Cami var, Cemevi var, helva yapsana..

Cami var, Cemevi var, helva yapsana.. DİN
4,6
09.09.2013 00:23:15
A+ A-

Eski Türk filmlerinde sıkça olurdu hani. Aşk sorunsuz başlıyor ve devam ediyorsa eğer, bilirdiniz ki işin aşk kısmı kısa sürecek. Filmin ilk dakikalarında, başrol oyuncusu kadın hülyalı hülyalı eve gelip çantasını koltuğa attıktan bir süre sonra, yine hülyalı hülyalı parmağındaki yüzüğe gülümserdi.

Bir de bakardınız ki dünya evine girmeye hazırlanıyor ve gelinlik ve damatlıkla koşa koşa üzerinde 'evleniyoruz' yazan bir arabaya biniyorlar. Sanki kovalayan var.

Ya da, Amerikan filmlerindeki gibi balayına gidecekler de, uçağa yetişmek için koşar adım eğlenceyi terk ediyorlar.

Geleneksel gelin kızlar, damatlar hantal olur oysa.

Bütün gün berber, foto, tebrikler, kırkım, bir gece öncesi yapılan kına gecesi, gelenler, gidenler, yatılıya kalanlar derken ayakta duracak halleri yoktur. Dokunsan düşecek gibidirler.

Neyse, senaryoya bağlı kalmak açısından, bu dünya evine girme arzusu ile aynı evde yaşamayı birbirine karıştıran âşıklar bir süre sonra olur olmaz şeyler yüzünden kavga etmeye başlarlardı.  

İletişim özürlülüğü üzerine kurulurdu o zamanki filmlerin senaryoları ama biz idmanlıydık. Zerre kadar yitirmezdik umudumuzu. Karşısındakine asıl hislerini söyleyecekleri o ulu anı sabırla beklerdik.

Birbirleri ile anlaşamayan aşıklar kısa sürede aynı yastığa baş koyamaz olurlardı tabi ve salonun ortasına bir uçtan bir uca bir perde gererlerdi. Bu iş sonraları bayağıca tutmuştu hatta.

Ele güne karşı ayrı evlere taşınmaz, evin bu tarafı senin, bu tarafı da benim, derlerdi.

Hıh!!

Gözümün önünde ol, ama sen sana yaşa, ben de bana...

 

Anlaştıkları gibi aynı evde ve mahsuscuktan hür yaşarlardı ex-çiftler ama ikisinin de gözleri ve kulakları hep öteki tarafta olurdu.

Ne almış, ne satmış, kim gelmiş, kim gitmiş, hepsini bilmek isterlerdi.

Bizdeki gerçek hayata benzerdi işin bu kısmı.

Hani anlaşmaların, sözlerin, anlatılanların, etiketlerin, işin, kuralların, öğrenimin ilk versiyonunun her zaman göstermelik olduğunu biliriz ya, o mantık işte.

Orası senin burası benim dedim emme, kulak asma sen.

Orada öyle hep yazıyor ama, işin aslı o deeel.

Adam gibi görünüyor ama, kim bilir nedir.

Maaş bordrosunda bu, da, esası başka.

On beş gün yatıyor sigortam ama, ben tüm çalışıyom.

 

Hadi o aşktır, filmdir, biter, çoğalır amenna ama bazı planlar, ilişkiler de vardır ki ta başından bir koku gelir burnunuza.

Bu ne ya, dersiniz ama eski köye yeni adet getirmeyin, diyen birisi konumuna düşmemek için de susar beklersiniz.

Bir şans vermek istersiniz.

Bu cami ve cemevinin bir arada olması projesi mesela. Bu 'ikisi bir arada' lafı bana biraz da otobüs yolculuklarında dağıtılan ikisi, üçü bir arada, sütlü kahveleri hatırlattı nedense.

Sadesi yok mu bunun ya, diye sorardım her seferinde muavine. Kahve degil ki bu.

Kahvenin yanında şeker ve süt kullanmak bir tercih olmalı, diye söylenirdim. Dayatılmamalı.

İkiye düşürmüşlerdi sonraları.

Süt ve kahve olarak.  

Bildiğiniz gibi Fetullah, hoca efendi, Gülen, 'İslam anlayışında mekân insan gönlüdür' gibi bir laf ettikten sonra Alevilerin önde gelenlerinden biri olan İzzettin Doğan'a 'niye cami ve cemevi aynı bahçede olmasın ki' diye bir haber salmış.

Hem de gözümüzün önünde olursunuz.

O da, e güzel fikir. Bizim gizlimiz saklımız yok. Madem yapacagız, yapmışken ikisinin arasına da, elinizin artığı, bir aşevi koyalım demiş.

Hem, ne demişler, kalbe giden yol, mideden geçer.

O, da 'e, olur. Bizde para çok' demiş.

Yaptırın ve faturayı gönderin ama beni mazur görün. Açılışta bulunamayacağım.

Ankara, Mamak'taki bu arazi 12 dönümlük bir yermiş. Beşi parka gidiyor, geriye kaldı yedi. İkiye bölsen her birine üç buçuk düşüyor ama bu hayır işi olduğu için hemen yarılanmaz tabi.

Hem hediyenin küçüğü büyüğü olmaz.  

Bu kadar cami varken ve de hala yapılırken, niye İslam'da mekan yok demiş onu da anlamış değilim ama var diye bir şey de yok herhalde.

Orada da ortaya, Türk filmindeki gibi, bir perde gerilecek mi, güneş gören yere cemevi mi  yapılacak, yoksa dulda bir yere mi, ezan okunurken cem yapılmasına izin verilecek mi, ya da her gün bir kafa göz mü yarılacak, ambulans hep kapıda mı bekleyecek yoksa çağırdıkça mı gelecek bunlar artık pratikte yaşandıkça çözüm bulunacak olan konulardı ama daha açılışın yapıldığı gün olan bugün epeyce bir gerginlik yaşanmış.  

Alanın etrafında eğitimli köpekler yardımıyla arama yapan güvenlik güçleri bölgeye çıkan tüm yolları trafiğe kapatmış.

Görünen o ki, ne  Gülen efendi müritlerine söz geçirebilmiş ne de Aleviler birilerinin 'hadi kardeş kardeş dua edin bakim' demesini bekliyormuş.   

Uzaktan iyi bir fikir gibi görünse de, aslen değil işte. Hem saygısızlık bir kere.

Elleri değmişken bir kat daha çıksalardı bari. Kilise, cami, cemevi. Üçü bir arada olurdu da, şerbetinden yenmezdi.

Nerede görülmüş.

Dershane mi bu, yoksa hastane mi?

Bırakın da, bari ibadet ederken, insanların biraz özeli olsun.

İki farklı din aynı yastıkta bile yakınlaşmaz iken, aynı binada, tövbe, tövbe.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.