Camilerin Vasıfsızlığı

Camilerin Vasıfsızlığı DİN
0,0
07.07.2014 14:38:02
A+ A-

Selamlar okuyucu,  hoşgeldin. Senden bir isteğim olacak hem de daha başlar başlamaz.  Artık beni mazur göreceksin okuyucu. Başlığı görüp hemen savaş baltalarını çıkarmamanı ve caminin yanındaki negatif anlamlı kelimeyi görüp hiddetlenmemeni veya evet burdan yürüyebiliriz dindar neslin üstüne dememeni istiyorum. Çünkü bu yazı ne bir dine eleştiri ne de bir dini övmek için yazılmış ironik bir yazı bütünü! Sadece bir sistem eleştirisi diyebiliriz. Yani zaten baştan başa saçma bir sistem bütününün içinde yaşıyoruz ama burada beni rahatsız eden camilerin kullanılış daha doğrusu kullanılmayış şekilleridir.


Şöyle ki camii ülkemizde bulunması en basit yerlerden birisidir. Hatta adres tariflerinde BİM ile birlikte en çok kullanılagelen yerleşkedir. Her yerde olduğu gibi bu camilerin ebatları da büyük olup bayram namazı,  cuma namazı ve kandiller dışında kesinlikle dolmadığı hatta genel olarak boş olduğu yerlerdir. Yani yılda 5 kandil,  2 bayram namazı ve 52 cuma namazı olduğunu düşünürsek 365 günde sadece 59 gün dolmakta ve hatta teravih namazını da sayarsak 89 gün dolmakta diyebiliriz. Geriye kalan 276 gün ve bugünlerde ki o özel namazlardaki vakitler dışında camii çok da fazla kullanılmıyor diyebiliriz. Yani en azından küçük bir mescitin kullanıldığı kadar kullanılıyor. Tabii bunlar Sultanahmet gibi Ulucamiler gibi özel ve turistik camiler dışındaki camiler.


Neyse artık asıl konuya gelmek gerekirse dershanelerin kapatıldığı,  kitap ihtiyaçlarının sadece kırtasiyeden karşılanıldığı,  kütüphanenin ise ne demek olduğunu bile bilemediğimiz,  bir devirde camiiler biraz daha fazla işlev yüklenemez mi? Veya diyanete harcanan para birazda eğitime ayrılamaz mı? Geçen cumada hocanın Bursa'ya büyük bir eğitim komleksi yapılacağını söylediğini duydum. Burada Kur'an eğitimi verilecekmiş ve hafızlar yetiştirilecekmiş. Peki sorarım o kutsal kitap sadece okunup,  ezberlenmek için mi gönderilmiştir? Başka coğrafyalardan örnek vermeye gerek yok açın biraz Osmanlı Tarihi okuyun yeterli. Osmanlı zamanında devrin en büyük alimlerine,  bilim adamlarına baktığınız zaman medrese kültürüyle yetişip dini bilimlere hakim şimdiki ağızla hoca ve hafızlardan oluşmakta idi.


Tüm dünyanın Allah'ın ol demesiyle olduğuna inanıldığı bir inançta yaratılmış olan dünyanın okunmayıp,  yok sayılması ve sadece bu dünyanın bir kılavuzu olan Kur'an'ı okuması ve ezberlenmesi ne kadar mantıklı? Burada biraz celallendiğini hissediyorum okuyucu lütfen sakin! Ben Kur'an okumayıp camiilere gitmeyin demiyorum. Camiilerde Enaam Suresi 101.  ayeti okutup bunun anlamını anlatmayan bir sistem ne kadar mantıklıdır diyorum. O ayeti merak ediyorsanız söyleyim. 'O gökleri ve yeri yoktan var edendir. 'Hatırladınız mı bunu okuyucu? Bigbang desem çıkarabilecek misiniz sayın okuyucu? Zumer suresi 5. ayette 'Gökleri ve yeri hak olarak yarattı.  Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor,  gündüzü de gecenin üstüne sarıp örtüyor. ' diyerek dünyanın yuvarlaklığının anlatıldığını nasıl olur da bir din görevlisi talebesine öğretmez diyorum sayın okuyucu ve bunun gibi bir çok ayetten bahsediyorum.


Biraz fazla uzattım gibi okuyucu. Umarım fazla sıkılmamışsındır ama şimdi bağlıyorum sabret lütfen. Burada demek istediğim camiiler sadece namaz kılınıp,  kuran okunulduğu yerler olamaz. Camiiler bir kültür yuvası olmalı Kuran da okunmalı,  Öklid de okunmalı,  Sokrates de,  Farabi de,  Kafka da,  Sait Faik de,  Orhan Pamuk da,  Stephen King de hatta Darwin de okunmalı camiilerde. İlim Çin'de bile olsa gidip alın diyen ve 'Oku! ' diye başlayan bir kitabı bulunan bir din için bence bu geçerli ya sizce?

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.