlar tamam da hala gönlümdekileri yazamadım.

 

Gönlüm derki, insan olmak mı istiyorsun?

Evet…

İnsan ol o zaman, insan olmanın gerektirdiklerini yap.

 

Burnunu havalara kaldırıp, ben bilirim, ben yaparım, ben en iyiyim, ben var ya ben! Demekten vazgeç.

Elbette bilmelisin, elbette yapmalısın, elbette iyi olmalısın.

Unutma ki herkes biliyor, herkes bir şeyler yapıyor…

Kendi dalında, kendi bildiğinde!

Senin bildiğini ya da yaptığını yapmak durumunda değilki!

Senin görmen anlamada şart değil!

Sadece bilki o da insan, o da başarmış, o da biliyor.

Ve bilki hala yaşıyorsa, hala ailesine bakabiliyorsa o çoktan iyi durumda, o çoktan sayılmayı hak ediyor ve elbette sevilmeyi de!

Sevmek illa sarılıp öpmek değil ki, bazen bir bakış, bazen bir söz! Yarabbi ne büyük güzellikleri getirir. Mutluluk olur, serinlik olur, sevgi olur.

Başarmış biri olduğunu bilirsin.

‘Yaradılanı severim, Yaradan da ötürü’ demiş Mevlana Hazretleri.

Aslında ne kadar kısa bir cümlede ne kadar büyüklükleri ifade etmiş.

Yine Hz. Mevlana demişki:

Biz güzeliz, sen de güzelleş, beze kendini.
Bizim huyumuzla huylan, bize alış başkalarına değil.

Bütün kâinat birbirine sevgi ile bağlanmış.
Sevgini vermesini öğren.
Çünkü gönlün anlasın ki hepsine yer varmış.
Sevgisiz insandan dünya, unutma ki korkarmış.

 

Biz güzeliz derken gönül güzelliğinden söz etmiş ve davet etmiş, sende güzelleş demiş. Neler anlatıyor bu sözler Yarabbi.

 

Başkalarının da başardığını bilmek gerekli…

Ha bir eksik ha bir fazla. Ne fark eder?

Edinimlerimizi bazen sergilemek o kadar kolay değil ki! Sen şanslı olabilirsin her kes için bu geçerli olmayabilir. İmkan verilmemiştir, olanak bulamamıştır.

Ayrıca; senin üç beş kuruşun sadece seni ilgelendiriyor, senin evinde, lüks aracında! Sen insanmısın ona bakılmalı ve ona göre sana saygı duyumalı, etraftan beklediğin o pohpohlanmayı o zaman hak etmelisin!

İyilik ve hayır yapıyormusun?

Çocuk okutuyormusun,

Gönül alıyormusun?

Ona bakmak lazım. Yaşlılar bu mubarek günde hatırlanıldıklarında neler hissederler hiç düşündün mü?

Yıllarını biriktirmişler, hatıraların içinde ne çok nasihatları vardır, ne çok bilgi aktaracak anlatıları vardır.

Ramazan günleri uzun…

Gündüzlerde takat yok ise ya akşamlar ve uzun geceler!

Zaman o zaman var…

İftar açılmış, Allahın bereketi sofralarımızda yerini almış, karınlar doyurulmuş, çaylar içiliyor.

Bu mutluluk birde birikimleri olan yaşlıların sohbetleri ile bilinmeyenleri anlamakla, dinlemekle ne kadar güzel olur!

Her ailenin mutlak bir yaşlı yakını vardır, diyelim ki yok, o zaman yaşlıların bir arada olduğu yerler var.

Buraları biliriz işte oralarda olabiliriz, onları evimize misafir edebiliriz, onlarla iftar açabiliriz, onları iftara evimize çıkartamıyorsak orucu açabilecekleri bir yerlere görütebiliriz, uzun gecelerin erkenlerinden başlayabiliriz.

 

Çocuklar var bir yerlerde.

Anneleri, babaları yok. Onlar çocuklar. Çocuklara Ramazan terbiyesini şimdi de siz büyük olarak anlatmak, vermek istemez misiniz? İşte fırsat…

Buyurun o çocuklara hediyeler alın eğer imkanınız varsa, yoksa saçlarını okşayın, yanaklarından öpün, ellerinden tutun.

Eğer yapabiliyorsanız ne kadar şansılısınız, eğer gönlünüz bunu sevinçle yapıyorsa ne kadar sevap işliyorsunuz.

Ah – ahh’lar.

Yapamadıklarımız için ahlar diyorum.

 

Bazen zaman olmuyor ki bu doğru, çok çalışmak bazen sadece sizin tasarrufunuzda da olmuyor. Bir işverenin yanında da çalışıyor olabiliyorsunuz, bazen de sizde işveren olabiliyorsunuz. Mesuliyetleriniz ağır olabiliyor, sorumluluklar sizin zamansızlığınıza neden olabiliyor.

O zaman o kadar çok bağış yapabileceğiniz, birilerini mutlu edeceğeniz, sevindirebileceğiniz yerler varki, bir telefona bakar…

Evet, bir telefona bakacak o kadar çok adres varki.

Gülümsemek için, gülümsetmek için bir alo yeterli, gerisi arkasından gelecektir.

Sahura kalmışsınız, niyetlenmiş, oruca başlamışsınız, gün uzun ve çok sıcak.

Allah yardımcımız olsun. İşte tam zamanı. Ağzımızı kapatıyoruz, gönül kapımızı açıyoruz. Hadi düşünelim bu mubarek günlerde, kutsal Ramazanda, on bir ayın sultanında

Yapacağımız çok şey olduğunu düşünüyor ve harekete geçiyoruz.

O ne zaman hızlandı mı?

O ne? Ne zaman iftar saati geldi?

 

Allah hepimize gönül terbiyesini nasip etsin.

Hayırlı Ramazanlar.

 

 

Nazan Şara Şatana

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.