Cemaat parti kavgası ve İslami hareket metodu

Cemaat parti kavgası ve İslami hareket metodu DİN
1,0
31.03.2014 18:30:11
A+ A-

20. Yüzyılın başından itibaren özellikle Osmanlının dağılmasından sonra, İslam’ın hayat alanından silindiği, İslami dünya görüşünün çağdaş dünyada yaşayamayacağı. İslam dininin gerici bir din olduğu, orta çağ karanlığında kaldığı gibi bir algı oluşturulmak istenmiştir. Bu algıyı bir gerçekmiş gibi gösterip insanımız gayri İslami bir hayat yaşamaya teşvik edilmiştir.

Bunun karşısında gerek İslam ulaması, gerekse Müslüman aydın bireysel ve örgütlü bir çaba içerisine girmiştir. Bu algının doğru olmadığını, İslam’ın çağlar üstü bir din olduğunu, dinamik yapısıyla tarihin her dönemine hitap ettiğini, her dönemin sorunlarına en doğru çözümü İslam’ın getirdiğini, İnsan tabiatına en uygun hayat nizamının İslam olduğunu söyleye gelmişlerdir.

Bu çabalar neticesinde İslam dünyasının her yerinde ve ülkemizde ağır bedeller ödemeyi göze almış Müslümanlar, bu uğurda çalışanlara kucak açmıştır.

Fethullah Gülen cemaati ve AK Parti de bu bağlamda değerlendirilmiş, milletimiz cemaate ve partiye bu endişeyle sahip çıkmıştır. Cemaate çocuklarımıza laik eğitim sistemi içinde hiç değilse ahlaki ve İslami değerleri de verir, sistemin zararlı etkilerinden korur diye destek olmuştur. Onların açtığı okullara ve dershanelere çocuklarını göndermiş, bununla yetinmeyip yurt içinde ve dışında okullar açsın diye adeta seferber olmuştur. Cemaatin çıkardığı dergi ve gazeteleri okuma yazma bilmeyen Müslümanlar bile abone olmak suretiyle desteklemiş. Ailesi karşı çıktığı için evine gelmesini istemeyen insanlar bile parasını verip başkalarına göndermiştir. Her anlayıştan Müslüman kendi grubuna, tarikatına vermediği desteği bu cemaate vermiştir. Onları bir ümit ve özlem kapısı olarak görmüş yaptığı hataları bile hoş karşılayabilmiştir. Onlara en mesafeli duran insanlar bile biz bunların anlayışına güvenmiyoruz ama yaptıklarını da inkar edemeyiz diyerek dolaylı desteklerini esirgememişlerdir.

Aynı şekilde Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde çıkan AK Partiyi bağrına basmış, İslami kimliğini ve söylemini daha açık ve yüksek perdeden haykıran Necmettin Erbakan’a bile vermediği desteği bu partiye vermiştir. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan, millete daha samimi ve inandırıcı gelmiştir. Kullandığı siyasi dil ve argüman millet tarafından benimsenmiş, İslami endişesi olan insanların tamamına yakını bu partiye destek olmuş dünya siyaset tarihine girebilecek bir destekle, Türkiye tarihine damga vurmasına vesile olmuştur.

Geldiğimiz noktada cemaat ve parti bir birine savaş açmış bu güne kadar kol kola, omuz omuza, yan yana görülen bu iki Müslüman yapı karşı karşıya gelmiş, milletin bu güne kadar alışık olmadığı üslup ve yöntemlerle bir birilerini yok etme çabasına girmiş durumdalar.

Parti cemaati vatan haini, yabancı ajanların kullandığı bir yapı, şer şebekesi, İslam’ı Müslümanları uyuşturmak için silah gibi kullanan bir örgüt, Müslümanlardan topladığı parayı kafir şer güçleri güçlendirmek için kullanan, İslam topraklarını işgal eden ABD ve İsrail gibi devletlerle iş birliği içinde olan, Müslümanlar arasında fitne çıkaran, Müslümanalar ile değil Vatikan’la iş birliğine giden bir cemaat olarak tanımlıyor.

Cemaat ise partiyi hırsız, mal mülk biriktirmek için her türlü haksızlığı yapan, diktatör, hak ve özgürlükleri kısıtlayan bir parti olarak tanımlıyor.

Bu kavgada kullanılan argümanlar, İslami endişeyle parti ya da cemaat kurma yoluyla toplumu İslamileştirme endişesinde olan insanların temiz olmadığı algısı oluşturmaktadır.

Toplumu dönüştürmek için çalışan aydın, alim ve grupların bu kavgada nerede durdukları ve hangi mantıkla hareket ettikleri oldukça önemlidir.

Olayları sağlıklı bir şekilde tahlil ederek, sahih ve Kur ’ani bir metot izleyerek İslam ve Müslümanlar hakkında oluşturulmak istenen algıyı tersine çevirmelidirler.

İslam’a hizmet ve İslami toplum ancak İslami bir metotla oluşturulabilir, batıl yollarla, kafir ve müşriklerin desteği ile onlarla işbirliğine gidilerek İslami bir toplum oluşturma hevesi boş ve batıl bir hevestir. Aynı şekilde, İslami bir ahlak anlayışından yoksun insanların, İslami bir toplum modeli oluşturamayacağı bir hakikat olarak önümüzdedir. İslami hareket metodu yeniden gündeme getirilmeli, Bu amaçla yazılmış kitaplar ve ortaya koyulmuş pratikler tekrar gündeme alınmalı. Sahih bir İslami hareket oluşturmak için kafa yorulmalıdır. Kur’an ve sünnete uygun İslami hareket metodu teorik ve pratik olarak ortaya koyulmalıdır.

Vesselam…

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.