Çağrı filminin diktatör prodüktörü: Muammer Al-Kaddafi

Çağrı filminin diktatör prodüktörü: Muammer Al-Kaddafi DİN
0,0
21.10.2014 15:43:47
A+ A-

Sene 1976. Dönemin hatrı sayılır yönetmeni Mustafa Akkad, İslam’ın gerçek hikayesini anlatan bir film çekmek istiyor. Hollywood’ta çalmadığı kapı kalmıyor ama hiçbir prodüktor çalışmaya sıcak bakmıyor. Hatta, böyle bir filmin çekilmesine karşı çıkan kesimlerle bile yüz yüze geliyor. Akkad bu filmi Amerikan sinema sektörünün desteğiyle çekemeyeceğini anladığın gün, Libya Diktatörü Muammer Kaddafi projenin finansörlüğünü üstleniyor. 10 milyon dolarlık bütçe sayesinde filmin çekimi tamamlanıyor.

 

Filmin Arap ülkelerindeki izleyiciler tarafından da keyifle izlenebilmesine özen gösteren yönetmen, oyuncu kadrosunu iki katına çıkarıyor. Yönetmen, İngilizce çekilen bir sahne tamamlandığında, sete Arap oyuncuları davet ediyor ve aynı sahne bir kez de Arapça çekiliyor. Böylece Çağrı Filmi aynı dekor kullanılarak iki kere çekilmiş ender filmlerden biri.

 

Kaddafi’nin desteği olmasaydı, birbirinden uzak kültürlerin arasında köprü oluşturan bu film belki de doksanlı yıllara kadar çekilememiş olacaktı. Geçtiğimiz yıllarda, bizim politikacılarımızın da desteğiyle bu adamın ülkesi yerle yeksan edildi. Libya’ya saldıran NATO güçlerinin lojistik desteği Türk birlikleri tarafından sağlandı. Libya’nın geri kalması için savaşı bahane ederek köprülerini, enerji istasyonlarını, diğer kritik tesislerini bombalayan uçaklar Bodrum’da, Fethiye’de demir atan savaş gemilerinden havalandı.

 

Kaddafi melek gibi bir adamdı demiyorum. Bir diktatördü. Ne yazık ki birçok Afrika ülkesi gibi Libya’daki sosyal hayat da kavim (kabile) esasları üzerine kurulu. Türkiye’nin doğusunun aşiret düzeninden kurtulamadığı gibi. 

 

Yeni bir Çağrı filmi?

Yaklaşık bir yıl önce, Facebook'taki Ateist/Agnostik sayfaları tarafından amatörce hazırlanmış bir video ortaya çıktı. Bu video, Çağrı filmindeki birçok sahnede tarihi gerçeklerin çarptırıldığını iddia ediyor. 

 

 

Kuşku yok ki, İslam son 10 yılda adı dünya siyasetinde en çok geçen din ve bir 10 yıl daha böyle devam edeceğe benziyor. Pratikteki İslam anlayışının, Hristiyanlığın Orta Çağ Avrupasında yaşamış olduğuna benzer değişim geçirmesini savunan ender belgesellere rastlıyoruz. İhsan Eliaçık'ın da katılımda bulunduğu ve Nefise Özkal Lørentzen tarafından çekilmiş olan Manislam belgeseli gibi... Fakat, benim gördüğüm başka bir fırsat var. Haberlerdeki gibi müslüman alemini yermek yerine, övgüyle ve merakla sorgulayıcı bir tavra yöneltecek bir kapı görüyorum.

 

Doğu kültürü aşırı uçlar içerisinde çalkalanan duygusal bir unsur. Yemeğin baharatlısı, cezanın en şiddetlisi, rahatlığın ve keyfin âlâsı hep doğu kültürlerinde var olmuştur. Doğunun coşkulu insanına sevgiyle ve takdirle bir adım gittiğinizde, onlar size on adım gelir. Topla tüfekle gittiğinizde ise sonucu İsis ve belki de daha beterini gerçekleştirecek olan unsurlar ortaya çıkar. Sizce batı kültürü Peygamber karikatürüyle provoke ettiği Pakistanlıları, Bangladeşlileri yeni bir Çağrı filmiyle kazanamaz mı?

 

Türkiye'deki birçok insan Anthony Quinn'e büyük sempati duymaktadır. Hatta aktörün Müslüman olarak öldüğüne inanan insan sayısı da azımsanacak kadar değildir. Peki, Türk toplumu Anthony Quinn'e neden bu kadar sempati duydu? Çünkü o bize bir adım attı. Biz de ona yaklaştık. 

 

Biliyorum, çok hayalperestim ama sizin de öyle olmanızı istiyorum. Johnny Depp'in Hz. Hamza rolünü üstlendiği 2016 yapımı yeni bir Çağrı filmi düşünün. Sanat, İslam toplumlarının kalbine sorgulayıcı ve daha hümanist bir İslam anlayışını övgüyle yerleştirebilir.

 

Sercan Leylek

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.